5 Ağu 2012

Hayat güzeldir aslında



Hani her gün yapılan haksızlıkları görürken hatta bizzat yaşarken, öfkelenip “olmaz böyle şey!” dersin ya.
Y a da ne bileyim kendin gibi zannedersin ya çevrendeki insanları ve “bu kadar da yapamazlar, yok artık, insan olamaz bunu yapan” dersin ya. Hah işte o ayıpladıkların da tam da bu sebepten yapmıştır onca kötülüğü, kendileri gibi zannetmişlerdir çevresindekileri. 

Onlara da etraf aynen onlar gibi kötüdür, art niyetlidir. Vurulmadan vurmayı düşündüklerinden, intikam içinde yandıklarından böylesine acımasızdırlar.

Dün dünya nasıl dönmüşse bugün de aynen öyle dönmektedir. Her şey birbiri ardında devirilip geçerken, mevsimler birbirini kovalarken ve bedenlerimiz her gün daha da yaşlanırken kaçımız farkındadır, gelip geçen anın güzelliğinin. Güzelliğinden öte, ne kadar özel olduğunun? 
Farkında mısındır?

Yokuş aşağı hızla ilerleyen freni patlamış kamyonlar gibi yaşıyorken hayatlarımızı, acaba kaçımız farkındadır, önümüze çıkan her şeyi ezmenin ne büyük zalimlik olduğunu?

Kimilerimiz hayatlarını bağıra çağıra yaşarken, kimilerimiz usulca yaşamaya çalışıyor. Kimilerimiz ise bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyor. Atalarımızdan kalmış bir sözmüş. Ne acımasız bir sözmüş aslında. Peki o yılanın şimdilik sana dokunmamasının sebebinin, sıranın henüz sana gelmemesinden olduğunu hiç düşündün mü?

Sen sana dokunmayan yılanlara “bin yaşa” derken. Sıranın ertesi gün sana geleceğini bilsen de yine aynı şekilde şakıyacak mısındır? Yoksa pek bir tutuşup, şaşkına mı döneceksindir?

Hani hayat zordur ya, zorluğun tümü bizzat biz insanlardan kaynaklanması da ayrı bir acıklı durumdur.

Hayata gözlerini daha yeni açan bebeciklerin masumiyeti kadar temizdir hayat aslında. 

Hayat bir o kadar da kutsaldır. 

Tıpkı yaşlı bir adamın iyi görmeyen gözleri gibidir,  o yeni doğmuş bebeğin gözleri de. 
Her ikisi de pek iyi seçemez çevresini. Yaşlı adamın gözlerinde hayatın tüm zorlukları, iki yüzlülükleri, yılgınlıkları ve elbette mutlulukları da, güzellikleri de varken. 

O yeni doğan bebenin gözlerinde de hayatın bilinmezliği, saflığı ve temizliği vardır ve hayat aslında güzeldir. 

Yaşarken ve fırsatınız varken değerini bilin.

3 Yorum:

guguk kuşu on 5 Ağustos 2012 19:20 dedi ki...

işte bu terör de tam da anlattığın gibi birşey şu mübarek günlerde 8 ailenin evine yine ateş düştü. Niye???? işte bunun cevabı çok acı ki herkes duymazlıktan geliyor.

Biraz on 6 Ağustos 2012 00:23 dedi ki...

Evet cok cok aci, sabah gazetelerde gordum.

Sonra yine bicak kemige dayandi laflari dolanmaya baslayacak, bu nasil bir bicak ve kemikmis hala anlayamadim. Sonra sozun bittigi yerdeyiz de denecektir. Peki neyin basladigi yerdeyiz?
Ona bir cevap olmayacak yine buyuk ihtimal.

Fakat diger yandan bakalim gundemi degistirecek yeni konu ne olacak.

Gundemi degistirecek yeni konular ciksa da, birakin yeni gundem konularini da simdi bu 8 ailenin evine dusen atesi ve gencecik insanlarimiz hakkinda ne yapacagiz, bir daha yeni atesler dusmemesi icin ne yapiyoruz sorusunu soracak miyiz? Bir de bu var tabii.

Haklisin guguk kusu herkes duymazliktan geliyor. :(

guguk kuşu on 6 Ağustos 2012 10:15 dedi ki...

100 küsür pkk lı öldürüldü deniyor..buna mı sevinmeliyiz...100 küsür için onlarca genci toprağa gömmek iyi bir bedel mi, sayısal olarak karda mıyız?
yıllardır kaç binlerce genç uğurladık acıyla, biz 3 tane öldürdük, onlar 2 tane,,,,,böyle olmaz.
biz birkaçını durdurana kadar onlar başka yerden toparlanıp geliyorlar. heryerden saldırmalıyız, aralıksız, durmadan, topyekün..kısaca bunun adını koyalım: savaşmak gerekiyorsa savaşalım, adı belli olsun ve bitsin...
ekranda tüm şehit ailelelerinin bugüne kadar gariban olduğunu görmek beni ayrıca ürkütüyor, tiksiniyorum bazı insanlarla aynı toprağa basmaktan....kendimi çaresiz hissetmekten

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template