Haftanın HMB Parçası

Dark Chariot, Peer Raben (Güncelleme: 11 Temmuz 2009)

Şeker Hayatlar - Pazartesi Sendromu

Pazartesi, Temmuz 13, 2009

Devamını Oku

Şeker Hayatlar - Eyvah!

Pazar, Temmuz 12, 2009

Devamını Oku

Yağmurlu Günler

Çarşamba, Haziran 24, 2009



Haziran geldi ama yaz gelemedi ve haziran ayı hiç bu kadar soğuk, güneşsiz ama yağmurlu olmamıştı.
Güneşsiz derken mecazi bir anlamda değil. Kelimenin tam anlamıyla güneş yok. Nerdeyse 20 günden fazla güneşi görmüyoruz. Her gün yağmurlu ve her gün gri. Elbette her gün soğuk da. Ortalama 17C civarı.

Havanın gri olması çoğu zaman moral bozucu olsa da...insanın içine ve evine dönüp bakması, bakınca da mutlu olabilmesi önemli bir şey.
Havanın gri olması değil de içimizin gri olması pek tatsız oluyor.
O yüzden sadece havanın gri olması güzel bir şey. Nasıl olsa güneş bir gün gelecektir diye düşünüyoruz. Umutsuz yaşanmaz ki.

Bu arada aşağıya geçen gün gazetede yayımlanan istatistik bilgisini koyuyorum.
Rekora gidiyoruz güneşsizlikte.

(Kaynak: Boston Globe Gazetesi)
Devamını Oku

Şeker Hayatlar - Çaydan kaçarken...

Cuma, Haziran 12, 2009

Devamını Oku

Şeker Hayatlar - Şapşal!

Salı, Haziran 09, 2009

Devamını Oku

Şeker Hayatlar- Rutubet

Pazartesi, Haziran 08, 2009

Devamını Oku

Eskiden


Eski zamanlarda...yok yahu çok da eski değil. Biz çocukken filan.
Sokakta oynarken...bazen fazlaca gürültü yaptığımızdan olacak, pencere kenarına tüneyen ya da balkon sefası yapmaya çalışan yaşlı amca ve teyzeler acaip gıcık olurdu bu çıkan gürültülere.

Sonrasında artık söylenenler, bağırıp çağıranlar, su filan atanlarla geçerdi günler. 
Bizler de elbette çocuk olarak pek bir bozulurduk bu duruma..."ulen noluyo...şurada bi oynuyoz kırk yılın bi günü...hem teyze yaaa gider ayak ne bize ızdırap oluyon ki?" şeklindeki kifayetsiz söylenmelerimiz ile bir  iki sokak  ileriye ya da bir kaç apartman öteye gidip orada oyunlarımıza devam etmemizle sinirimiz son bulurdu...Bu sefer de oradaki yaşlı teyze ve amcaları gürültülerimizle delirtirdik galiba. 

"Şimdi nereden çıktı bu çocukluk anısı?" derseniz...
Şu şekilde çıktı diyerek anlatayım hemen.

Bugün (pazar günü) burada çok miskin bir hava var...hava sanki yağdı yağacak şeklinde 28C ama insanı halsiz bırakan, aktivite yoksunu haline getiren bir şekilde tepemizde.
 
Dolayısı ile hem çalışmam gerekiyor hem de çalışasım yok.
Ama çalışmam gerekiyor.
Üzerinde çalıştığımız projenin veri bankasını güncellemem lazım...yeni genler, SNPler, proteinler, hastalıklar filan...

Balkonda çalışmak çok güzel  bir opsiyon gibi geldi gözüme...

Hemen balkona fırlayıp kucağımda bilgisayarım başladım çalışmaya...
Biraz sonra aşağıda apartmanın yanındaki düzgün asfaltta kaykaycı çocuklar başladılar "takırt....fırs fırs...takırt...tankkk...tunkkk...tangırt...fırs fırs"
şeklindeki gıcık ötesi kaykay seslerini çıkartmaya...(her ne kadar çocukken kaykay şeysi ile ilgilensem de..bu sesler beni adeta çıldırttı)...koca eşekler böyle ziv ziv ziv...kayarken konsantrasyonum bozuldu ve aynen sizin de şimdi okumakta olduğunuz bu blogu yazmak zorunda kaldım. 

Bu arada balkondan aşağıya doğru "olm koca adam olmuşsun...utanmıyon muu kaykay ile kaymaya?" şeklindeki yetişkin ve delirmiş insan serzenişinde bulunmayı da ihmal etmedim. Elbette türkçe serzenişte bulundum...zaten sesimin oturduğum yerden aşağılara gitmesi ise pek mümkün diil...gitse de anlaşılması mümkün diil. 20 y'ldan az bir sürede o  çocukluğumuzdaki amcalara dönüşmüştüm...hem de bu genç yaşta.

Neyse...işte.
Ben bi daha sesleniim aşağıya

"Olm utanmıyon mu kaykayla kaymaya...burada...bak hala...zıplıyo..de git layyn"


Devamını Oku

Şeker Hayatlar- Nasıl şeker?

Cuma, Haziran 05, 2009

Devamını Oku

Hayattan ve Masallardan Biraz - Designer: Douglas Bowman | Dimodifikasi oleh Abdul Munir Original Posting Rounders 3 Column