17 Kas 2008

Modern Zamanların Masalı

Modern zamanların masalına “bir varmış, bir yokmuş...” diye başlamak çok mu demode olur acaba?
Ama ben masalları anlatmıyor muyum zaten bu blog yazılarında?
Hayattan ve masallardan biraz diyorum...Hangisi daha fazla hayattan mı yoksa masallardan mı?
Bilemiyorum ki?
Neyse ben modern zamanların masalına başlıyorum.

Bir varmııııııış bir yokmuuuuuuş, evvel zaman i..çin..de...

Yok yok daha fazla uzatamıyorum direk masala giriyorum...kusura bakmayın artık.


Bir adam varmış.
Kaf dağının arkasında değilmiş.
Ama bir vadinin ardındaymış bu adam.

O zamanlarda dünyada çok derin bir vadi varmış...şimdilerde isteseniz de göremezsiniz o derin vadiyi...işte onun ardında yaşarmış bu adam.

Gece olunca...vadinin öbür tarafında rüyalarını arayan kadını düşünürmüş.

Rüyalarını arayan kadın uykuların en ortasındayken adam merak edermiş.

Ne oldu da rüyasız kaldı?
Hiç mi görmez oldu?
Yoksa hiç bir zaman rüyaları olmadı mı? Tıpkı artık oyuncaklarının da olmadığı gibi...

Eğer rüyaları vardı da...sonradan bitti ise acaba aniden mi gittiler?...Yoksa yavaş yavaş mı çekildiler?

Ne zordur rüyasız yaşamak diye düşünür adam...
Hatta
“Keşke bir dokunsam gözlerine ve o dakika rüyalarına kavuşsa.” diye aklından geçirir. Ama sihirbaz değildir ki...nasıl yapabilsin?

Çok mu imkansızdır, çok mu zordur?
Ama masallarda her şey mümkün değil midir?
O zaman masalın gücüyle her şeyi mümkün yapsak?
...

Rüyalarını arayan kadın, uykuların en ortasındayken, adam parmaklarının en ucuna basarak ve onu uyandırmaktan korkarak...sessizce uykusunun kenarında otursa.
Rüyalarını yakalamaya başlasa...ve rüyalarını tekrar görmesi için ona uzatsa ama kirpiklerinden en içeri...çok mu zor bir işe kalkışmış olur acaba?

Olmaz...hatta çok kolay bile olur...Masal değil mi bu zaten?

Masal ile ilgisi yok ama rüyalar demişken yazayım hemen...
Bilir misiniz?
Sonradan kör olan insanlar ilk başlarda rüya görüyorken...yavaşça rüya görmeyi bırakırlarmış. Bir daha hiç bir zaman için de rüya göremezlermiş.
Görsel dünyaya açılan, tek kapıları olan rüyalar bir daha hiç uğramazmış uykularına.

Nerede kalmıştık?...Masalı bitirelim di mi?

Masalı bitirmeden yazıyı bitirmek en başta rüyalarını arayan kadına haksızlık olur.

O yüzden devam edelim.
Adam kadının kirpiklerinden en içeriye doğru, derin bakan gözlerinin en derinlerine rüyaları teker teker bırakmaya başlar...Bu arada sessizce bırakırken hayran kalır kadının rüyalarına.

“Halbuki ne de güzel rüyaları varmış bu güzel kadının” der.
Tüm gece boyunca...teker teker özenle hepsini gözlerinin en derinlerine yollar.
En derinlerine yollar ki kaçmasınlar bir yere.
Sabah uyandığında...kadın hepsini hatırlasın, ister adam.

Rüyalarını arayan kadın aslında gerçekten de her gece birbirinden güzel rüyalar görmektedir. Ama hepsi bir tarafa uçuştuğundan ve nasıl yakalaması gerektiğini de hiç bilmediğinden...sabahları rüyasız kalmıştır, hem de uzun zamandır bu böyledir.

Sabah güneş doğmadan adam kadının uykusunun kenarından usulca iner ve yine sessizce o derin vadinin ardına çekilir.
Artık uyuma sırası ondadır...Rüyalardan ve hayallerden yana sıkıntısı hiç olmayan bu adam...uykusuna dalarken, rüyalarını arayan kadın uyanır yeni bir sabaha. Bu sefer her zamankinden daha zor açmıştır gözlerini.
Tuhaf hisseder...inanamaz...hayal meyal bir adamın yatağının baş ucuna oturduğunu hatırlar sanki...

“Bu olsa olsa rüyadır” der...
“Hiç olmayan birini yoksa nasıl hatırlarım ki?” diye düşünür.

Kadın mutlu olur, uzunca zaman sonra tekrar rüyalarını bulduğuna sevinir.

Adam ise ondan sonraki her gece...kadının uykusunun kenarına oturur seyreder...Artık rüyalar kendiliğinden kadının gözlerinin içine düşmektedir.
Adam da mutlu olur...ama uçuşup kaçmalarından korkar...tıpkı rüyalarını tekrar bulan kadının kaybolmasından korktugu gibi korkar.
Halbuki bilmesi lazımdır, hayatta korkulacak şeyler değil, öğrenilecek şeyler vardır.

6 Yorum:

beenmaya on 17 Kasım 2008 11:30 dedi ki...

özellikle körlerle ilgili bölümden çok etkilendim. sahiden görsel dünyaları köreldikçe rüyaları da azalıyor mu. peki kendi hayal güçleri yeterli olmaz mı rüya görmelerine...

Biraz on 17 Kasım 2008 15:24 dedi ki...

Gunduz Vassaf'in "Cennetin Dibi" isimli kitabinda gecmekte korler ile ilgili bolum...ilginc bir bilgi hakikaten. Bir takim deneyler yapilmis daha uzun sure ruya gormeleri icin korluk sonrasi diger duyulari guclenmeye basladigindan onlari da azaltmaya calismislar o sekilde etkiyi olcmusler gibi...

Buzcevheri on 18 Kasım 2008 13:49 dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Buzcevheri on 18 Kasım 2008 13:55 dedi ki...

Gündüz Vassaf ne de güzel yazıyor ya. Ne de güzel bilgilendiriyor. Başucu kitaplarımdır onunkiler. Bu arada sizinle benzer şeyleri sevdiğimizi farkettim, benzeşiyor yani.. =)

Biraz on 18 Kasım 2008 23:22 dedi ki...

hakikaten guzel rastlantilar bunlar.

7.oda on 8 Nisan 2009 09:26 dedi ki...

gerçekler hayaller ile başlar demişti biri..
hayaller de rüyalarla başlıyordur belki..
kadın her gece usulca uyuyor hala..
rüyalarının bazen farkında, bazen uzağında..

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template