3 Oca 2009

Elinizi çabuk tutun!


("Blue Monday", Nouvelle Vague)

Öyle denize girmeden önce kıyıda uzunca bekleyenlerden misinizdir?

Ve önce parmak uçlarınızı değdirip yüzünüze yayılan salakça gülümseme ile omuzlarınızı kısanlardan mısınızdır?

Ben öyleyimdir…
Evet aynen öyle o salak gülümseme de yayılır suratıma…
Su sıcak bile olsa.
Öyledir işte.

Ya da havuza girmek icin etrafında dakikalarca dolanıp, sonra hafifçe girme çabalarında olanlardan mısınızdır?

Etrafa da bakınıp o tüm çekingenliğinizin kimler tarafından izlendiğini de mi merak edersiniz? (yok havuza girerken ben böyle yapmam, sadece denize girerken…oyalanırım)

Halbuki kimse size bakmıyordur bile.
Nedense yine herşeyin merkezinde olduğunuzu mu düşünürsünüz?

Mesela ben artık denize sallana sallana, tereddüt ede ede girmiyorum.

Bitti o tereddütler, titremeler!

Dolayısı ile o salak gülümseme de yayılmıyor suratıma.

Hayatta aldığımız kararları da buna benzetiyorum…
Böyle uzun uzun düşünüyoruz her adımımızda (öyle uzun uzun düşünmeyenleri, havuza ya da denize hemen atlayanları tebrik ederim).

Hayat kısa…hakikaten kısa.

Düşünün bak.
En verimli yıllarınız taş çatlasa 20 yıldır…Yok moral bozmak değil amacım.

Hayata en kafa tutanımız kaç yıl yaşar?

90? 100? 110?

Dedim ya amacım moral bozmak değil…
Amacım "Elinizi çabuk tutun. Ne yapacaksanız bir an önce yapın" demek.

Kimse sizi beklemiyor.
Hayat gelip geçiyor.
O yüzden yaşadığınız zamanın ve her anın değerini bilin.

Böyle ahkam kesiyorken ben biliyor muyum peki?

Yok yahu ben de bilmiyorum…
Sadece görüyorum…
Gördüğümü yazıyorum.

Hadi elinizi çabuk tutun…

Hatta denize girecekseniz de bir an önce girin…


(İlk olarak MB'de yayımlanmıştır.)

7 Yorum:

Aydan Atlayan Kedi on 3 Ocak 2009 23:22 dedi ki...

Ben pat diye atlayanlardanım denize :) "Soğuksa alışırım ne olacaksa bir an önce olsun" derim :)
Elimizi çabuk tutmalı doğru söylüyorsun yoksa bir bakmışsın arkanda kocaman bir sandık üzerinde şöyle yazıyor: "Ertelenenler" Ve o sandığın ağırlığını taşımak hiç ama hiç kolay değil.

öykü on 4 Ocak 2009 00:11 dedi ki...

Sevdıgın seylerı aman ne dusunurler korkusu ıle ertelemek yerine cevreyı degıl kendını bırıncı plana almak.. Kulaga hos gelıyor :)
Ben bı suredır uygulamaya calısıyrum elımden geldıgınce tabi ve hayat cok kısa bunu ıyı bılıyorum.

Biraz on 4 Ocak 2009 00:50 dedi ki...

>Aydan Atlayan Kedi
Hayat bizi ertelemiyorken bizim onu ertelememiz olmayacak sey!

>öykü
Zaten baskalari ne der diye dusundukce onlar icin yasiyoruz ki...kendimiz icin degil..onlar icin.
Ne yazik ki cogu zaman da boyle surup gidiyor.

Ve haklisin hayat cok kisa...en uzun dediklerimiz bile kisa aslinda.

LÂL on 4 Ocak 2009 15:42 dedi ki...

Hayatıma dair en önemli kararları hep pat diye alırım.. İlk kanaatin doğru olduğuna inanırım nedense.. Yanılır mıyım ..elbette.. Ama " o an öyle olması gerekiyordu" diye düşünürüm yine de.. Ertelemek.. Bir nefes sonrası bile garanti değilken hem de... Delilik olmalı.. Ama ben hayatı ertelemeyen bir deli olmayı tercih ediyorum.. Kimileri ,hiç zamanlamayı bilmiyorsun dese de. Bu yazıya yarın sabah da yorum yazabilirdim.. ama yarın sabah hiç olmayabilir öyle değil mi.. Sevgiler...

YALNIZLIK OKULU on 4 Ocak 2009 18:18 dedi ki...

son zamanlarda zaman bana yetmediğini düşündükçe hep hayatın çok kısa ama yapılacak çok şeyin olduğunu düşünüyorum o kadar şeyi kaçırıyoruz ki hep bir şeyler eksik kalacak gibi duruyor...

Biraz on 4 Ocak 2009 19:12 dedi ki...

>LAL
acele etmeden ama cabuk davranmak...cogu zaman zor bir durumdur ikisini ayirt ederek yapabilmek.

>YALNIZLIK OKULU
En azindan imkanimiz olanlari bir an once yapabilmek lazim...kolaylarindan baslamak mesela...ben oyle yapmaya calisiyorum son zamanlarda.

Ferhanca on 4 Ocak 2009 19:28 dedi ki...

Düşünmekten bir ileri bir geri gitmekten zamanın ne kadar hızlı geçtğini anlamıyoruz. naladığımız zaman bu hengi yaş olursa olsun "elimizi çabuk tutmalıyız"
çoğu insanın bu yazıyı uyarı olarak okuması gerekir.

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template