19 Oca 2009

Gece hızlı öldürür-9


("Sometime later", Alpha)

Yaşadığım şeye aşk demiştim tıpkı sizin de diyebileceğiniz gibi.
Tıpkı sizin de hissedeceğiniz gibi.

Yaşadıklarımızın bize ama sadece bize özel olduğunu düşünürüz. Halbuki ilk defa biliyor olmak bizi böyle düşündürtür. Sonrasında alıştıkça özelliği de biter...heyecanı da.

Gece sıradanlığa dayanıksız insanlardandı. O hiç bir zaman özel oluşunun bitmesini istemiyordu. Bunu onu tanıdıkça anladım.

Bazen pek bir rutinleşmiş işlerimizi yaparken aklımız öyle uçuşup gider ya bir yerlere...Benim aklımsa hep ona gidiyordu.

Son yemeğini ölmeden 1-2 saat önce  yemiş demekki diye geçirdim içimden. Cesedi bulduklarında saat 22:00 sularıymış. Daha sindirilmemiş yedikleri.
Büyük ihtimalle 20:00 ya da 21:00 civarı öldürülmüş. Bunun için midesine ve hatta ince barsağına da baktık. Olduğu gibi duruyordu yedikleri. Acaba biliyor muydu midesine indirdiği yemeklerin son yemeği olduğunu? Kim öldürmüşse arkadan yaklaşmış...boynundaki derin kesik izinin yönü ve eğimi katilin solak olduğunu gösteriyor.

Her şeyi dışarı çıkarmıştık...tüm organları.
Sonra hepsini tekrar yerleştirdik, diktik eski haline gelmedi ama dağıttığımız her şeyi toparlayıp yerli yerine koymuştuk.
Aklıma çoçukluğumda dağıttığım odam geldi. Tüm oyuncaklarımı dağıtır sonra da toplardım ya...masadaki adamı da dağıtmış sonra da toplamıştık.
Yine yazdık raporumuzu işin sonunda.

Ofisime gitmek yerine bahçeye çıktım.
Temiz hava almak istedim. Biraz da Gece hakkında düşünmek istediğimdendi dışarı çıkmamın sebebi.


Gündüzleri bitmiş hayatların sahipleri ile uğraşıyor, birilerinin neden olduğu ölümleri çözmek için çalışıyordum. Geri kalan zamanda da Gece ile ilgili hayallerime dalıyordum...
O ana kadar aramızda kısacık küçücük şeyler yaşanmış olsa da tekrar tekrar düşünüyordum...tıpkı her aşık adamın yapacağı gibi.

Bu arada doğum günü partisinde, Gece ile olan dansımızı da anlamaya çalışıyordum. Anlayacak ne var demeyin.
Çok uzattığımı da düşünmeyin.
Yine nöbetteydim ama aklım hala o Perşembe akşamında takılıp kalmıştı.

 
Dansederken gözlerimiz gözlerimize dokunuyordu sanki.
Çok klişe bir laf gibi geliyor di mi?
Ama değil.
Eğer o gözler size de öyle baksaydı anlardınız klişe olmadığını ve bu durumun başka bir şekilde anlatılamayacağını da bilirdiniz.

Nasıl da bakmıştı, öyle baş döndürücü?
Kimsenin şimdiye kadar bakmadığı bir şekilde...
Ne kadar da canlı, aydınlık ve de parlak gözleri vardı.

Ölülerin gözlerinden bilirim bu parlaklığın anlamını ve değerini.
Onların ki adeta bir bulut tabakası ile kaplanır...sislidir bakışları. Hayatın parlaklığı gibi gözlerinin parlaklığı da hayatın gitmesi ile bitmiştir.
Gece’de hayatın parlaklığı vardı işte.

Sonraki haftadan itibaren Gece ile buluşmalarımız sıklaşmaya başladı. Artık hep arayan taraf ben değildim. O da arıyor, o da buluşmayı istiyordu.

Kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadındı ya.
İstediğini alıyordu hayattan.
Benden de alıyordu.


Bir keresinde “hiç bir şey olması gerektiği gibi değil demişti” ilk o zaman farkettim bu söylediğinin, onun lafı olmadığını.
Tıpkı dudağının kenarına kondurduğu kısa tebessümün de kendisine ait olmadığınmı farkettğim gibi.
Çok önce aynı tebessümü bir arkadaşında görmüştüm çünkü.

Ondan aldığını anladıktan sonra, “farketmeye başladım Gece’yi’`. Değişik parçaları alıyordu çevresinden...Tıpkı bir mozağin parçaları gibi.

Bir rüyamı daha anlatacağım size...unutturmayın bana!

Zehirli Prensi dinlememiştim hiç.
Rüyalarının anlamını göz ardı etme demişti.
Anlamaya da çalış demişti.
Simgelere özen göster demişti.
Aslında bir sürü şey demişti.
Ve artık yoktu!

6 Yorum:

LÂL on 19 Ocak 2009 08:03 dedi ki...

Sıradanlığa dayanıksız insan..Gece'ye hak vermemek elde değil... Ölülerin gözlerini bilmezem de, hayata davet eden bakışları bilirim.. Nesıl da içine yuvarlanırsın.. Çok güzel olmuş yine.. Ve ben hala perşembe, hala dans ve hala 9 un anlamındayım.. Merakla bekliyorum...

GünCeraN on 19 Ocak 2009 08:43 dedi ki...

"Gece, sıradanlığa dayanıksız insanlardandı."

Bunca zamandır aradığım cümleyi sonunda buldum galiba. "Sıradan bir gözyaşına" bile methiyeler düzen ben, uzun zamandır geceden ilham alamıyordum, ama birbirimize çok benzediğimizi düşünüyordum. Sebebi, onunla sürekli içiçe yaşayışım olmasıydı.

Uzun zamandır haber alamıyordum, birilerinin görmesine sevimdim.

Tabii aynı geceden mi bahsediyoruz, bilmiyorum. -Burada yakamoz yok.-

Çoktan sabah oldu.

Biraz on 19 Ocak 2009 15:41 dedi ki...

>LÂL
tesekkurler:)
persembe gecesindeki dans, bir kadinin erkege dikkatinin yonelisinin simgesi...
sayi ise onun icin bir sure daha susmaliyim...:)

>GünCeraN
Buradaki "Gece" ise bir kadin,...ve bu kadinin kalbinde yakamozlar yerine mozaikler var aslinda...

öykü on 19 Ocak 2009 16:16 dedi ki...

Gece sıradanlığa dayanıksız insanlardandı. O hiç bir zaman özel oluşunun bitmesini istemiyordu. Bunu onu tanıdıkça anladım.

Hangımız sıradanlıga razı oluruz kı..
Anlam olmak Hele kı bırının ozel brının hayatında anlam olmak ve bunun hayat boyu surebılmesı .. guzeldır.

Biraz on 19 Ocak 2009 17:58 dedi ki...

>öykü
haklisin kimse istemez ama dayaniksiz olmak ise cok daha farkli...

GünCeraN on 21 Ocak 2009 18:50 dedi ki...

Demek ki aynı geceden bahsediyormuşuz... Mecazen de olsa...

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template