7 May 2009

Herkes olsun, her şey olsun, hep benim olsun.



 




İlişkilerinde bencilliğini yaşatan insanlar hep çoğunlukta. Ne kadar çok sevgilisi olduğuyla övünen zavallı erkekler vardır.
Telefon rehberlerinde her daim ulaşılacak kadınların numaraları sıralıdır. Ama hiç biri gerçekten hayatında yer almaz o adamların. Kendilerini çapkın sandıklarından ve pek çok kadını da idare ettiklerini düşündüklerinden en aptal aslında kendileridir.

Tuhaf bir şekilde kadınlar da bu tip adamların, bu aptal adamların peşinden koşarlar. Kendi halinde ve tutku ile sevebilecek erkekleri ise çoğu zaman göremezler.
Sürekli bir sürü kadına ulaşan erkek tipinde ise aslında bir eziklik vardır.
Her şeye sahip olma isteği ile hiç bir şeye sahip olamamaktadırlar.

Kadınların bu erkek tipine kolay kolay hayır demeyişlerinde ise yine rekabet vardır. Hemcinslerinden geride kalmamak için bu tuhaf adamlarda ne bulduklarını bilmeden peşinden koşarlar. Önem vermeseler de koşarlar.
Tuhaf bir çelişkidir yaşanan...hiç bir yerin ortasında kocaman bir hiç olan biriyle hiç bir şeyi yaşamak gibidir.

10 Yorum:

Evren on 7 Mayıs 2009 20:04 dedi ki...

sanki bu söylediğin kadın içinde erkek içinde geçerlidir... nedense hep olmayacak olanın peşinden koşma hali vardır. oysa dediğin gibi asıl önemli olan tutku ile sevebilecek ve yapılması gerekeni yapmak konusunda içtenlikle davranacak, adamlar ve kadınlar vardır ve onlar hep hep iyi arkadaş olarak kalsın istenir...

Ateş Böceği on 7 Mayıs 2009 20:11 dedi ki...

Kadınlar tuhaf yaratıklar zaten
Hep sevmeyenin peşinden gideriz ulaşılmazdır ya cazip gelir bizi üzen hırpalayan ne kadar adam varsa âşık oluruz da değer veren adamların hiç biriyle elektriğimiz uyuşmaz.Bu böyledir kaçan kovalanır mantığı sanırım ve erkeklerin özellikle de bahsi geçenlerin egoları yükselirde yükselir..zor iş vesselam

guguk kuşu on 7 Mayıs 2009 21:31 dedi ki...

kendini sevmeyenin peşinden koşmak da egonun oyunu mu acaba? onu elde etmek. 1 puan daha kazanmak. oysa etrafta dürüst, kendini ilen herşeyden önce sevmeyi bilenler varken. ama onlar o kadar parlak olmazlar herhalde. daha da kötüsü doğruları söylerler, belki de hatta kuralları vardır bi de o insanların. Ben hep öylelerini sevdim. Öyle biri ile de evlendim. Ve senin gibi düşünen, düşündüklerini yazan, sevdiği zaman yüreğinin her zerresi ile sevebilecek bütün erkekleri burdan alkışlıyorum.

yonca on 7 Mayıs 2009 21:36 dedi ki...

Öncelikle, haklısınız gerçekten öyle insanlar nedense daha popilerdir, öyle sanıyorum ki yaydıkları enerjiyle ilgili, hepimize dengede olmayı diliyorum. Bu arada bloğunuzla yeni tanıştım, ve gerçekten güzel bir blog olmuş, tebrik ediyorum..

Biraz on 8 Mayıs 2009 02:14 dedi ki...

>Evren
Dedigin gibi bu erkek icin de kadin icin de gecerlidir.

>Ates Bocegi
Kadinlari anlamak zor hakkaten hem karmasik bir sistemleri var hem de anlamaya calistikca anlasilmazlik katsayilari da artiyor:))

>gugukkusu
:) aslinda parlak olmazlar mi yoksa kesfedilmeyi mi beklerler?
:) guzel sozlerin icin ise ayrica tesekkurler.

>yonca
Sevgili yonca begeni ve desteginiz icin cok tesekkurler:) Umarim yine ziyaretlerinize devam edersiniz.

Ali İkizkaya on 8 Mayıs 2009 03:31 dedi ki...

Mesele içlerinin boş olmasına rağmen yada böyle oldukları için duyulan karizma yaratma arzusu. Karizma içinse çözülemezlik, gizem ve merak uyandırmak önemli. Her iki taraftan da böyle tipler sürekli kapalı ve keşfedilemez oluyorlar. Diğer tarafta olan ise kaleyi fethetmek için var gücüyle çabalıyor sanal keşfedilemezlik oyunlarına karşı. Izdırap ve acının verdiği o garip uyuşukluk ile kuyruğuyla oynayan kedi misali kendi çevrimini yaratıyor. Halbuki asıl olan merak ve başarmak yerine İNSAN SEVGİSİ ve Çabaya Saygı olsa ..
Arkalarında bir daha işe yarama ihtimali gittikçe düşen yaralı insan orduları yarattıkları.
Prense dönmesi için öptüğü kurbağaları usulca suya bırakması gereken Prensesin, Prense dönüşmeyen kurbağayı yere çarpıp öldürmesi gibi.
İşime yaramadı işede yaramasın. Ölsün. Ne büyük kibir. Nasıl bir nefs...

Biraz on 8 Mayıs 2009 04:12 dedi ki...

>Ali Ikizkaya
Cok guzel ozetlemissiniz...katki ve yorumunuz icin ayrica tesekkur ederim.

Yeşim Özdemir on 8 Mayıs 2009 16:42 dedi ki...

Çevrende ne kadar çok kişi olduğu değil, var olanlarla ne kadar gerçek ve sevgiye dayalı ilişkiler kurulabildiği önemlidir bence... Yani azizim niceliğe değil niteliğe bakalım;)

Biraz on 8 Mayıs 2009 18:16 dedi ki...

Haklisin Yesim...hatta az olsun ama oz olsun...

Abi on 9 Mayıs 2009 14:40 dedi ki...

son satır, müthiş.

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template