5 Nis 2011

Eskiden daha güzeldi her şey.

Bu her şeyin eskiden daha güzel olması durumu, geçmişe özlemden dolayı değil.
Ya da geçmiş zamanın gözümüze daha sevimli görünmesi filan...yok sebebi bu da değil.

Eskiden de var olan ve hatta bugün daha da önemini koruyan olaylara, işlere bakın.

O zaman bu “daha güzel” olma durumunu görebileceksiniz.

Sınavlara girmek yine stres vericiydi tamam. Ama en azından acaba her şey düzgün mü? Adil mi? diye soru işaretçikleri kafamızı delmezdi. Çoktan seçmeli cevaplarımızdan seçerdik cevaplarımızı, ardında ikinci bir şifresi, formülü olmadan. Belki o zamanlarda da yine bir takım insanlar cevapları zaten biliyordu ama sanmıyorum bu kadar vahşice olsun her şey.
---
Orta okul zamanları...okul dönüşü beden eğitimi dersi sonrası belediye otobüsünde kaç kere spor çantamı unuttum ve her defasında da babam belediyenin unutulan eşyalar bölümünden geriye aldı. Çalınmadı hiç. Kaybolmadı da.

Bugün unutun spor çantanızı otobüste, ya bomba imha ekibi gelir, ya da cesaretli bir hırsız alır götürür çantayı.
---
İlkokulda bile arkadaşlarımıza “şişko” demezdik ama elbette diyenler vardı. Hiç bir zaman sevilmezlerdi bu elemanlar, başkalarını toplum içinde küçük düşüren laflarıyla incitirlerdi.

Mesela “Dörtgöz” belki en masum sataşmalardan biriydi ama o da kırıcıydı. Tabii ki ana avrat dümdüz giden adamların sokaklarda, evlerde bolca bulunduğunu ilerleyen senelerde görecektik, tanıyacaktık. Ama yine de en basitinden böyle başlıyordu bu sataşmalar. Sonrasında bugünlere geldiğimizde ise eğitimli insanların dahi zayıflamanın bir yolunun kilolu insanlara “şişko” demekten geçtiğini duyunca artık şaşıramıyorduk bile. Dünya hızlı dönüyordu ve galiba bizim için bu dönüş epey uzunca zaman önce bir yerlerde durmuştu. Belki de o yüzden artık saşıramıyorduk.
----
Üniversite zamanı dedemle birlikte kalıyordum onun evinde.

Odamın penceresinden içeriye süzülen çocuk seslerinde en çok dikkatimi çeken şey çocukların birbirlerine sürekli küfürle hitap etmeleriydi. Sonra bir gün bu çocuklardan birinin annesi seslendi evin kapısından mahalleye, oğlunu çağırıyordu eve, akşam yemeğine. Beddua ile küfürle. O zaman farkettim, annenin ve babanın yaptığı pek çok şey örnekti çocuğa. Kimbilir babası annesini evde nasıl çağırıyordu ki o çocuk da en basit mahalle oyununda bile hiddetle ve küfürle sesleniyordu arkadaşlarına.
-----
Eskiden bayramlarda kapıya gelen çocuklara şeker dolu kabı uzattığımızda, ellerini CÖRTT diye daldırıp 1-2 tane şeker almak yerine 9-10 tane almaları belki çocukca aç gözlülüklerinin ama çokca fakirliklerinin göstergesiyken, içimiz biraz da burkularak bakardık o bebelere. Daha da alın derdik usulca. Şimdilerde ise çocuklarımızı hiç bir yere ve hatta apartmanımızda hiç bir kapıya yalnız gönderilmemesi gerektiğini çok iyi biliyoruz.

Yolda karşıdan karşıya geçerken, hemen yanınızda yürüyen kişinin ne olabileceği ihtimali ya da neler yapabileceği potansiyeli içimizi donduruyor.
----
Eskiden otostop yapıp bindiğimizde, aracın sürücüsüyle yapılan muhabbet sıkı dostlukların kapılarını açarken. Şimdilerde otostop ile binilen araçlardan iniş pek kolay olmuyor hatta ancak polis ekiplerinin buldukları cansız bedenler olarak yer alıyor gazete sayfalarında.
----
Geçenlerde okuduğum bir haber ise zamanı iyice durdurdu. Bir özel hastanede bebeler hasta diye yoğun bakımda tutuluyor, erken doğum durumunda olmadığı halde erken doğum yaptırılıyormuş. Eğer bu iddialar haberler doğruysa, hakikaten artık denecek bir şey kalmıyor. Mide bulantısı ile karışık bir isyan sarıyor her tarafı. Bunu yapanlar bırakın doktor filan olmayı önce insan olamazlar. Nasıl içlerine sindirirler ve bu kadar gözleri ve ruhları nasıl körleşir akıl alacak gibi değil. Ama bu insanlardan etrafta bir hayli fazla var. Gözleri de, ruhları da pek bir karanlık.

-----
Her iyi yetişmiş insanın ardında iyi bir aile vardır denir.

Demek ki son zamanlarda yaşanılanlar gösteriyor ki ne aileler o öyle iyi ailelerden, ne de çocukları öyle.

10 Yorum:

özii on 5 Nisan 2011 23:48 dedi ki...

İçim cızlayarak eklenecek çok şey var demek istiyorum. Ve hergün üzülecek yeni bir şeyler görüyorum hemde geleceği emanet edeceğimiz yeni nesilde . Dediğin gibi öylesine bir dünyada yaşar olduk ki , kimselere güvenemez olduk , sürekli kötülükler peşimizdeymiş gibi korkar olduk.

Kalmadı , o iyi niyetli insanlardan kalmadı . Herkes bir dalavere peşinde. sanki en iyi "kötülüğü" seçeceklermiş gibi bir yarış içindeler.

Bu yüzden de çocukların geleceğinden endişe duyuyorum . Nasıl bir gelecek bekliyor onları?
Hile , düzensizlik , saygısızlık , sevgisizlik ve düşmanlık almış başını gidiyor. Biz onlara doğru olmayı öğrettikçe , bu "düzen" denilen düzensizlik onları da içine alıp , uyduracak diye korkuyorum Biraz , inan korkuyorum ama yılmıyorum.

Özellikle doğruyu yapanları yok etselerde ! sayımız az olsa da yılmıyorum.

tully on 6 Nisan 2011 00:00 dedi ki...

Ne güzel yazmışsınız ellerinize sağlık..Sabahları işe giderken öğrencilere takılıyor gözüm,biz mi öğrenci olmadık yoksa bunlar mı öğrenci diye düşünmeden edemiyorum.Herşey ailede bitiyo bu çok doğru ama kaç aile coğuna gerekli eğitimi verebiliyor işte burası bir muamma.Öyle doğurup sokağa atarsan böyle oluyor işte malesef..Yazmaya yeni başlamış biri olarak bende beklerim bloğuma
tullyslittleworld.blogspot.

Biraz on 6 Nisan 2011 06:53 dedi ki...

>tully
Cok tesekkurler tully, insanlarin birbirine karsi tahammulsuzlukleri, kabaliklari iyice korkutucu hale geldi. Ve bu her yeri sariyor. Blogunu ziyaret ettim yine decegim, tebrikler.

Biraz on 6 Nisan 2011 06:54 dedi ki...

>ozii
Oyle tabii yazacak cok sey var, yazdiklarim arasinda hepsi birbirinden ic burkan seyler ama en cok saglam bebeleri hasta diyerek insanlardan para sizdirmalari en cok kanimi dondurdu. Bizzat erken dogum komplikasyonlarinin genetigini anlamaya, care bulmaya calisiyoruz, hem de bunca zaman geceli gunduzlu calisiyoruz diger taraftan bu insanlar neler yapiyor boyle.
Cocuklarimizin gelecegi acisindan da gercekci bakacak olursak iyiye dogru, umut verici bir gidis de yok gibi gorunuyor. Ama insallah degisir bu olumsuz tablo onumuzdeki nesillerde.

Vladimir on 6 Nisan 2011 10:43 dedi ki...

Geçen yıl 2 Haziran tarihinde annem ameliyat oldu, detyalarını vermeyeceğim, ortopedi ameliyatı, protez takıldı. Şikayetleri azalmadı. Şubat ayında tekrar ameliyat ettirdik. Epikriz raporunda yazan titanyum-Krom alaşımı yerine alelade bir demir parçası şıktı vücudundan. Eğer bir doktor bu şerefsizliği yapıyorsa daha nelere gelir bu insanların başına. Hayal gücümüzü aşan kötülükler barındırıyor insanlar içlerinde.

Biraz on 6 Nisan 2011 16:44 dedi ki...

>Vladimir
Oncelikle cok gecmis olsun, umarim annenin durumu daha iyicedir.

Bu arada ilk ameliyati yapan kisi buyuk ihtimalle hemen hemen her hastayi bu sekilde kandirdi. Boylesine bir seyi yaparak hastanin yasam kalitesini ve hatta hayatini riske atmak korkunc bir karanlik ruh gerektirir.

Peki bu ilk ameliyati yapan adam meslekten ihrac edildi mi yoksa hala ayni isleri yapmaya, baska inanlarin hayatini da karartmaya devam ediyor mu? Biliyor musun?

FUNdy on 7 Nisan 2011 15:54 dedi ki...

Alakasiz ve acil bir yorum: OLEY OLEYYY OLEYYYYY..... Blogumspotum acildi.....:) thx for the news

Biraz on 9 Nisan 2011 07:50 dedi ki...

>Fundy
Artik yazilarini bekliyoruz!
:)

LLuvia on 10 Nisan 2011 19:48 dedi ki...

Eline sağlık yine çok doğru tespitler. Yaşım bu tarz eleştirileri yapmaya yeter mi bilemedim ama dayanamıycam :) ben küçükken aptal salak ciddi küfürlerdi ve annemin yanında ağzıma alamazdım. Ancak çok sinirlenince arkadaşlarla kavgalarda ağızdan kaçardı. Şimdi çocuklar en iyi okullarda bile kamyon şoförü gibi burada yazmak istemediğim ama daha ne olduğunu bilmedikleri şeyleri konuşuyorlar dersem anlaşılacağını umduğum küfürleri konuşma dillerinde barındırıyorlar. Bu aileden öte bence toplumun da kirlenmesinden, televizyonlarda komiklik diye gösterilen dizilerden filmlerden öğrenilen bir şey. Garipsiyorum ama tüm nesilin bu şekilde yetiştiğini düşününce eminim kötünün iyileri de çıkacaktır içlerinden diyorum.

Biraz on 12 Nisan 2011 08:00 dedi ki...

>LLuvia
Bence bu kotunun iyisi cikma durumu ne kadar iyi olabilecekse o kadar olacaktir, yani acikcasi ben cok umutlu degilim.
Umarim yaniliyorumdur...

 

Blog Listem

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template