27 Eki 2008

Oysa...


Oysa...ben hayallerimi paylaşıyordum.

En sevdiğim müzikleri müzik kutuma yüklüyordum. Sadece ben değil. Bu sayfalara gelen herkes de dinlesin istemiştim.

Sonra arada bir yazmak yerine çizerim de demiştim.

Bir sürü şey demiştim.
Sonra...
...sonra hoşuma giden filmleri de paylaşayım demiştim. Kitapları da!
Arada yazdığım ve tam anlamıyla aklımın en orta yerinde bağımsızlığını ilan etmiş öykülerimi de çalınma kaygısı olmaksızın yayınlamaya başlamıştım bu sayfalarda.

Kalbimin kapısını sevdiğim insana açmıştım ya hani...işte aklımın ve ruhumun kapılarını da açayım istemiş, özenle ve sabırla kelimelerimi seçmiş cümlelerimi kurmuş...biraz biraz bloglarımı ortaya çıkartmıştım.

Blog yolculuğunda ne kadar da farklı dünyaları, hoş insanları tanımıştım.
Gündelik hayatımda bu kadar orijinal insana denk gelsem ne harika olurdu...ama burada bu sayfalarda denk geliyordum. Mutluydum galiba yine de.

Bu denk geldiğim insanların nedense yazılarında ve anlattıklarında samimi olduklarını düşünüyordum...inanıyordum (Belki de hala saftım ne bileyim).

Belki de herkes ruhunun ve aklının kapılarını azar azar açıyordu ama samimiyetle ve gün be gün.

Kelimelerimi özenle seçiyordum ya hani...işte okuyacak olanlara da gösterdiğim bir özendi bu.

Halbuki daha ne çok şeyler yapılacakken...

...


Arkadaşlarım önce sayfalarına sonra da bu sayfalara ulaşmak için neredeyse fare deliklerinden, bir takım tünellerden geçip gelmeye ve öyle buluşmaya başladılar. Ellerinde ise el feneri yerine “nokta kom” ile biten adresleri vardı.

Şimdi nereye kadar uzanacağı ve ne kadar süreceği bilinmeyen bir macera başlıyordu.
Hayat hani hep çok kısa diyorum ya...ve bu kısacık hayatta küçücük masum meraklarımız bile nasıl da törpüleniyordu.
Ne yazıktı!
Hem bize hem de masumiyetimize...masum hayallerimize çok yazıktı.

Oysa hepimiz hayatlarımızı, hayallerimizi ve biraz da masallarımızı paylaşıyorduk.

 

NOT: Bu yazının tamamını Beirut grubunun “Prenzlauerberg” isimli parçasının eşliğinde yazdım. Siz de öyle yapın o çalarken okuyun...yazdıklarım daha bir anlam kazanacaktır.
Zaten sayfa açılınca ilk çalan parça o parçadır.

resim: coolpix

5 Yorum:

Yeşim Özdemir on 27 Ekim 2008 08:49 dedi ki...

Engellemeyle hiç bir şeyi durduramıyorlar işte... Senin de dediğin gibi tünellerden geçip, DNS adreslerini değiştirip yine buluyoruz birbirimizi... Sinir bozan da bu değil mi zaten? Bu kadar masum bir hevesle içimizi dökerken şu olan biten trajikomik bir durum. Ama elbet geçecek...

Aydan Atlayan Kedi on 27 Ekim 2008 09:40 dedi ki...

Kim ve nasıl durabilir ki böylesi bir paylaşımın önünde? Yanlış birşey yapmıyoruz ki! İnsanın birbirinin kalbinden geçeni okumasının nesi kötü nesi yanlış? O nedenle devam... Durmadan...

beenmaya on 27 Ekim 2008 12:45 dedi ki...

böylesi daha mı iyi oldu yani. yasağa rağmen taklalar atarak da olsa da yine buradayız, yine yazıyoruz, yine paylaşıyoruz. en doğal hakkımızı tamamen bir cehalet örneği olan bir yasağı delerek elde etmeye çalışıyoruz. bu nasıl bir şaka...

Biraz on 28 Ekim 2008 02:47 dedi ki...

@yesim_ozdemir; modern zamanlarda da yine tunellerini arasindan suzulup karanlikta kaybolup sonra bulusmak varmis.

@aydan atlayan kedi; bir de ortam eskisi gibi degil...o kadar cok bilinmeyen sey var ki birbirimizden isin uzmanlarindan ogrenmek gerekiyor burasi da bu bakimdan paylasim imkani veriyor.

@beenmaya; mesela yasagi delerek yasakli sitelere ulasmak icin hizmet sunacak parali siteler cikarsa sasirmam...

mesela
"abla sizin ne vardi?"
"blogspot benimki...blogspota goturebilir misiniz?"
"tabii 10 dolar...ayni zamanda you tube da isterseniz toplami size 15e olur..." :P
seklinde bu isin ticaretini yapanlar da cikar diye dusunmeye basladim... :))

7.oda on 5 Şubat 2009 14:50 dedi ki...

şarkıyı gönderir misin :)

bilgiye ulaşımın hiç bir şekilde engellenmediği zamanlar yaşayacağımıza inancımla ve sevgiyle..

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template