16 Kas 2008

Haydi uyan bakalım


Şimdi uyandı, kahvaltısını hazırladım hemen.
Sonra da giydirip işe götüreceğim daha.
Koca bir gün onu bekliyor.
İştede bir sürü can sıkıcı toplantıları var, katılması gereken.
Bari akşama biraz yürüyüş yaptırayım.
Oturmaktan bacakları tutulmasın...gerçi sigara filan kesinlikle içirtmiyorum ama az egzersiz yapıyoruz.

Günde 1 gram C vitaminini eksik de etmem bu kış zamanında.
Hem direncini arttırıyor...hem de antioksidan etkisi gösteriyor.

Yabancı birisinden söz etmiyorum.
Vücudumuzdan bahsediyorum canım.
Ben benimkine böyle bakıyorum, sizinkinin de buna benzer ihtiyaçları vardır, belki de çok daha farklıdır. Bilemem.

En iyisini siz bileceksiniz artık. Bir şey de diyemem.

Ama öyle değil midir?

Bu vücudu beslememiz gerekir. Sonra temiz tutmak da lazımdır.
Eğlendirmezsek o da olmaz...daha bir sürü şey.

Mesela bir yerlerdeki toplantıya gitmemiz lazımdır. Eee bu vücudu oraya kadar götürmek gerekir duruma göre yürütür...ya da bir araca bindiririz. Halbuki aklımızda ya da düşüncemizde, o gideceğimiz yere çoktan varmışızdır. Fakat sonuçta fiziki bir boyutta yaşadığımız için bu kütleyi ille de oraya taşımamız gerekir, işin yapılabilmesi için.

Böyle düşününce farklı bir boyutta bakıyorsunuz kendinize ve hayata.

Bir film izledim “Atonement” (güzel bir film* tavsiye ederim). Orada filmin kahramanı bir köşecikte ölüyor. Anıları da yaşadıkları da bitiyor. Vücudu oracıkta uzanmış yatıyor. Heryere taşıdığı, baktığı o beden orada boylu boyunca yatıyor sessizce (o bedenin orada sessizce yatıyor olması bakımından bağlantı kurdum yukarıda anlattıklarımla...yoksa filmin konusu bambaşka)

Adeta bir makina gibi çalışan bedenlerimize çoğu zaman gerekli özeni göstermiyoruz.

Ruhsal açıdan hırpaladığımız gibi fiziksel bakımdan da hoyratça kullanıyoruz.

Bu arada bedenlerimizin ne de çok ihtiyacı var... Hiç boş vermeye gelmiyor. Hani bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur misali...hep bir özenli olmak lazım...zor iş valla.
Ha unuttum eklemeyi, tabii bu arada çocukluk zamanları en harika olanı...birileri bakıyor bir şekilde...hatta eğlendiriyorlar bile.

* Atonement link: http://www.imdb.com/title/tt0783233/

(Bu yazım ilk olarak MB"de yayımlanmıştır.)

4 Yorum:

sufi on 16 Kasım 2008 12:13 dedi ki...

Bir ömür taşımak şu bedeni, yıkamak, paklamak, yedirmek, gezdirmek var mı bizden daha fedakarı? Her gittiğin yere götürmen gerekmese de bir mahzun dalıp gitmiş buluyorsun oncağızı, düşsel yolculuklarından dönüp geldiğinde geri.Sevgiler

Biraz on 16 Kasım 2008 14:53 dedi ki...

Cok guzel bir katki oldu...cok tesekkurler :)

nehircce on 9 Mart 2009 12:33 dedi ki...

Hiç böyle düşünmemiştim.Harika bir yaklaşım sevgiler :) nehircce

7.oda on 27 Mart 2009 13:10 dedi ki...

atonementi ben de çok beğenmiştim.. hatta yazdım bile çok etkilendiğimden..

yazını okurken birden bedenimi farklı biriymiş gibi düşündüm.. yani ben değilmişim gibi sanki.. tuhaf oldum :)
evet benim de bu bedeni akşaa dişçiye götürmem lazım..:)

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template