13 Ara 2008

Amerikan hayatına yüzeysel bir bakış


Bazı insanlar “filmlerde gördüğün Amerika’ya aldanma hiç benzemez” der. Kimileri de filmlerdeki oyuncuların güzelliğine şaşar ve “hep güzelleri, yakışıklıları seçmişler” deyiverir. Yine bazıları Amerikalıların aslında ne kadar da aptal olduklarından bahseder.

Öncelikle bu yorumların hiç birine katılmadığımı söylemek isterim. Bence bu tür yorumlar sığ bir bakış açısıyla ve kulaktan dolma yapılmıştır. Tıpkı batılıların, biz Türkler için yaptıkları sığ yorumlar gibidir...yüzeysellik her taraftan akar.

Filmlerde ki hayat ile yaşadıkları hayat öyle bambaşka da değildir bence.
Filmlerden kastım elbette BATMAN, IRONMAN, FANTASTİK 4lü, vs...gibi çizgi roman uyarlamaları değildir.

Hayata dair filmlerde gördüğünüz yaşama benzer aslında hayatları.
“Hayata dair filmler ne ki?” diye soruyorsanız ona da örnek vereyim, her şey daha berrak olsun.
21 gram, Crash, Breach, A History of Violence, Sideways vs. bunlardan bazıları.

Amerikan hayat tarzı yarışmalıdır. O yüzden de epey yıpratıcıdır. En iyi kim ise o kazansın şeklinde gelişir. Ve bu yüzden kültürlerinde “looser” tanımı ortaya çıkmıştır. Başarısız, ezik, kaybeden bu şekilde anılır. Kimsenin istemeyeceği bir sıfattır. Herkes en iyiyi yapmaya çalıştığından, bizde ki gibi öyle alçak gönüllülük geçerli değildir. Burada ki alçak gönüllü olma durumu bizde ki tanımından biraz daha farklıdır.

Bir kimse işini iyi yapıyorsa sorulduğunda “elimizden geldiğince yaparız işte abi...” gibi cevaplar verilmez.
“Evet iyi yaparım...hem de çok iyi yaparım ” denir. Alttan almanın bir gereği de yoktur zaten. Ama bu ukalalık ya da böbürlenme şeklini çoğu zaman almaz.

Birileri size gülümsediyse o sadece bir gülümsemedir işte...medeni bir şekilde karşıdakine sadece bir güleryüz göstermedir.
Daha ötesi de yoktur.
Benim plastik hayatlar ismini vereceğim bir hayattır bu aslında.
Plastiktir çünkü bizdeki o bildik sıcaklık ve samimiyet yoktur.

Fakat bize bu şekilde gülümsenmesi bizde çoğu zaman yanlış algılara yol açar. Hele bir de karşı cinsten biri gülümsemişse yanlış anlama ihtimalimiz çok yüksektir.

Her ne kadar biz samimi ve sıcak bir kültürden geliyor olsak ta...suratlarımız tanımadığımız insanlar için çoğu zaman asıktır. Bu yüzden de aksi tepki de hemen huylanırız.
Niye gülümsedi ki bu?!
Mesela deneyin...yolda tanımadığınız birine gülümseyerek selam verin ne olacak...sonucu yazarsınız.

Halkı yardımseverdir ama aynı şekilde de bireysellik her yerdedir.
Bu bireysellik bana kalırsa rahatsız edici boyuttadır bu ülkede. Kişiler arasına gereksiz engeller koymaktadır. Ama ilginçlik ise bu kadar bireyselliğe rağmen, aşırı bir toplumsal dayanışma vardır. Mesela kanser hastaları için bağışlardan, düzenlenen koşulara tutun da...hayatını yitiren bir kamu görevlisinin ailesine, toplumun tüm kesimlerince yardımların yapılmasına kadar çeşitlilik gösterir.

Sivil toplum örgütlerinin bilinçli olması buna en büyük sebep galiba.

Ailelerine bağlıdırlar ve büyük şehirlerin dışında yaşayanlar da epey dindardırlar. Fakat başka bir tezat ise ailelerine bağlı olmalarına rağmen...yalnız yaşıyor ve geç evleniyor olmalarıdır.
Yaşlandıklarında da yine yalnızlığa bir şekilde mahkum kalmaları.

Bazen bana robotik hayatlar yaşıyorlarmış gibi geliyor.
Biz nasıl yaşıyoruz acaba onların gözünde?

Diğer yandan Amerikalı standart bir üniversite öğrencisi ise ilk yıllarında hayata son derece yüzeysel bir bakış açısına sahiptir...ve lise sonrasındaki kazandıkları özgürlüklerinin, düzenledikleri saçma çılgın(!) partilerden ibaret olduğunu sanarak yaşamaktadırlar.
Maddiyatın herşey demek olması, sonraki zamanlarda derslerine daha da sıkı çalışmalarına neden olacaktır. Sebebi ise okul paralarının bankadan aldıkları krediler ile karşılanmasıdır. Pek çoğu her ne kadar hayata borçlu şekilde başlayacak olsalar da iş bulma kaygıları hemen hemen hiç yoktur.

Son bir şey de Amerikalıların aptal olduklarına dair yapılan yorumlarla ilgili. Bir takım insanların bu kültürü tamamen anlamayarak, bu şekilde sığ bir yorum yapmalarına neden olan sebep bence şudur; Amerika her ne kadar özgürlükler ülkesi olarak gösterilse de bana kalırsa esas bizim ülkemiz özgürlükler ülkesidir. Amerika’da her türlü detay kurallarla, kanunlarla belirlenmiştir ve sonuna kadar da uygulanır.

O yüzden kimse yangın musluğunun önüne arabasını park etmez, ederse çekileceğini bilir. Yine trafikte en sağdan gelip en sol taraftaki yola başkalarının hakkına gasp ederek, öne geçip girmez...ya da herhangi bir sırada bekleyenlerin önüne pişkin pişkin geçmez...bunların aksini yaparsa cevabını en keskin şekilde alacağını bilir. Kurallara uyuyor olmaları bizim gözümüzde onları aptal durumuna sokmuştur aslında.
Gerçekten bu aptallık mıdır acaba?

Sonuç olarak anlatmak istediğim; Başka bir kültürü gözlemlemeye başladığınızda, ait olduğunuz kültürün değerini daha iyi algılayabiliyorsunuz. Gerçek olan ise hakikaten harika bir Türkiyemiz olduğu ve değerini de hiç bir şekilde bilmiyor olduğumuzdur.
Bu kadar sıcak ve zengin bir kültüre sahip olan çok fazla da ülke yokken yeryüzünde...keşke kendimizin farkında olabilsek

----

(Bu yazım ilk olarak MB'de yayımlanmıştır.)

3 Yorum:

öykü on 3 Ocak 2009 10:10 dedi ki...

Yıllar önce Amerıka ya gıttıgımde hayalkırıklıgı yasamıstım. Bıraz da toylugun verdıgı bıseydı bu..Fılmlerdekı gıbı sarısın guzel kadınları..yakısklı boylu poslu adamları aradı gozlerım..Coklukla bakımsız obez ınsanları gordum caddelerde ..Bızden farkları telaslarıydı o gıttıgım donemde ( 10 sene oncesı Newyork) henuz İstanbul o kadar telaslı degıldı. sankı ..Ya da ben telaslılar .ordusunun ıcınde degıldım..Su an bakıs acıma gore aramızdakı en buyuk davranıs farkı bız Turklerde her ısı yapabılırım dusuncesı.. Zaten coklukla ne ıs olsa yaparım abı felsefesının kaynagı bu.. Orda ıse yaptıgı ıse kanalıze olan onda ustalasan ehlılesen ınsanlar var.. Ben şu ıste ustayım yaklasımı hakım.. ılk aklıma gelen bu oldu..
Bu arada yazılarınızın bazılarını okuyabıldım..Ama hıssetırdıgı o ki hepsını okuyacagım..

Biraz on 3 Ocak 2009 15:55 dedi ki...

Amerika'ya gelince ben de hic "vay be" ya da buna benzer sasirma tepkileri vermemistim...normal gelmisti pek cok sey...
Sonra icinde yasadikca farkliliklari gormeye basladim...
bir de esas kultur soku dedikleri seyi izinlerde Turkiye'ye dondukce yasadim...
Yazilar konusunda ki destegin icin ise ayrica tesekkurler.

7.oda on 15 Ekim 2009 10:59 dedi ki...

anlattığın looser tanımını düşündümde aklıma The "Assassination of Richard Nixon" adlı film geldi izledin mi ? sanırım en looser filmi o.. tespitlerin de çok iyi ayrıca..
ben de topu topu 15 günü başka bir ülkede (almanya-hollanda) geçirdim ama o zaman tek söylediğim şey şuydu: ASIL ÖZGÜRLÜKLER ÜLKESİ TÜRKİYE !

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template