5 Mar 2009

Yalnızlık zor iş.


(Cigarettes and Chocolate Milk, Rufus Wainright)

Metro pek kalabalık değil.
Belki de dükkandan erken çıktım ondandır... Kalabalığa yakalanmadım bu sefer. Ama yine de ayakta gidiyorum.

Yanımdaki hintli kadının saçları ne kadar da kısa... Elinde halk kütüphanesinin kartını tutuyor. Parmakları boş... Yüzük yok. Ne yapayım gözüme ilişti parmaklarının boşluğu. Demek ki yüzük olmayınca parmaklar boş kalıyormuş.

Belki de yalnızdır... Ama tek başına değildir.

Yalnızlık ile tek başına olmak epey farklı şeyler... Şurda tek kişilik koltukta oturan kız bindiğinden beri telefonda konuşuyor... Acaba yalnız mı kalmak istemiyor?

Gözlerim bir anda kapıya yöneldi... İnanılmaz güzel bir kız bindi... Yalnız mı dememe kalmadan hemen yanımdaki çocuğa sıcacık bir merhaba dedi... Belli ki aynı vagonda buluşmak için sözleşmişler... Kız biner binmez gözleri ile ısrarlı bir şekilde çocuğu aradı.

Ya yeni yeni çıkıyorlar ya da sadece arkadaşlar...Öyle sevgili gibi durmuyorlar... Vücud dili anlatıyor hemen.

Yalnızlık zor iş... Herkes yalnız kalmamaya bakıyor ve yalnız kalmamalı da.

(Belki de telefon mesajlarımızı, emaillerimizi gün içinde defalarca kontrol edişimiz boşuna değil.)

Böyle etrafı seyrederken...
Yok valla hakikaten etrafı seyrediyordum kızları değil ama ne yapayım... etraf fotomodel gibi kızlar ile çevrilmişse...(tamam evladım seyret sen...bir şey diyen yok...seyret seyret!)

Evet biraz fazlaca onlar baş rolü oynadılar yazının buraya kadar olan kısmında...
Onlar vardı etrafta, ben de onları anlattım size.

Gerçi amacım sadece onları anlatmak değil...
Okuduğum bir makale böyle etrafımı daha sıkı gözlememe sebep oldu.

13 Eylül 2007'de yayınlanmış... "Genome Biology isimli dergide... Kaliforniya Üniversitesi (UCLA) Tıp Fakültesi Onkoloji bölümündeki araştırmacılar tarafından yapılmış bir çalışma.

Bana ilginç geldi sizlerle de paylaşmak istiyorum;

Çalışma sosyal çevremizin sağlığımıza nasıl etkilediği üzerine.

Sürekli olarak yalnız kalan insanların gen düzeyinde bu durumdan nasıl etkilendikleri incelenmiş. 14 yüksek derecede yalnız yaşayan insana karşılık 14 düşük düzeyde yalnızlık yaşayan insanlar üzerinde çalışma yapılmış.

Lökositlerde (beyaz kan hücreleri) 22.000 (yirmi iki bin) gen analiz edilmiş. 209 adeti yalnızlık çeken insanlarda daha aktif bulunmuş. Bağışıklık sisteminin üzerinde özellikle etkili olduğu görülmüş. Bu da hastalıklara daha az dayanıklılığa sebep oluyor... Özellikle kalp ve damar hastalıkları ile bağlantılı kronik enfeksiyonlar, Alzheimer ve diğer hastalıklara yakalanma ihtimalleri artarak gelişiyor oldukları saptanmış.

Hatta yalnız insanlar daha az yaşıyora kadar varıyor sonuç.

Ben sadece çok kısa bir özet ile çalışmayı duyurmak istedim. Ama ilgilenenler için makalenin orijinal linkini de buraya yazıyorum.

Son söz YALNIZ KALMAYIN!

Link= http://genomebiology.com/2007/8/9/R189

Makale= Social regulation of gene expression in human leukocytes, Genome Biology 2007, 8:R189

(Bu yazım ilk olarak MB'de yayımlanmıştır...buraya modifiye edilmiş halini koydum.)

8 Yorum:

guguk kuşu on 5 Mart 2009 09:39 dedi ki...

şimdi uykudasın belki de. ne garip bizim gecemiz senin gündüzün, senin gündüzün bizim gecemiz. her neyse. yazının başlığını görünce: uffff yaaaa, bak görüyomusun yalnızlık çekiyo, o gurbet ellerde moduna girdim. ama okuyunca öyle değilmiş deyip rahatladım. Ben de bu ara yalnız kalmaya çalışanlardanım aksine. ama öyle gevezeyim ki pek becerdiğim söylenemez. bilimsel açıklamalarına bayılıyorum. nooooluuuuur daha sık yaz. bak hemen vazgeçtim yalnızlık modundan zaten unutkanlık hat safhada bi de sıkı giyin, atkını tak, sabahları mutlaka kahvaltını ya, meyveni ye..... ay dur yaaaa seni bizim prenseslerle karıştırdım dimi koca adamsın elbet bakarsın kendine. hoşçakal.

beenmaya on 5 Mart 2009 09:43 dedi ki...

bu durumun genler üzerinde de böylesine etkili olduğunu bilmiyordum valla ama bu yine de insanların bu durumu kavrayış, kabulleniş ve yaşayış şekline göre değişir diye düşünüyorum...

perikizi on 5 Mart 2009 10:06 dedi ki...

Uzak dur yakınıma bu mesafe beni bozar,hiç mi yalnız kalmadın yalnızlık paylaşılmaz.Allah yardımız olsun :(

Belgin on 5 Mart 2009 11:03 dedi ki...

Paylaştığın bilgiler icin çok teşekkürler, senden öğrenebileceğim daha cok şey var:)
Yalnızlık çok zor, ama en zoru ne biliyormusun, etrafında bir sürü insan varken bile içine düsülen ruh yalnızlığı. Kimsenin seni anlamadığını hissetmek ve kendini anlatamamak, galiba bu en zoru.

Kendine iyi bak:)

Pino on 5 Mart 2009 14:54 dedi ki...

Çocuklugumdan beri hep yalniz kalmayi sevdim, en guzel oyunlarimi yalnizken oynadim, en guzel cizimlerimi yalnizken yaptim. Hala evde en guzel zamanlarimi herkes yattiktan sonra geciriyorum. Gecenin korunde bana kalan saatlerde (Cunku benim ben olabilmem icin boyle bir zaman dilimine ihtiyacim var) kimsenin benimle ilgilenmesine tahammul edemem, hatta kapim kapaninca uc kere dusunup oyle gelirler iceri.. zaten gelseler bile sorulara cevap zor alirlar.. ne yapalim herkesin acayip bir huyu var, benim sorunum acayip huylarimin fazla olusu belki de:)) neyse iste, yalnizlik guzeldir sonuc olarak, yalnizken ucmak daha kolaydir, hatta o kadar kolaydir ki kanatlara bile gerek yoktur:D

Biraz on 5 Mart 2009 15:45 dedi ki...

>guguk kuşu
uyandim:)
yok yok yalnizlik cekmiyorum...ben gozlemlerimi okuduklarimla birlestireyim dediydim.

Yalniz derken hayatta yalniz olan insanlardan bahsediyorum...ama arada gecici ve kendi istegimizle olan yalnizliklar iyidir bile bazen.

>beenmaya
Hatta sosyal dunyaya, kulture bile gore degismekte,...genlerimiz de pek bir duyarli...:) dijital kodlarimiz.

>perikizi
Yalnizlik paylasilmaz..haklisin.
Kimse yalniz kalmasin.

>Belgin
Haklisin, en zoru o tip bir yalnizlik...hatta her insan bir duvar gibi bir durum oluyor ki cok fena...Destegin icin ise ayrica tesekkurler.

>Pino
"...yalnizken ucmak daha kolaydir, hatta o kadar kolaydir ki kanatlara bile gerek yoktur."

Cok guzel anlatmissin...kalemine saglik...

Tesekkurler.

öykü on 5 Mart 2009 16:15 dedi ki...

Yalnızlık duygusu cok kotu..
Surdakı paylasım bıle bı anlamda yalnızlıgı yokeden bı ortamı saglıyor.
Yuzunu gormek sesını duymakta gerekmıyor ınsaanların demek kı..
bazen yazarken gulumsedıgımı hıssedıyorum.

Biraz on 5 Mart 2009 17:59 dedi ki...

>öykü
Haklisin:)
hatta internetsiz ev, bos ev aslinda...:)

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template