7 Nis 2009

Yurt dışında yaşamanın avantajları


Yurt dışında yaşarken, bir takım avantajlarınız vardır…

(Ha evet… Sular filan akar oralarda… Bi de daha çok kazanıyorsundur… Başka ne avantajı olacak ki, valla ben memnunum ülkemde yaşamaktan, anamın babamın, çoluğumun çocuğumun, eşimin dostumun yanında yaşamaktan…)

Tamam yahu... Tabii ki saydıkların çok güzel şeyler… Sevdiklerinin yanında yaşamak filan.

Yani doğru tabii sular filan da akıyor… Hatta musluktan da içebiliyorsun suyunu.

Maaş mı? O göreceli… Tıpkı güzellik gibi.

Benim avantaj demekten maksadım… Şartlardan, ortamdan dolayı oluşan avantajlar. Çok orijinal de degil… Hemen hemen her yurt dışına çıkanın hemen farkettiği bir takım şeyler… Bazılarını farketmek için ise turist olmaktan biraz daha fazlası gerekiyor.

(Ooouuu sanki hava mı attın, bana mı öyle geldi? Turist olmaktan daha fazlası gerekiyormuş… Ne ki acaba anlat bi bakalım?
Bi de… çok uzun giriş cümleleri kurma… Bak bir sonraki bloga geçicem ona göre… Ya da tv seyrederim belki de)

Avantajlar mesela şu şekilde; Etrafınızda sizin dilinizi konuşan pek insan olmadığından arkadaşlarınızla çok rahat önünüzdeki, yanınızdaki hakkında konuşabilirsiniz.

(Çok iyi bir şeymis gibi sanki bi de söylüyon bunu).

Yok yani konuşursunuz anlamaz kimse ya… Çok güzel bir rahatlıktır. Ohh be sanki görünmez adamım hissine kapılırsınız.

Hakikaten de öyledir… Diliniz görünmez adam etkisi gibi bir etki gösterir.

Pan zehir başkasında varsa yani sizin dilinizi biliyorsa demek istedim (anladık canım ne demek istedigini) ve hatta o hakkında atıp tuttuğunuz kişiyse o panzehire sahip olan… o zaman biraz durumlar pis bir şekil alabilir.

(Eeee başka orijinal bir avantajı var mı?... İş filan rahat bulunuyo mu?)

Durun yahu… Biraz daha anlatayım bu salak durumu.

Mesela metroda bir arkadaşınız hakkında telefonda konuşuyorsunuzdur… Nasıl olsa kimse de yoktur.

Yani vardır da… Anlamazlar ya.

Bazen hızınızı alamayıp küfür de katarsınız. Nadide cümlelerinizin içine… Ya da tüm abazanlığınız telefonun öbür ucuna yayılırken köşede oturan ve sizin dilinizi konuşan abiye de ulaşır anlattıklarınız.

“Oğlum bak yanımdaki koltukta bir kız var süper… Mini etek filan giymiş… Off bee… Hakkaten bak… Süper süper… Yok anlamaz… Nerden anlıcak ne dediğimi?… Böyle sarışın var mı bizde yaa?”

Haaa… Evet haklısın abazancım yok…
Ama ben ve o köşedeki abi duyduk söylediğin herşeyi…
Yok bozmıcaz seni, sen devam et…
Eğlenceli oluyor seni böyle dinlemek.

Tabii bu arada olaya şahit olan kişi olarak… Kek gibi konuşan bu elemanla göz göze gelmemelisiniz… Çünkü o gözler “Duydum seni kerata... Bak ben de aynı dili konuşuyorum… Türkçe di mi? Heh hee…” bakışları olacaktır.

Bakmayın o yüzden o tarafa doğru…
Nasıl olsa kulaklarınızla işitiyorsunuz, gözlerinizle değil.

(Yapma ya öyle mi ?... Kulakla işitiyormuşuz… Böyle bilgiç cümlelere KIL olurum…sonraki bloga mı geçsem acaba?).

Dur geçme!… Bitiyor az kaldı. 

Neyse ne diyordum?…
Ha ama "ben çok merak ettim bunun tipini" de derseniz…
Bu abi tam metrodan çıkacakken, ya da siz çıkarken bakın… (Bu arada metroda telefon nasıl çekiyor ki?…) Yahu tramvay, otobüs falan filan bunlar gibi şeyler… Düşünün işte.

Hatta selam verin bu abiye yanınızdan…geçip giderken
"Duydum genç…hayırlı olsun Hadi iyi gunler." diyerek uzaklaşın oradan.
Muhtemelen pek bir vurdum duymaz abi olduğundan sizin ona söyledikleriniz sinek vızıltısı gibi gelecek...ve "vızzzzt vıııııı vızt vıııııı is ööö vıııı...zz..t" şeklinde duyacak...
"Noluya ya hööö!" frekansından içsel sesi devreye girecektir.

Başka diğer bir avantaj ise…
Aaa sayfa bitti…
Neyse bakalım sonra devam ederiz artık.

(Bir dekka, bi dekkaaaa… Sayfa bitmedi… Sen bizi kazıkladın bak şimdi…
Bi avantaj söyledin kacıyon hemen… O da bi şeye yaramıyo zaten…
İş var mı oralarda iş onu söyle sen?... Bi de baksana senin maaş ne kadar?)


(Bu yazım ilk olarak MB'de yayımlanmıştır.)

15 Yorum:

Ateş Böceği on 7 Nisan 2009 09:51 dedi ki...

Süper ya çok güldüm iş varmı orda bir tüyo versen nolurdu bea :)

Belgin on 7 Nisan 2009 09:55 dedi ki...

Birazzzz, biliyorum ben bu avantajlari (Yahu senin icine guguk kusumu kacti, kirmiziyla yazdiklarin nedense onun dilindenmis gibi geldi bana:))). Bu anlattigin gibileri beni pek severler. Ak sana anlatayim: Nedense beni Türke benzetemezler, bir kizimi cocuk parkina götürdügümde, oradaki baska anneler, durmadan hakkimda konusup durdurlar, ben de hic belli etmeden dinledim onlari, sonra kizim oynamaktan bikinca, eve gitmek icin onlarin yanindan gecerken "Iyi günler, hoscakalin!" dedigimde de yüzlerinin halini bir görmeliydin:)) Böyle bir sürü vakalar gelir benim basima:))

Birazcim senden bir ricam var, dün TV`de Prof. Dr. Gökhan Hotamisligil hakkinda bir seyler duydum ama tam yetisemedim. Galiba büyük bir kesif yapmis. Bilgi verebilirsen sevinirim:)
Cok tesekkürler canim

ıvır zıvır... on 7 Nisan 2009 10:50 dedi ki...

eeee iş ne oldu ??!!.....
..
.
.:))
güzelmiş hakkat ...
..
bi ara canınızda isterse tabi... ''yurt dışında çalışma nasıl bişey'' yine böyle bir uslupla yazarsanız pek bir makbule geçer valla :)...

o durumu merak ettiğimden değilde...
bu kavramı nasıl anlatırız onu merak ettim..:)

öykü on 7 Nisan 2009 11:43 dedi ki...

Inanmıyorum:))
bn bu hafta pasaport ıslmlrı yaptırdım..orda konusuluyrodu
abı ya yurtdısında bı ulkede yasamak nasıl bısey acaba dıye
bnd yurtdısında yasayanlardan bu konuda ızlnımlrını yazmalarını ıstıycktım kı bırı de sndın BİRAZ yanı yurtdısına gıdıp yrlstın en basından ıtıbarn snı neler bkler olumlu olumsuz yazar mısınız dıycktımn kı
az cok bu ıcrıkte varolması benzer seylerın


aman tanrımmm
aaa baska bısey ısteseymısım:)
dusuncesı yarattı bende.

Evren on 7 Nisan 2009 12:00 dedi ki...

benim başımdan geçmiş şahane bir olay var ki, aa benneden sana anlatıyorum ki bunu. bloguma yqazayım :) öperim
yabancı ülkede özgür olmak üzerine bundan daha geyik bir yazı kaleme alınamazdı. asıl avantajlarını anlatmamanda cabası. asıl avantajlarını anlatsana. mesela... aaa neden burada anlatıyorum ki ben. kendi bloguma yazaacağım...

PS: Kendi bloguma adam çekmek için kullandığım pazarlama tekniğinin bostoncosu var mı merak ettim :))))

beenmaya on 7 Nisan 2009 14:37 dedi ki...

avantaj demek ha bu da güzel :))))

Biraz on 7 Nisan 2009 15:31 dedi ki...

>Ates Bocegi
Resumenizi yollayin ona gore bakalim...dermisim. :P

>Belgin
Aslinda bunun gibi abukluklar cok oluyor. Bir keresinde ise metroda telefonda arkadasiyla konusan bi abiye denk gelmistim...yani insan bi dusunur bu kadar duzeysiz konusucam bari toplu tasimada konusmiim...der. Ama odun abilerden oldugundandir...bu ihtimal cok uzakti elbette

Sozunu ettigin profesor burada Boston'da calismakta...Harvard Uni.'tesinde...obezite geni uzerine calismalari var.

>ivir zivir
is yok hatta issizlik haritasi projesi baslattik burada hatirlarsan :)

yurt disinda calisma konusunda yazmaya gelince bizim lackaligimizda nasil olur acaba?: )))

>oyku
yurt disinda yasamak basli basina bir hayat tecrubesi galiba...bir de hangi ulkede yasiyor oldugunda onemli. Avrupa gibi irkciligin diz boyu oldugu ulkelerde yasamak herhalde daha zordur. ABD bu bakimdan hem rahat hem ozgur bir ortam sunuyor diye dusunuyorum.

>Evren
evet evet yaz biz de senden okuyalim...hmmm reklam icin de guzel bir teknik denedin bu arada
:))

>beenmaya
ya da gorunmez adam, gorunmez kadin olma seysi: ))

Evren on 7 Nisan 2009 16:04 dedi ki...

yok valla öyle bir niyetim... yeri gelmiş azıcık şımarmak istedim... benim yaşadığım yurtdışlarının avantajları da vardı elbet ama blogumun conceptine ters :)))

özii on 7 Nisan 2009 16:05 dedi ki...

Gerçekten çok hoşmuş. Ama şu da var ki ,sadece yurt dışında değil yurt içinde de aynı şeyler yaşanabiliyor. Doğuda çalışırken , şöyle bir olay yaşamıştım. Öğrencilerimin büyük bir bölümü kürtçe biliyordu ve aralarında sık sık konuşuyorlardı. Zaman zaman dersi bozarak bu şekilde konuştuklarında , onlara sert bir bakış fırlatıp "anlıyorum" der gibi bakıyordum ama anlamıyordum tabikide. Hemen Türkçe olarak "tamam olummm sus sus bak hoca anladı " diyierek birbirlerini uyarıyorlardı :) İçin için çok gülerdim ama hiç çaktırmadım.

Biraz on 7 Nisan 2009 17:58 dedi ki...

>Evren
yok yok iyi ettin benimki takilmak sadece..:)

>ozii
Hintli ogrencilerim var..bazen kendi aralarinda konustuklarinda sanki anlamisim gibi..."di mi tabii oyle...oyle" diyorum sanki muhabbetlerine katilmisim gibi...sonra uyariyorum ama ingilizce konusun lutfen diye...

Hanife on 7 Nisan 2009 19:45 dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Belgin on 7 Nisan 2009 20:09 dedi ki...

Biraz`cim, Prof.`un yaptigi calismalar hakkinda, detayli bilgin varsa bizimle paylasirmisin? Bu konunun ilgimizi cekecegini düsünüyorum:)
Sevgiler

Belgin on 7 Nisan 2009 20:10 dedi ki...

Birazcim bi de su kelime dogrulamayi kaldirsan, cok zahmet veriyor:))

Biraz on 7 Nisan 2009 21:37 dedi ki...

Sevgili Belgin, belki yayinlanmis makaleler uzerinden yazabilirim bir ara...ama soz vermiyorum.
Kelime dogrulama seysi icinise ;
yorumlar onaylama olmadan yayinlandigi icin kelime dogrulamayi ne yazik ki kaldiramayacagim...kelime dogrulama bir takim robot yazilimlardan korunma amacli. Lutfen kusura bakma.:(

Anne Tuba on 8 Nisan 2009 02:57 dedi ki...

bu komik durum aynen anlattığın gibi geldi başımıza birazcığım:)

birkaç sene önce yurt dışına çıkmıştık arkadaşlarımızla,kendi aramızda şakalaşırken birileri bize birşeyler söyledi fransızca bizde anlamadık tabii:(
1-2 saniye sonra altta kalmamak için bizde birşeyler söyledik ve fransız insanlarından dem vurmaya başladık.az ileride de hayli kalender bir bey bize bakıyor.meğerse ermeni imiş uzun yıllar türkiyede yaşamış.) bizim çok şirin kızlar olduğumuzu ve bize hiç yakışmayan sözler sarfettiğimiz için bize epey kızdı.haklıydıda bana göre:) insan gençken daha bir çılgın oluyor:) :)

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template