10 Kas 2010

Bindokuzyüzotuz∞


Önce onu baştan sona klişe laflar ile ezberlemeye çalıştık ve sonra ne yazık ki çoğu zaman içi boş törenlerle andık. 

Neleri, nasıl yapmaya çalıştığından çok…hep şekilcilikle uğraştık, uğraştırıldık.
Yıllar içinde onun fikirlerinin karşısında olanlar için artık her şey daha kolaydı.

Yüzeysel ve şekilcilikle anlatılmaya çalışılan Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamayan nesiller yetişmişti. 
Pek çok şey umurunda değildi bu yeni nesillerin. 
Artık her şey bir tık mesafesindeydi. 
Boykot mu lazımdı…twitter’a yaz olsundu. 
Ya da Facebook’ta duvarına kopyala yapıştır başkalarının sözlerini…2-3 saniyede...hem pek de  kolay.


Aslında bu boş suya yazı yazmak gibi olan dijital tepkilerdense onu anlamaya çalışmak çok daha önemli. 


Mesela başka bir tuhaf durum da, uzun yıllar yüzlerce fotoğrafı yayınlanmadı. Nedense halk ile paylaşılmaktan sürekli çekinildi. Yıllarca saklanıp da yakın zamanlarda yayınlanan fotoğraflarına bakıyorsunuz, sevginiz daha bir kat artıyor. Evet evet fotoğraflara bakmakla bile artıyor. Arşivlerde neden saklı tutulmuş onca fotograf yıllarca? Anlaşılmaz hiç?!


Bu yazının başına koyduğum o fotoğraf da öyle saklananlardan.


Hiç bir işe yaramayacak sudan tepkiler yerine mesela onu anlamaya çalışmak çok daha önemli bence. 

Böylelikle onu anlamak istemeyenlere karşı çok daha donanımlı olmak bakımından da yararlı olacaktır. 

Mesela hemen aklıma iki kitap geliyor. Biri Andrew Mango’dan Atatürk (1), diğeri de Falih Rıfkı Atay’dan Çankaya (2).

Atatürk’ün ölüm yıldönümünde onu okuyarak anlamaya çalışmak bence çok daha yararlı ve anlamlı. 

Ama isterseniz siz yine twitter mesajlarınızı da yazın…suya yazı yazmak gibi olsa da yazın?!

6 Yorum:

beenmaya on 10 Kasım 2010 13:16 dedi ki...

çok güzel ve çok yerinde bir yazıydı. sağolasın bu paylaşım için...

en sevdiğim sözlerinden birini eklemek istiyorum ben de;

''Siz genç arkadaşlar, yorulmadan beni takibe söz vermişsiniz. İşte ben bilhassa bu sözden çok duygulandım. Yorulmadan beni takip edeceginizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim istediğim yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan her mahluk için tabii bir haldir. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür. Sizler, yeni Türkiye’nin genç evlatları: yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.''

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

BackyardFlyer on 10 Kasım 2010 16:48 dedi ki...

Sekilcilik dedinde...Aklimdan hic cikmayan bir ani...Ilkokuldayken duvarda asili bir haritamiz vardi...Haritanin altinda bir Turk askerinin 5 Yunan askerini kovalayan cizimi vardi...O zaman cok normal geliyordu tabi bu...

Biraz on 10 Kasım 2010 21:13 dedi ki...

>beenmaya
cok guzel bir katki oldu bu yorumun, cok tesekkurler.

Biraz on 10 Kasım 2010 21:14 dedi ki...

>BackyardFlyer
Sekilcilik tanimlamasina guzel bir ornek olmus...

Ali İkizkaya on 13 Kasım 2010 23:57 dedi ki...

Sevgili Biraz Dostum !
Hep içimde bir kan oturmuş yara yada tümör gibi duran bir meseleyi yine konsantre bir şekilde anlatmışsın.
Her şeyden önce akıl eden güzel zekana ve yüreğine sağlık.
Benim aklımda sende hatırlarsan YERLİ MALI HAFTASI var;
Üç tane ceviz, beş tane incir, iki elma falan götürürdük. O gün de bize anlatılan;
Alpullu, Turhal da şeker fabrikası,.. Herekekede halı dokunur, Sümerbank ve Etibank ne yapar anlatılırdı.
Kimse üretmekten, bilgiden, ilimden, araştırmaktan bahsetmezdi. Senin dediğin gibi ruhundan çok lafzından bahsedilirdi.
Yıllar sonra Paris Sorbonne da Şarkiyat kürsüsünde Türk Devrim tarihi dersleri veren öğretim görevlisi bir hanım arkadaşım oldu. Zaman zaman onun derslerine girer, bitiminde de dışarı çıkardık. Bir gün beni gıda ürünlerinin satıldığı tanınmış bir mağazaya götürdü. Ve incirlerin olduğu reyona gittik birlikte. Tariş in caanım Germencik incirleriyle beş para etmez yunan incirleri yanyana duruyordu. Yunan incirleri vakumlu ambalajda pırıl pırıl, bizimki aptal bir jelatine sarılmış ve kararmış. Kimse yüzüne bakmıyor. "İşte Ali Senin Yerli Malı Haftandaki Mantık Hala Burda. Görüyormusun ?" dedi. Harf devrimini talebelerine anlatırken "Dünyada bir örneği daha yok ve bir daha yapılması mümkün değil" derken duygulanıp ağlardı. Türk devrim tarihini bizden daha iyi kavramış ve soluyan yabancı bir kadın. Var sen bizim halimizi düşün.
Satır aralarına sıkıştırdığın gibi bizim için çok geç. Hala kafa üstü gidiyoruz. Git 10 Kasımda saygı duruşu yap. Herşey oldu bitti.
Hiç soruyoruz mu "Bu ülke insanının hayatında yararlı olacak, insanlık dünyası için değişiklik yapacak" bir şey yaptık mı diye...
Çok efkarlandım çookkk Biraz...
Tekrar tekrar aklına sağlık.. Sevgiyle..

Biraz on 14 Kasım 2010 17:21 dedi ki...

>Ali Ikizkaya
Sevgili Ali,
Buyudukce(!) bu sekilciligi daha net gormeye basladim. Hatta daha net gormeye basladikca, Mustafa Kemal'i daha iyi anladim, daha cok sevdim. Tum o sekilcilikler kalksa cok daha iyi olacakti ve biz cok daha iyi anlayacaktik onu. Kendimce sekilciliklerden her anlamda siyrilip onu anlatan tarafsiz yazilari okudum, hem bizden hem disardan. Okudukca daha degerini bilir oldum.
Burada karsilastigim zoruklarda aklima onun azmini getirdim desem abartmis olmam. Adam idam cezasina ragmen yilmamis inancini kaybetmemis derken, uzerinde calistigim projenin uzamasi, deneylerin cikmamasi sirasinda aklima bu okuduklarim geliyordu.
...
Yerli mallar haftasini elbette hatirliyorum. Verdigin orneklerin hepsi cok carpici. Benim de aklima surekli kaliforniya kayisisi ile malatya kayisisini yanyana market rafinda gorunce aklima geliyor:) Ama neyseki paketler az da olsa duzelmis diyecegim.
Harika bir katkiydi tesekkurler yorumun icin...ovgun icin de:)

 

Blog Listem

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template