22 Eki 2008

Aşklar çoğu zaman yalan mıdır?


Yoksa geçici olduğunu anlamadığımız için bittiğinde bile hala yaşamaya çalışıyor olmak mı onları yalan yapmıştır?


Yalnız kalmak korkusuyla yanlış insanları ve dolayısı ile hayatları seçmek, bu sefer de iki kişilik yalnızlıkları mı getirmiştir?


Amacım karamsar yazı yazıp içinizi karartmak değil ama etrafıma özellikle de evli çiftlere bakınca nedense tuhaf bir bezginlik görüyorum.
Acaba birbirine doymak mı sebep?
Çok bir arada olmak mı yorucu bir zaman sonra? 
Ama hani “aşk” filan vardı?
Nereye gitti…ya da gitmekte?


Bir arkadaşım bir zamanlar şey demişti “evlilik işleri kümes gibidir…dışarıdakiler içeri girmeye, içeridekiler ise dışarıya çıkmaya çabalar”…bazen öyle galiba.


Aşkın yanıltıcı tarafı hep kalıcı olduğunu düşünmemizde belkide.
Halbuki aşkın zamanla güvenli bir sevgiye dönüşmesini sağlamış olmak…evlilikleri de güçlendiriyor diye düşünüyorum.


Bazen dertleşmeleri sırasında arkadaşlarımın “hakikaten aşık olduğum kadın bu mu? İnanamıyorum kendime ve ona” demek isteyip de lafı çok daha dolambaçlı bir şekilde söylemeleri…düşündürüyor.

Kadın erkek davranışları ve evlilik durumları hakkında en salak yorumları ben rahat rahat yapınca, pek bir keyifli gülmeleri yine söylediklerimde haklılık payının olduğunu mu ispatlamaktadır?…Onu bilemiyorum (!).


Ama en fenası yoğun yalnızlıklardan dolayı en olmayacak insanlara aşık olup bir de üstüne evlenmek olmalı.
Hayatın zindana dönüşmesi durumları...

Böyle evlenmeli-mevlenmeli, aşklı meşkli yazılar yazdığıma bakılırsa benim de evlenmem gelmiş…Ama aşka rağmen değilde aşk ve mutluluk için olmalı…yalnız kalmamak için de değil.


(Bu yazım ilk olarak MB'de yayımlanmıştır)

4 Yorum:

sevgi_sener on 22 Ekim 2008 16:11 dedi ki...

yazıyı görünce şaşırdım. aynı konuyu 2 gün önce msnde bir arkadaşla didikleyip durmuştuk. Hele birde
"Farklılıklarınıza karşın değil, onlar nedeniyle sizi sevecek kişiyi bulursanız yaşamınızın sonuna kadar sürecek bir sevgi bulmuş olursunuz."
Leo Buscaglia
cümlesini okuyunca, bu bir sinerji demektan alamadım kendimi. Herneyse, aşk yalan değildir, hissettiğimiz her duygu gibi. Ne nefret, ne heyecan, hiçbiri yalan değildir, hissettiğiniz o an için ancak anlamsız olan bunların bitimsiz olacağı beklentisi ve belkide bizim onlara ekstradan yüklediğimiz anlamlar yanlıştır. Hayat bir devinim, 2 dk sonra bile kimse eski ben olmayacakken neyi umuyoruz bu aşktan. Sonbahar geldi yapraklar birbir dökülürken 3 ay sonra ağaçların dalları belkide eğilecek kardan. İlkbaharda yine yeşillenecek yine çiçeklenecek yine kuşları misafir edecek dallarına.......Ve biz göçtüğümüzde öbür diyarlara bizim için son bulacak bu olanlar...Sonsuz bir metanoia hayat...ve bana güzel gelende bu. İnsanlar olarak çok sahipleniciyiz. Herşeyi fanatik bir şekilde sahiplenip boğuyoruz, bırakalım olduğu gibi gitsin, nehir kendi yönünde aksın...Ben evliler kervanındayım, evlendiğimde 22 yaşındaydım, onu tanıdığımda 17 şimdi 37....nasıl herşey aynı olabilirki ben artık hayata aynı gözlerle bakmazken. Bazen çok komik oluyoruz, biz planlar yaparken hayat bildiği gibi akıyor....Geçen senelerle birlikte kanka oluyorsunuz, gün oluyor baş düşmanınız oluyor eşiniz, ağlanacak bir omuz oluyor, bazen yüzünü bile görmek istemiyorsunuz......birlikte deviniyorsunuz helezonun içinde birşeyler öğrenerek

7.oda on 22 Ekim 2008 16:45 dedi ki...

evlenmen mi gelmiş :))
bak söylüyorum vazgeç !!!
daha yola girmeden uyarmış oluyorum böylece seni..
evlilik... gerçekten de iki kişilik yalnızlık demek.. ve bu yüzden taşıması daha ağır..
benden ders alın yahu biraz :)

7.oda on 22 Ekim 2008 16:48 dedi ki...

evlilik.. bütün bir hayatı birlikte geçirmek demek..
işte bu noktada tıkanıyor herşey..
çünkü insanın sevginin sarhoşluğunda çok da düşünmüyor bütün bir hayatı birlikte geçirmenin ne demek olduğunu..
ben 10 yıl evli kaldım..
ama bunun ilk 6 yılı normal bir evlilik, son 4 yılı nokta konamayıp vürgülle oyalanılmış sadece adı evlilik olan bir savaştı..
ve en nihayetinde bitti..
ama çok şey yitirilerek..

şimdi düşünüyorum da..
sanırım hiç kimseyle bütün bir hayatı birlikte geçiremem artık.
bir insanı şimdi sevebilirim..
şimdi çok sevebilirim.
ve şu an herşeyi onunla yapmak isteyebilirim.

ama gelecek?
gelecek için başka birine nasıl söz verilir ki?
insan kendine bile gelecek için söz veremiyor.
bir başkasına nasıl verir?
saçmalık sadece..
bilinmeyene dair geleceğe dair sözler vermek.
seni şimdi seviyor olabilirim..
ama yarın sevip sevmeyeceğimi BİLMİYORUM !!
ve bilmediğim bir şey için artık kimseye söz veremem.
ve kimseden de böyle bir söz istemem.
bu yüzden evlilik mi bi daha asla !!

Biraz on 22 Ekim 2008 17:35 dedi ki...

@sevgi_sener: Fazlasiyla sahiplenilme ve bir zaman sonra agresif ve saygisiz davranislar birlikteligin enerjisini aliyor gibi. Bazi arkadaslarimda gordugum o tuhaf bezginlik korkutucu cunku cok da mutlu olmadiklarinin ve fakat "ne yapalim katlaniyoruz" tavirlari oldukca yipratici. Bence bir an once evlenebilme telasi ile yapilmis yanlis secimler gibi geliyor bu davranislar.

@ 7.oda: ne bileyim oyle gibi sanki:) ama dedim ya evlenmis olmak icin evlenmek herhalde en buyuk hatalardan biri.

Sevginin sarhoslugunda demissin ya...dogrudur. Kalbimizin dedigi yolda gitmek bazen ayaklari yere basmayan kararlar aldirabiliyor. Mantik da isin icinde olmali diyorum. Bence ilk yirmili yaslarda yapilan evlilikler ile son yirmili hatta otuzlu yaslarda yapilan evlilikler yapi olarak cok farkli. Otuzlu yaslar bence hayatin gerceklikleri ile de birlesip romantik laylaylom lu tesebbuslere epey bir set cekiyor.

Evlilik zor ama hayat boyu gecici sevdalarda olmak da zor. Bence herkesin kalbine ve aklina gore kalici sevgiler var...ama bulabilmek kolay degil.

Akil acici yorumlariniz ve paylasimlarinizdan dolayi ise ikinize de ayrica tesekkurler.

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template