23 Eki 2008

Sıradanlığa dayanıksız olmak


Sıradanlığa dayanıksız olmak
veya sevgi arsızı olmak
veya hayalci olmak.

Ya da hepsi olmak.

Ya da ...

Evet bildiniz... 

Hiç biri olmamak.

Neden bunları yazdım buraya hepsine teker teker bakmak istedim de o yüzden.

Sıradanlığa dayanıksızlık nasıl bir şeydir acaba?

Acaba, acaba şey gibi midir?...Şey işte canım.

Dilimin ucunda yoksa parmaklarımın ucunda mı demeliydim böyle klavyeden yazarken?

Şey işte... Özel olmak ve bunun da fena halde bilinmesini, siz söylemeden size bakıldığında farkedilmesini istemek. Hani otobüs durağında onlarca insanın arasında bekleşirken... Tam da o sırada durağa yanaşan otobüsün penceresinden bakanlar tarafından bile olsa sıradan olmadığınızın bilinmesini istemek gibi bir şey.

Ya da sevdiğiniz insanın elinden tuttuğunuzda, gözlerinin en içine bakarken sıradan bir aşık olmadığınızın bilinmesini istemek gibi.

Peki ya sevgi arsızı olmak... Kulağa hiç hoş gelmiyor değil mi?

Halbuki en çok sevilen olmayı istemek de mi hoş değil?

Çekmeceleri olan bir dolabı düşünün ve sevdiğinizin size, yerinizin en üst çekmece olduğunu "söylediği an" için ne dersiniz? 

Harika değil mi?
O halde belki de sevgi arsızı olmak da çok güzel bir şeydir.

Son olarak hayalci olmak...
O da mı kötü bir şey yoksa?
Hayallerimiz olmasaydı acaba umutlarımız olur muydu?
Umutlarımız olmasaydı peki hayat neye benzerdi?

Bir düşünün.
Ben düşünmüş ve hayallerimin peşinde koşmaya başlamıştım ve hala da koşuyorum.
Siz de koşun.
Çünkü her zaman dediğim bir şey var.
Yine diyorum o zaman, “Gerçekler, hayallerle başlar.”


(Bu yazım ilk olarak MB'de yayımlanmıştır)

6 Yorum:

7.oda on 23 Ekim 2008 09:54 dedi ki...

ne demiş Şebnem o muhteşem şarkısında:
düşlerim gerçek, gerçeğim yalan !!

beenmaya on 23 Ekim 2008 11:17 dedi ki...

hepsinden olmalı yahu ama çok değil birazcık :))

sevgi_sener on 23 Ekim 2008 11:31 dedi ki...

sizce bir insan sıradan olabilir mi? Birtane daha sevgi şener daha yok biliyorum...
Mesele kişinin kendisinin bunun farkında olması, artıları ve eksileri ile kendini tanıyıp, kendini sevmesi, kendi kendini sıkı sıkıya yüreğine basması...
O zaman bu beklentiler son bulur,
hep aynı kapı; beklentiler......bu noktaya geldiğinizde sıkışıp kalıyorsunuz.
Oysa olanı yaşamak, spontan yaşamak çok huzur verici. Hayata diretemezsiniz, o size elindekini sunar. Halil Cibranın da dediği gibi belki de elindeki tek şey bir yılandır bazen.
Beklemek değil de, olanı kucaklamak, olmuyorsa yürümeye devam etmek.
Niye kötü olsun ki hayalci olmak. Bence önemli olan neyin gerçek olduğu değil biranlığına bile olsa neyin sizi mutlu ettiği Küçükken hergece aynı hayali kurmadan uyumazdım, ıssız bir adaya düşerdim hayalimde, sazlıklardan ev yapardım, muz toplardım, evimi hergeçen gün biraz daha güzelleştirirdim, ağaçlardan oyarak taslar tabaklar yapardım ve uykunun kollarına pek bi huzurla atlardım.....

Biraz on 23 Ekim 2008 15:19 dedi ki...

@ 7.oda; hmmm o sarkiyi bilmiyom:(...linki varsa yollasan ve dinlesem?

@ beenmaya; evet evet birazcik:)

@sevgi_sener; nasil ki hayatlarimiz ve yasam kutsaldir...ayni o sekilde siradan da degiliz. Ama gunluk iliskilerimizde, hayatimizda kimi insanlar yuzunden siradanmisiz gibi hissetirilebiliyoruz. Diger taraftan ise dediginiz gibi kisinin kendisini bilmesi bunlara gogus germeye yetiyor . Hayalci omak bence de kotu degil ama yine genel kaniyi yazmaya calistim. Yoksa dedigim gibi gerceklerin hayallerle basladigina inanan bir insanim:)

beenmaya on 23 Ekim 2008 18:43 dedi ki...

tarafımdan şahsınıza sunulan "DÜNYA ÇAPINDA ARKADAŞLIK ÖDÜLÜ"nü kabul etmeniz dileğiyle :))

sevgiler selamlar...

Biraz on 23 Ekim 2008 19:18 dedi ki...

Elbette kabul ederim ama zaten yazilarimiz ve bloglarimizla coktan arkadas olmustuk ki:) di mi? Tekrar tesekkurler...sevgilerimle.

 

Blog Listem

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template