3 Kas 2008

Hasta ruhlar her tarafta

Evet her taraftalar. Çevrenize bir bakın bir sürü var onlardan. Bazılarının öyle olduğunu söylemeye cesaretiniz olmasa da...hatta itiraf edemeseniz de varlar işte.

Kimileri çok yakınınızda...gizliden gizliye isyan etseniz de bir takım mecburiyetler...bağlanmışlıklar...menfaatler engel oluyor tepkinizi göstermeye.

Hasta ruhlar bazen patronunuz oluyor...bazen karınız, sevgiliniz...arkadaşlarınız...kardeşleriniz ya da şu köşede ki taksici mesela...ya da ne bileyim...karşı sokaktaki bakkal
Ne?
Bakkallar kalmadı mı artık?...
Her şey marketlerde mi?...peki öyle olsun.

Hasta ruhların en büyük özelliği etraflarına yaydıkları tatsızlık, endişe ve korku. Başkalarını ezdikçe varolabiliyorlar.

Herhalde en korkuncu ise evlendikten sonra bunu farkeden insanların durumu...kimisi katlanmıyor yeni bir hayat kuruyor...kimisinin o kadar cesareti olmuyor tıpkı bir pranga mahkumu gibi yaşıyor bu birlikteliği.

İş ortamındaki hasta ruhlar ile de baş etmek pek kolay değil. İş değiştirmek ise bu zamanda çok daha zor...ve mecburen tutunuyorsunuz başka çare de olmuyor. O hasta ruhlu patron ya da iş arkadaşları ile mecburen geçinmek durumunda kalıyorsunuz.

Ama hasta ruhlu arkadaşlarımız ile olan bu tip durumlar ise en kolayı belki de...Sürekli olumsuz düşünen , hatta kıskançlıkları ile size zarar vermeye başlayanları bence bir an önce kendi hallerine bırakıp...olabildiğince uzaklaşmak lazım.

Eğer bir an önce uzaklaşmazsanız tüm mutsuzluklarını ve huzursuzluklarını fena halde size de bulaştırıyorlar. Hatta sizin düştüğünüz bir takım zor durumlara neredeyse sizden çok daha fazla üzülüyorlar. Ama içten içe pek bir sevinerek.

İnsanları değiştirebilmenin mümkün olduğuna inanmayanlardanım dolayısı ile...mutsuzlukları ile de mücadele etmek istemiyorum. Eğer bu hasta ruhların etkisinden kurtulmama imkan varsa arkama bakmadan koşup çıkıyorum etki çemberinden...ta ki başka bir hasta ruha yakalanana kadar...çünkü her yerdeler.

9 Yorum:

metanoia forever on 4 Kasım 2008 10:55 dedi ki...

sana nasıl katıldığımı kelimelerle anlatamam. Özellikle bu sabahtan sonra. Onlar heryerde. Birkısmından tamamen uzaklaştım. Bazıları ile ilişkimi temel seviyeye indirdim. Ancak arada bir de olsa o iğrenç burunlarını hayatınızca arsızca daldırabiliyorlar. Küçük kan emen cüceler gibiler. Sizin pozitif enerjinizi elektrik süpürgesi gibi emip yok ediyor, sonra o pozitif enerjininizin yerine özenle negatiflik, obsesyon, korku, sıkıntı ve bunun gibi çöpleri yerleştiriyorlar. Aynen bende onları tanıdığım anda uzaklaşıyorum. Tek çare bu galiba.

Aydan Atlayan Kedi on 4 Kasım 2008 15:30 dedi ki...

İnsan yaşadıkça "daha kimlerle karşılaşacağız kimbilir" diye söylenmeleri de artıyor. Çünkü, her yerde karşına çıkabiliyor bu hasta ruhlar. Dahası hayatını zindan bile ettikleri oluyor. En iyisi en ufak bir belirtiyi farkeder etmez kaçmak. Zira onların ne iyileşmeye niyetleri var ne de iyi olana inançları...

Biraz on 4 Kasım 2008 16:41 dedi ki...

@metanoia forever kendimizi korumak icin lazim galiba miminum seviyede iliskide olmak. Hatta mumkun olsa hic yuzlerini bile gormemek.

@aydan atlayan kedi "kacmak" kulaga hos gelmiyor belki ama bu tur insanlar ile mucadele ya da degistirme cabalarina girismek kesinlikle yararsiz...aksine kendimize zarari var. O yuzden kacmak lazim.

sufi on 5 Kasım 2008 03:24 dedi ki...

Hasta ruhlar bizlere tedavi olmaya geliyorlar.Tedavi olurken bize de bir şeyler bulaştırıp gidiyorlar mutlu mutlu.Arınma konusunda o kadar başarısızız ki. Böyle insanlarla birarada olduğunuzda "işaret parmağıyla orta parmağı birbirine kitleyin" size bir şey olmaz diyenler var.Ben denedim olmadı ya görürse korkusu var ya.Yeşil yol filmindeki zenci gibi öğürmeye başlıyorum "ay, seni yine çok üzdük" diye kaçıyorlar.Banyo yapmak çok iyi geliyor.Bir de şero gibi kediler iyi geliyor insana da, hayvana yazık oluyor.Negatifi tesbit eden makina var sanıyorum.Yanımızda bundan taşıyıp testten geçirmeden kimseyle görüşmesek nasıl olur?

Biraz on 5 Kasım 2008 18:12 dedi ki...

@sufi bence en kesin cozum bu insanlari bizi etkilemeyecek mesafede tutmak. Bu arada parmak ornegine baska bir alternatif cozum ise...bu insanlarin gozlerinin icine mumkun oldugunca bakmamak.

Buzcevheri on 7 Kasım 2008 03:43 dedi ki...

Ben mutsuzluk dağıtmayan hasta ruhlardanım. =)

Biraz on 7 Kasım 2008 05:25 dedi ki...

@buzcevheri keske herkes mutsuzluk dagitmayan hasta ruhlardan olsa...:)

7.oda on 17 Şubat 2009 11:31 dedi ki...

son paragrafının aynısını yazmak istiyorum :)
evet ben de insanların özünün asla dğeişmeyeceğine inanırım..
ki bu insanlar hasta olduklarının farkında bile değiller biliyorsun..
onlara göre hasta olan bizleriz..
en güzeli uazaklaşabilmek, çünkü hasta insanlarla savaşamazsınız.. ki bunu en iyi bilenlerden biriyim..
ama malesef hayat her zaman bize uzaklaşabilme şansı vermiyor değil mi ??
o zaman ne yapacağız??

Biraz on 19 Şubat 2009 16:07 dedi ki...

>7.oda
Yine de minimuma indirmek lazim eger kendimizi dusunuyorsak...

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template