1 Kas 2008

Dün cadılar bayramıydı...




Dün cadılar bayramıydı...caddeler tam anlamıyla sirke dönmüştü.
Her çeşit kostümü görebilmek mümkündü.
Çocuklar kapı kapı dolaşıp şeker, çukulata toplarken. Koca eşekler de her türlü şaklabanlığı yapabilmenin tüm potansiyelini itinayla gösteriyorlardı. Gündüz vakti...kostüm dükkanının önünde oluşan sırayı görmeliydiniz. Yanımda fotoğraf makinamı taşımamış olduğuma pek bir üzüldüm. Öylesine uzun bir sıra vardı ki...insan düşünmeden edemiyor...adamların derdi kostümlerini alabilmek.
Ben ise hızlı hızlı adımlarla derse yetişmeye çalışıyorum...salaklık işte!
Sonra derste tahtaya bir iki bir şey çizdim hani komiklik olsun diye...Çukulata filan da aldım öğrencilere...sevinsinler diye.
Bir öğrencime sordum... “Eeee ne yapıyonuz bakalım akşama ehe ehe” diye ama sen git onca öğrenci arasında tam adamını seç. Meğerse kız hayatında ilk defa bu cadılar bayramı partisine evvelsi akşam katılmış (cadılar bayramının olduğu günün haftası hemen her gece parti yapıyor bu elemanlar...maksat eğlenmek olsun).
Şaşırdım...neden ilk defa ki...Meğerse ailesi cadılar bayramına karşıymış...dindar bir aileymiş ve şeytanın işi olduğuna inanıyormuş.
Öğrencilerim soruyor... “sen ne olacan?...ne kostümü giycen?”

“İnsan kostümü giycem..bakın hatta derse bile öyle geldim ehe ehe”...diyerek salak bir cevapla savuşturuyorum, soruları...
“Kostümü mü kalmış yaaa!?...Yok ben seyredicem sadece”...demiyorum.


Akşamına arkadaşlarla hep beraber dışarı çıkıyoruz. Yoldaki herkes günlük hayatta içinde kalan ama bu günün/gecenin vesilesiyle içindekileri boşaltan kostümleri giymişler.


Artık priz kılığına girmiş kız ile fiş kılığına girmiş erkek arkadaşı mı istersiniz...
yoksa geyşa kılığında dolaşanlar mı...
Roma askeri kılığında olanlar mı..
süper seksi hizmetçiler mi
uzaylılar mı...
örümcek adamlar mı...süpermenler mi...muz adamlar mı...


Kısacası aklınıza ne gelirse...ve o yoldaki kızların onda birinin bizim caddelerimizde dolaştığını hayal bile edemedim...dolaşamazlardı...İmkansız!




Ben de dedim ya insan kılığında dolaşıp fotoğraf çektim akşam...Herhalde en tuhaf ben giyinmiştim...pek bir normaldim...pardon pardon...pek bir sıra dışıydım canım.

Ama gelecek sene...Türkiye’den yeniçeri ya da Fatih Sultan Mehmet kostümü getirip giymeli...(dermişim)



Not: Şehir meydanında, hükümet binasının bayrak direklerinde...Cumhuriyet Bayramımızdan dolayı...Amerikan ve eyalet bayrağının yanında bayrağımızı dalgalanıyor görmek ise mutluluk vericiydi.



11 Yorum:

sufi on 1 Kasım 2008 20:42 dedi ki...

Türkiye'de cadılar bayramı dolayısıyla kıyafet falan değiştirilmesine gerek yok.Cadılar insan kılığında dolaşıyorlar tam ortalıkta.Sevgiler.

beenmaya on 1 Kasım 2008 21:17 dedi ki...

valla sufi'nin yorumuna gözüm takıldı da başka birşey demek istemedim bu harika yorumun üzerine...

Biraz on 1 Kasım 2008 22:40 dedi ki...

Bence de.
Sufi'nin yorumu harika olmus...tesekkurler sufi. Sevgilerimle.

Agnus Dei on 2 Kasım 2008 19:03 dedi ki...

Sufi nin yorumuna benzer birşeyler yazmak için yoruma tıkladım ama sağolsun gerçekten güzel yazmış bu arada Ankara büyük belediyesini kınayayım bende...Cumhuriyetin başkentinde hiç bir kutlama yapılmaması nekadar ilginç değil mi diyeceğim ilginçlikler ülkesi için hafif kalacak...Sevgilerimle...

Biraz on 2 Kasım 2008 20:08 dedi ki...

@agnus dei Bilmem ki sanki ilginc de degil sasirtici da degil. Ama adim adim her turlu simgenin, degerlerimizin silinmesini seyretmek uzucu. Bunun sanki bilincli yapilmiyor gibi samimiyetsiz bir sekilde yapilmasi ise mide bulandirici.

Haşim Arıkan on 2 Kasım 2008 20:43 dedi ki...

Ya her ülkeye lazım bence böyle şeyler. Hayata ara sıra gülümseyerek bakabilmek adına. Hayatı her zaman çok da ciddiye almamak lazım. Ara sıra saçmalama diye bir seçenek olmalı bence.:)) Sevgilerimle

Biraz on 2 Kasım 2008 20:49 dedi ki...

Aslinda isin en eglenceli tarafi tum sehrin caddeleri boyle rengarenk...meselakirmizi isikta duruyorsunuz bir bakiyorsunuz yaninizda duran arabanin soforu sanki bu dunyanin disindan gelmis bir yaratik...arka koltukta Mario Brothers oturuyor. Yoldaki polislere supheyle bakiyorsunuz acaba onlar da mi kostum insanlari ve gercek polis diil belki de:)diyorsunuz.

Siminya on 3 Kasım 2008 12:31 dedi ki...

Bir Ali Türkan hayranı görünce selam vermeden olmaz ki dedim.Ali Türkan'ı arkadaşım Elif Deran sayesinde tanıdım onunda Derkenar'da yazısı var web gezgini bölümünde, sıkı bir Türkan hayranıdır ölümüne beraber ağlamıştık :( kötü olan yazıları kitap olarak satılmıyor sadece internette bir an önce basılmalı diye düşünüyorum, bu değeri herkes tanımalı.

Siminya on 3 Kasım 2008 17:18 dedi ki...

imla hatam için geri döndüm :) "kötü olan yazıları kitap olarak satılmıyor sadece internette bir an önce basılmalı diye düşünüyorum, bu değeri herkes tanımalı." demişim bakınca olumsuz manalar çıkıyor. Aslı; Kötü olan, yazıları kitap olarak satılmıyor, sadece internette.Bir an önce basılmalı diye düşünüyorum, bu değeri herkes tanımalı. olmalıydı... sevgiler

Biraz on 3 Kasım 2008 19:37 dedi ki...

Selam Siminya, farkettim yazindaki hatayi ama oyle demek istemedigini de anladim elbette.

Fakat yine de duyarliligin icin cok tesekkurler. Arada Derkenar'a ben de yazmaktayim eger merak edersen, en son yazim "Neanderthal ve biz" baslikli yazidir.

Ali Turkan ise hakikaten cok harika bir yazardi. Blog sayfamda da ona bir link ayirmam lazimdi diye dusundum.
Kitabi da bir gun cikacaktir diye inaniyorum.

7.oda on 17 Şubat 2009 11:13 dedi ki...

bir dahaki cadılar bayramında kesinlikle DNA kostümü ayarlamlısın kendine !! ne yap ne et, istersen kendin dik ama ayarla :)

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template