24 Ara 2008

4 saniye


("déranger les pierres", Carla Bruni)

Daha yeni ayrılmıştı sevgilisinden kız.
Kafası allak bullak olmuştu. Bunları biriyle paylaşabilmeyi istiyordu...anlatabilmeyi yani.
Nasıl olurdu da böylesine terkedilirdi?
Bir başına bırakılırdı.
Belki o anlardı.

Anlatsa mıydı acaba tüm bu kaotik durumu ona?
Yoksa içine gömse daha mı iyi olacaktı? Koridorda hızlı adımlarla yürürken bunlar geçiyordu kafasından.

Kapısına yaklaştıkça adımları yavaşlamaya başlamış, tereddütleri artmıştı.

Ya yanlış anlarsaydı?!
Tereddütleri adımlarını yavaşlatmıştı ya...aynı zamanda içine korku da salmıştı.
Şimdi hocaya böyle şeyler anlatılır mıydı?
“En iyisi ben ders ile ilgili bir soru sorayım, sonra cesaretim gelirse bu derdimi de açarım” diye içinden geçirirken, kafasını kapı aralığından çoktan sokmuş olduğunu farketti.

“Ben bir şey soracaktım...hocam” deyivermişti.
Bu hoca eğer odasındaysa, kapısı hiç bir zaman kapalı olmazdı.

Ya biraz aralıktı ya da tümden açık.
Öğrencileri bilmezdi bunun sebebini.
Öylesine aralık kalmış ya da tesadüfen açık olduğunu düşünürlerdi.
Halbuki hayat detaylarda gizliydi...hoca da bilmezdi.

Sonra, çok sonra öğrenmişti detayların aslında hayatı oluşturduğunu.

Daha çömez bir asistan iken hocasından, nasıl bir hoca olunmayacağını öğrenmişti. Hocasının kapısını diğer asistanlar ya da göz bebeği asistanı girdiğinde nasıl da sımsıkı kapattığını görürken bunun dışardaki insanlar için ne de rahatsız edici bir şey olduğunu çok iyi anlamıştı.

Sonra elemanlarıyla diğer elemanlarının arkasından konuşmanın da ne feci bir şey olduğunu da görmüştü.Patron olunca sabırsız olunmaması gerektiğini de farketmişti. Tıpkı hoşgörülü olabilmenin insanları nasıl kazanmasına sebep olduğunu anlaması gibi...

Kısacası "nasıl iyi hoca olunmazı" bildiği için tam tersini yaptığı sürece iyi bir hoca olunabileceğini farketmişti.

Kızın “girebilir miyim?” diye cümlesine devam etmesi...Hocanın yüzüne sıcak bir gülümseme yayılmasına sebep olmuş...”tabiiki lütfen gel” demişti.

“Hocam, benim bir sorum var...obstrüktif akciğer hastalıklarında, bu respirasyon hızının grafikten hesaplanması ile ilgili kafam karıştı...anlayamadım...bir anlatsanız tekrar” derken...kendini tutamayıp ağlaması, hocayı şaşırtmış ve hatta ürkütmüştü.

"Bu kadar zor değil yahu...bak şimdi..." diye tam cümlesini kurmuşken, öğrencisi "aslında derdim bu soru değil...ben sizin, dersi anlatırken araya sıkıştırıp biraz biraz değindiğiniz ilişkilere, insana, filmlere ve hayata dair konuşmalarınızdan cesaret alıp bir şeyler danışmak için geldim...hani bir defa anlatmıştınız insanların sabrı aslında 4 saniyedir...ve Polonyalı yönetmen Kieslowski de bunu bilir, hatta bir filminde sırf bu sebeple, şekerin çayı emişini 4 saniyeden fazla göstermemiştir demiştiniz ya...ben de 4 saniye içinde size derdimi anlatayım...siz de yardım edebildiğiniz kadarıyla edin...ne dersiniz?" şeklindeki upuzun cümlesinden sonra hoca sadece “peki” diyebilmişti.

Kız yine uzun cümleler ile durumunu anlatmıştı ve 4 saniyede bitmemişti elbette...Hoca dinledi sonuna kadar...salak bir sabrı vardı hocanın.

Kızın hikayesi tipik bir romantik ilişkiydi ve bitmişti işte...ama kız tüm kalbiyle sevmişti ya...o bakımdan yani pek bir kırılmıştı...nasıl üstesinden gelirdi bu durumun? İşte kilit soru buydu.

Hoca pek düşünmedi cevap için ama aklından geçenleri de olduğu gibi söyleyemedi tabii.
Mesela “boş ver yahu ne üzülüyorsun...bırak gitsin...geride daha 3 milyar erkek daha var. Dünyadaki tek erkek bu değil ki...”diyemedi.

Onun yerine “Hiç üzülme...demek ki bu kişi değilmiş seni hak eden insan...” dedi.

Ve yine “Bak sonra bu üzüldüğün günlere üzüleceksin çünkü boşuna olduğunu anlayacaksın...” diyemedi.
Onun yerine “Zaten düşündüğün gibi biri olsaydı...seni bu kadar üzmezdi” dedi.

Sonra “Kızım bırak bu aşk meşk işlerini de çalışmaya bak...hayatını kendi ayaklarının üzerinde duracak kadar güçlendirmeye bak” ta diyemedi.
Onun yerine “Eğer senin kısmetinse bu insan ne olursa olsun sana gelecektir...gitse bile gelecektir. Ve eğer senin kısmetinde değilse ne yaparsan yap seninle hiç bir zaman olamayacaktır.” dedi.

Daha fazla da bir şey demedi...

Odadan çıkıp da koridorda yürürken kızın dudaklarından şu kelimeler dökülüyordu....
“Hayatta herkesin bir alternatifi vardır...çünkü seçenekler sonsuzdur.”

(İlk olarak MB'de yayımlanmıştır.)

10 Yorum:

noname.morosophe on 24 Aralık 2008 10:30 dedi ki...

Hayatta herkesin bir alternatifi vardır...çünkü seçenekler sonsuzdur..
Hoşlanmasam da aldığım iktisat eğitimini kazandırdığı bir terimdir.. İKAME MALLAR.. Alternatif deyince aklıma geldi. Konu aşk olunca ikame sözkonuşu olmuyor sanırım.

Burcu SezeR on 24 Aralık 2008 10:38 dedi ki...

Bir de bu alternatifleri elinin tersiyle itip sadece kendiyle kalmayı seçenler vardır bu da başka bir entry konusudur. Dünya kalabalık oldukça alternatif sayısı fazlalaşıyor, ve insanoğlu bir diğerine değer vermekten vazgeçiyor... Gidene dur gitme demiyor.. Umursamıyor bile... Çok acı bu çok...

serzeniş meraklısı on 24 Aralık 2008 11:55 dedi ki...

seçeneklerin sonsuz olması, hep bi alternatifin doğması beni yaşanmışlıklarımda hep rahatsız etmiştir.. :S

Biraz on 24 Aralık 2008 15:01 dedi ki...

>noname.morosophe
konu ask oldugunda bile olabilir ne yazik ki...cunku ask herkesin gozunde de ayni degil ki.
Tabii bi de yazinin oyku olmasi kurgusalligi arttiriyor galiba.

>Burcu SezeR
Tipki cok kanalli televizyonlarimiz gibi...aninda zaplanabiliyor ya da dur bakalim daha eglenceli kanal var mi arayisi basliyor...sonunda hic bir kanaldaki program tam anlasilmiyor...seyredilmiyor bile.

>serzenis meraklisi
beni de rahatsiz eder ama gercegi de budur hayatin...tipki "zamanin" her turlu aciyi ve sikintiyi ortmesi gibi bir cesit koruma mekanizmasi sanki.

Mehtap P.G on 24 Aralık 2008 20:14 dedi ki...

Alternatif ille de yeniyi sececeksin demek degil ki.. hadi siradaki gelsin ya da bir sonraki neydi demek degil ki..

Alternatif, caresiz olmamak demek, bir tek seye mahkum olmamak demek, dusun, degerlendir, karsilastir, hisset demek..

Alternatif, sen karar verebilecek pozisyondasin demek..

Boyle hocalar vardir elbette biryerlerde.. Ne mutlu onlarin ogrencilerine..

Biraz on 24 Aralık 2008 22:48 dedi ki...

>Mehtap P.G
Bence cok guzel bir bakis acisini yazmissiniz cok tesekkurler!
Boyle hocalar var...evet.

öykü on 3 Ocak 2009 17:43 dedi ki...

Her kısı özel aslındA( ıyı ve kotu yanları ıle) secenekler sonsuz olsa da.. bı baskası o olamaycaktır,olamazda.Eger Aşk ;sureklı bu olmadı bı baskasına bakayım dıye yonelebılseydı dıgerelrıne..... adı Aşk olmazdı.

Biraz on 3 Ocak 2009 19:10 dedi ki...

>Oyku
Haklisin askin ozelligi ozel olmasinda...ve de bir baskasinda, bir oncekini bulamamamizda.

7.oda on 13 Mayıs 2010 13:24 dedi ki...

4 saniye..
4 dakika..
4 saat..
4 gün..
4 hafta..
4 ay..
4 yıl..

boşanmaya karar verdikten sonra tam 4 yıl DAHA devam etmişti o istemediğim evliliğim.. ne sabırmış bendeki peh :)

şu gerçek.. şimdi o kız gerçekten de zamanında bu kadar üzüldüğüne ve zamanını acı içinde harcadığına yanıyordur :)

Biraz on 14 Mayıs 2010 06:15 dedi ki...

cesaret ve sabir ve de her sey iyi olacak diye ertelemek hepsinin karisimi "beklemek" oluyor galiba.

 

Blog Listem

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template