29 Ara 2008

Diyaloglar...



("WALTZ OF THE BUTTERFLY", Seatkaliyev)

Şiirsel gibi olan bu blog yazısını yukarıdaki müzikle dinlemeniz tavsiye olunur...benden söylemesi...Müziksiz tercih ederseniz...o zaman plastik bir çiçeği koklamaya çalışır gibi olacaksınız...İlk defa böyle bir not yazdığıma göre boşuna değildir...İnanın.

Son zamanlarda yazdığın şiirlerin var mı?
Var...olmaz mı hiç.

Dinlesem.
Yok boş ver...

Utanıyor musun? Hepimiz bileceğiz diye
Hayır...insan hiç utanacağı şeyi yapar mı?
Hele bir de bu şiirse utanmak olur mu?


Eee... o zaman nedir sebebi?
Saklamanın ardında aslında ne de büyük bir ukalalık yatar farkında mısın?
Sanki her şeyin kontrolü sende gibi
ve sen ancak istersen çıkacak yani  zamana dahi hükmedebilecek gücün varmış gibi bir durum...Ukalalık değil mi bu sence de?
Hazır şimdiyi yaşayabiliyorken paylaşsan.

Haklısın...paylaşsam daha iyi.
Hem o da bilir böylece bu şiiri...onun için olduğunu bilir.

Gözlerinden uyku akarken,
Dudaklarından kelimeler süzülürken,
Bakakaldım.

Hayallerimi kurarken,
Rüyalarını paylaşırken,
Hayran kaldım.


Bu onun için mi?
Belki de…

Belki de ne demek şimdi?
Öyle işte…

Utandın herhalde…
Yok utanmadım…geçenlerde biz erkeklerin romantik olduğundan bahsederken…şiir yazıyor oluşlarımızla inceden dalga geçmiştim.
Halbuki kendimle dalga geçtiğimi biliyordum.
Şimdi yazdığım bir şiiri böyle ortaya atınca…tuhaf hissettim de.


Biraz daha tuhaf hissetmek istersen…başka şiirlerini de paylaşsana.
Bilmem ki…iyice şabalak olacağım o zaman.

Eğer sen böyle düşünüyorsan…zaten çoktan şabalak olmuşsundur ki.
Hatta o şiirlerin çok daha öncesinde şabalak olmuşsundur.
Kadınlar bunların şabalaklık olmadığını bilirler…Ama sessizlikleri bilmedikleri anlamına gelmezki.
O da bilecektir…bunun hiç de şabalaklık olmadığını.

Bilir mi gerçekten?...
Peki o zaman bir tane daha…Ama bak sen dolduruşa getirdikçe ben açılıyorum pek doğru değil bu…

Senin yine aklın ve kalbin yarışta…aklını dinlemekten kalbinin hakkını yemeyi bıraksan.

Tamam tamam burada işte…


Ellerini uzatır mısın?
Peki ya dokunabilir misin gözlerime, dudaklarınla?

Umutlarımı paylaşır mısın?
Peki ya rüyalarını anlatır mısın?
Sesini duymama izin verir misin?

Peki ya gözlerimle değersem gözlerine kızar mısın?
Yoksa çok mu hoşuna gider?

Benimle yarışır mısın?
Hangimiz en hızlı yürüyecek diye

Peki ya öpüşür müsün?
Hangimiz en güzel öpecek diye


Akıl ve kalp dedin o zaman bir tane daha yazayım ve durayım lütfen.

İyi peki dur...amma da zor adamsın be!

Hiç birimiz aptal değildik.
Yürüyorduk yolda, sessizce.
Belki ellerimiz tutmuyordu ellerimizi...
Ama kalplerimiz içiçeydi.
Ve hiç birimiz akıllı da değildi...
Ve bu da hiç önemli değildi.




 



 

11 Yorum:

özii on 29 Aralık 2008 12:53 dedi ki...

Çok güzellerr...
Başkalarını da paylaşmak ister misiniz?

Buzcevheri on 29 Aralık 2008 13:51 dedi ki...

Hocam nasıl bir performanstır sizinki? Okumaya yetişemiyorum. Araya zaman koysanız az da kaynamasa arada yazılar.

noname.morosophe on 29 Aralık 2008 14:30 dedi ki...

yüreğe dokunabilmesi için kelimelerin takla etmesı gerekmiyormuş meğer.. Bunlar gerçekten çok güzeller.. Paylaştığın için teşekkürler "ROMANTİK ADAM"

Biraz on 29 Aralık 2008 14:53 dedi ki...

>noname.morosophe
tesekkurler begeni ve destegin icin...
bunlari romantik adam mi zor adam mi? neyse iste ona soylicem :)

Biraz on 29 Aralık 2008 15:33 dedi ki...

>Buzcevheri
bu aralar burasi tatildeydi ondandir :)..ve yeni yil ile birlikte bu kadar performans da, yazi da olamayacak...Bir de bazi yazilarim ise ilk defa burada yayinlanmiyordu...fakat onlari da buraya almak istiyordum...dolayisi ile haklisin aktivite fazla oldu farkindayim. Ama azalacak islerimin yogunlugu sebebiyle...

>ozii
yok yok ozii simdilik bur kadar olsun:) belki sonra...ve belki.

Nily on 29 Aralık 2008 16:23 dedi ki...

iyi peki dur dedim ama..bak şimdi yukarıya parçayı da yerleştirdik, bunu dinlemeden olmaz da dedik ... yazı bitti parça bitmedi, olmadı böyle..

diyor, ilk ses:))
yüreğine sağlık...

Biraz on 29 Aralık 2008 17:12 dedi ki...

Sevgili Nily,
muzigin yazidan uzun olmasini ozellikle sectim...bir ezgisi uygun olmaliydi bir de yazidan uzun olmaliydi. 4 dakika bilmem kac saniyedir o muzik.

Sebebi ise yazinin icselligini yok edecekti eger yazidan once bitseydi...tipki kisa ya da cekmis pantolonlarin durusundaki komiklik gibi.: )

Mehtap P.G on 29 Aralık 2008 23:34 dedi ki...

Hakikaten de "aklınızi dinlemekten kalbinizin hakkını yemeyi bıraksaniz" ve butun bu siirler ortaya ciksa.. Onemi olmasa etiketlerin?
Romantik ya da degil..
Duygunun kendisinden daha gercek olan bir sey mi var mi hayatta?

Biraz on 30 Aralık 2008 01:05 dedi ki...

Haklisiniz duygular gercek...ve siirler de onlarin bir yansimasi cogu zaman...
Arada bloga koymaya calisacagim.

öykü on 6 Ocak 2009 20:43 dedi ki...

Yazı guzel ...şiirler cok guzel..

Muzık ıse benım ıcın cok ozel..
hanı herkesı anlatan bı muzık vardır derler ya..
Ben hep bu parca benı anlatıyor dıye dusunurdum.

Biraz on 6 Ocak 2009 20:55 dedi ki...

>öykü
Tesekkur ederim Oyku.

Bu sectigim parcayi seneler evvel ilk kez Istiklal Caddesinden asagiya dogru yururken duymustum...bir dukkandan geliyordu. Merak edip sormus...sonra da albumunu almistim. Bu siirlere en cok bu sarkinin yakistigini dusundum...binlerce sarki arasinda

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template