6 Mar 2009

Kağıttan kaleler, kumdan kalpler...


(Mon Homme Blessé, Valérie Leulliot)

Deniz kıyısına kurduğunuz kumdan kaleniz yıkılacaktır birazdan. 

Ama yine de kurarsınız neden acaba?
Eğlenmek için midir tüm çabanız?
Yoksa yıkılacağını bile bile nasıl yapabildiğinizi görmek için midir?
Ya dalgalar, ya da dalgın biri yürürken yıkacaktır.
Belki çocuklar koşarken yıkacaktır.
Belki de geçenlerden biri sırf eğlenmek için, sırf yıkabilmek için yıkacaktır.
Ama siz yine de yaparsınız, özenirsiniz bile yaparken.
Neden acaba?

Yaparken ki o an için midir her şey?
O an duyduğunuz mutluluk için midir?
Kumdan kaleniz yıkılsa bile kurarken duyduğunuz o mutluluğun hiç yıkılmayacağını bilmenizden midir?


Hani bir de kağıttan kalbiniz vardır ya...
Kağıttan kalbinizi bir kere katlayıp çekmecenin içine koymuşsunuzdur.
Bir daha sevilmeye ihtimal vermeden öylece usulca koymuşsunuzdur.
Çekmeceyi de elbette kilitlemişsinizdir.

Anahtarı aramalarını istemezsiniz. Hele bulmalarını hiç istemezsiniz.

Kağıttan kalbinizin tekrar açılıp...katlanmışlıktan dolayı oluşan kırışıklıklarının düzeleceğine inanmadığınız gibi anahtarın da ele geçirilmesini istemeyeceksinizdir.

Halbuki...

...halbuki kağıttan kalbinizi saklamasanız...korkmasanız...ve hatta inansanız sevdiğiniz gibi sevileceğinizi de görebilseniz...

Çekmecenin içine değil de üzerine bıraksanız usulca. Siz istemedikçe hiç bir şeyin olamayacağını görebilmeniz çok mu zordur? Zordur...pek bir zordur.

Kumdan kalplerimizi yıkılacaklar diye kurmayız ki...tıpkı kağıttan kalelerimizi yakılacaklar diye inşa etmediğimiz gibi...

Ve hayatta hiç bir şey boşuna değildir...tıpkı sevmek gibi...ve tıpkı sevilebilmeyi anlamak gibi.
Anlamak için bilmek mi lazımdır?...Evet lazımdır.
Bazen de yaşamak...lazımdır.
Görebilmek için!


15 Yorum:

Jely on 6 Mart 2009 16:23 dedi ki...

ama sevilirken sevilmemekte vardır bir yandan belkide o yüzdendir kalbimizi saklamamız belkide kağıttan kalbimizin kesiklerine yeni kesikler istemeyişimizdendir...

Belgin on 6 Mart 2009 18:42 dedi ki...

Belki de kalbimizi saklamamiz onun kristal gibi cabuk kirilgan olusundandir belkide. Kalbimiz de kristal gibi kirildimi binbir parcaya ayrilir ve ne kadar tamir etmeye ugrassakta bir daha eski haline gelemez:) Ama gene de saklamayalim kalplerimizi... Asksizliga mahkum edildiyse, yansin bu dünya, diyor Sibel Can (Lale devri)

özii on 6 Mart 2009 20:21 dedi ki...

Bazen sadece kırılmak için sevdiğimizi düşünürüm .Nasıl olsa kırılacaktı aynı kumdan kalelerin dalgaya yenik düşüşü gibi...

Bu arada gecen gün yalnızlıkla ilgili yazınıza oldukça uzun bir yorum yazmıştım ama netteki problemler yüzünden onay vermemiş üzüldüm . Sonrasında da toparlayamadım

guguk kuşu on 6 Mart 2009 20:45 dedi ki...

ne garip dimi kumdan kaleler yapmak, buharlamış bi cam görünce bişeyler karalamak, kumlara yazılar yazmak....yitip gideceğini bile bile yaptıklarımız. sevmek gibi... bigün bilirsinki sen gideceksin o ardında kalacak ya da tam tersi ve yürek çok acıyacak yinede seversin. Herhalde bunları yaparken kendimizi oluşturuyor ve kendimizle tanışıyoruz aslında. Kendimizi görüyoruz o kulelerde. Kendimize karşıdan bakabiliyoruz. Kendimizi ifade ediyoruz onlarla.

7.oda on 6 Mart 2009 20:57 dedi ki...

tek soru :)
katlanmışlıktan dolayı düzelmeyen kırışıklıklarla dolu kağıttan bir kalp sevilir mi ??
bütün kat izlerine rağmen, düzelmesi yepyeni olması beklenmeden, o haliyle sevilir mi??

Biraz on 6 Mart 2009 22:05 dedi ki...

>Jely
Ama dikkatli olmak da lazim elbette...

Biraz on 6 Mart 2009 22:05 dedi ki...

>Belgin
bence de her ne kadar yaralansak da saklamamaliyiz...cunku pek bir geciciyiz bu hayatta:(

Biraz on 6 Mart 2009 22:05 dedi ki...

>özii
Hay Allah yahu...demek gitti...bana hic ulasmadi :(
demek ki server da bir seyler oldu baglantida...:(
bence kirilmak icin sevmek sanki yenilmek icin bir oyuna baslamak gibi...bilmem ki ben oyle dusunemiyorum.

Biraz on 6 Mart 2009 22:06 dedi ki...

>guguk kuşu
simdi sen boyle yazinca dusundum de...asklarimizi birak bir kenara bizzat kendimiz geciciyken...saklamamaliyiz diye dusunuyorum...ama tabii ki dogru ve tereddutlerimizin olmadigi insan cikana dek ...cikmazsa...o zaman da gormemisiz demek ki dikkatli bakmamisiz diyecegim.

Biraz on 6 Mart 2009 22:09 dedi ki...

>7.oda
Tek cevap,
eger oldugu gibi kabul edebiliyorsak karsimizdakini o zaman ne kirisikliklar ne katlanmisliklar batacaktir...

Oldugu gibi kabul edemiyorsak iste o zaman en pariltili kagittan olan bir kalp bile bir anlam ifade etmeyecektir...

Oldugu gibi kabul edebiliyor muyuz...edemiyor muyuz?...otesi yok (bence)

guguk kuşu on 6 Mart 2009 22:50 dedi ki...

ama birazcım sen doğru olduğunu anlayana kadaaaaar, ohooooo, seversin bile ki. Hesapları boşver, doğru ya da değil. bazen sevdiğin doğru bile olmuyor ama yine de seviyorsun biliyomusun. be artık yarını düşünmeden seviyor ve yarını düşünmeden terk ediyorum, pek yanıldığım olmadı gibi (hımmmm oldumuydu ki, şimdi uykum var, kafam karışık:))

Biraz on 6 Mart 2009 23:35 dedi ki...

>guguk kuşu
iste bu durumda 6.hissimize guvenicez belki de?!kendimize yani...icimizden geldigi gibi yani...korkmadan yani!:)

guguk kuşu on 6 Mart 2009 23:57 dedi ki...

Yav, hala 6. his diyo bak. Yahu bu sevgi aşk tartılmaz ki. AAAA bi bakmışsın seviyosun ya da aşık oldun. Bu tip duyguların niceleyici ölçümmetreleri yokki. Hatta yanlış olduğunu bile bile koşmak da pek mümkün. Güvenmek, kendine güvenmek... bunlar yanlış cümleler bu konu için. Severken güven duyacak kadar vaktin olmaz. Belki de hata yaparız. haaahhh evet, doğru cümleee, korkmıycaz yani! aynen içimizden geldiği gibi. Yaralanma riskine karşı kasklar falan da takmayacaksın. Allahhh diye dalacaksın. Eh gerisi hak getire:)

guguk kuşu on 7 Mart 2009 00:02 dedi ki...

biliyomusun en çok tırtıllara saygı duyarım hayvanlardan çok kısa süre kelebek olabilmek içindir onca çabaları

Biraz on 7 Mart 2009 00:19 dedi ki...

>guguk kuşu
kelebek olmak icin...:) guzel yazmissin.

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template