8 Haz 2009

Eskiden


Eski zamanlarda...yok yahu çok da eski değil. Biz çocukken filan.
Sokakta oynarken...bazen fazlaca gürültü yaptığımızdan olacak, pencere kenarına tüneyen ya da balkon sefası yapmaya çalışan yaşlı amca ve teyzeler acaip gıcık olurdu bu çıkan gürültülere.

Sonrasında artık söylenenler, bağırıp çağıranlar, su filan atanlarla geçerdi günler. 
Bizler de elbette çocuk olarak pek bir bozulurduk bu duruma..."ulen noluyo...şurada bi oynuyoz kırk yılın bi günü...hem teyze yaaa gider ayak ne bize ızdırap oluyon ki?" şeklindeki kifayetsiz söylenmelerimiz ile bir  iki sokak  ileriye ya da bir kaç apartman öteye gidip orada oyunlarımıza devam etmemizle sinirimiz son bulurdu...Bu sefer de oradaki yaşlı teyze ve amcaları gürültülerimizle delirtirdik galiba. 

"Şimdi nereden çıktı bu çocukluk anısı?" derseniz...
Şu şekilde çıktı diyerek anlatayım hemen.

Bugün (pazar günü) burada çok miskin bir hava var...hava sanki yağdı yağacak şeklinde 28C ama insanı halsiz bırakan, aktivite yoksunu haline getiren bir şekilde tepemizde.
 
Dolayısı ile hem çalışmam gerekiyor hem de çalışasım yok.
Ama çalışmam gerekiyor.
Üzerinde çalıştığımız projenin veri bankasını güncellemem lazım...yeni genler, SNPler, proteinler, hastalıklar filan...

Balkonda çalışmak çok güzel  bir opsiyon gibi geldi gözüme...

Hemen balkona fırlayıp kucağımda bilgisayarım başladım çalışmaya...
Biraz sonra aşağıda apartmanın yanındaki düzgün asfaltta kaykaycı çocuklar başladılar "takırt....fırs fırs...takırt...tankkk...tunkkk...tangırt...fırs fırs"
şeklindeki gıcık ötesi kaykay seslerini çıkartmaya...(her ne kadar çocukken kaykay şeysi ile ilgilensem de..bu sesler beni adeta çıldırttı)...koca eşekler böyle ziv ziv ziv...kayarken konsantrasyonum bozuldu ve aynen sizin de şimdi okumakta olduğunuz bu blogu yazmak zorunda kaldım. 

Bu arada balkondan aşağıya doğru "olm koca adam olmuşsun...utanmıyon muu kaykay ile kaymaya?" şeklindeki yetişkin ve delirmiş insan serzenişinde bulunmayı da ihmal etmedim. Elbette türkçe serzenişte bulundum...zaten sesimin oturduğum yerden aşağılara gitmesi ise pek mümkün diil...gitse de anlaşılması mümkün diil. 20 y'ldan az bir sürede o  çocukluğumuzdaki amcalara dönüşmüştüm...hem de bu genç yaşta.

Neyse...işte.
Ben bi daha sesleniim aşağıya

"Olm utanmıyon mu kaykayla kaymaya...burada...bak hala...zıplıyo..de git layyn"


4 Yorum:

Nily on 8 Haziran 2009 10:21 dedi ki...

annem aklıma geldi okurken.. "kızınca kazık kadar oldunuz" diye söylenir, sevince "daha dünkü çocuksunuz" derdi. nerede, ne olduğumuza bir türlü karar verememiştim. o yaşlarda, ben büyüyünce böyle yapmayacağım dediğim, o kadar çok şeyi yapar hale geldim ki.. tarih tekerrürden ibaret, şimdilerde tek istediğim biraz sukunet..ve evin yanında çocuk parkı var, bilmem anlatabildim mi:))

Biraz on 9 Haziran 2009 02:57 dedi ki...

:))
acaba su atsamiydim uzerlerine dedim kendi kendime:)...
yaslaninca kimbilir ne gicik olucam:)

Yeşim Özdemir on 10 Haziran 2009 10:26 dedi ki...

Ben de kaykayı çok severdim ve de dört tekerlekli pateni! Sokakta gürültü yapan çocuktan, balkonda homurdanan yetişkin formuna dönüştüğümüz gün artık büyümüşüz demektir:) Umarım senin kaykaycılar başka kaldırımlara yelken açmıştır da işini gücünü yapabilmişsindir:) Sevgilerimle...

Biraz on 11 Haziran 2009 07:00 dedi ki...

evet evet isimi yapabildim...hatta inatla balkonu terketmedim.
:)

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template