15 Mar 2010

Anne baba olabilme özgürlüğü


Her zaman seviyesini koruyan ve anlatmak istediklerini en duru şekilde anlatan bir yazar Gündüz Vassaf. Yazılarındaki akıcı anlatımı bazen en bildik şeyleri anlatsa bile mutlaka düşündüren ve o en bilindik konunun bir köşesine hiç bilinmedik bir noktayı güzelce ama usulca iliştiren bir yazar. Pazar günkü yazısı yine düşündürücüydü. İsimlerimiz ve dinimiz bizim kontrolümüzün hiç olamayacağı şekilde belirleniyor diyordu yazısında. Anne ve babaların kişisel seçimleri ve hatta hırsları en belirleyici özellik. Din konusunda da yine benzer bir durum var, seçim şansı yok. Sonradan ismini ve dinini değiştirenlerin durumu ise toplumda hep bir şüphe hatta acıma ile karışık bir küçümseme ile karşılanıyor...şeklinde özetlenebilir yazısı.

Yazısını okudukça benim de aklıma başka örnekler/durumlar geldi. Onları yazmak istiyorum.


İsim değişikliği hakikaten pek bir radikal karar. Ama düşünün mesela ismi “Satılmış” olan birinin başka bir isim seçme isteğini kim ve neden tuhaf bulabilir ki? Mesela bazen buralarda isminizin ne anlama geldiğini soruyorlar, “Eeee...efendim benim ismimin ingilizcesi
sold out anlamına gelmekte keh keh” diyerek işi espirili bir hale de sokmak mümkün ama nereye kadar?
Hakikaten de anne ve babaların bu kadar düşüncesiz bir şekilde ya da kendi bencillkleri içinde çocuklarına isim vermeleri düşündürücü.

Bu başka bir durumu da aklıma getiriyor. Mesela anne ve baba olmak ya da çocuk sahibi olabilmek her insanın hakkıdır diye düşünülse de, pratikte bence bu bir insan hakkı değildir. Herkes anne ve baba olmamalı.
Ne ruh hastası insanlar var çocuk(lar) dünyaya getiriyorlar. Öyle bir şekilde büyütüyorlar ki kendilerinden de hasta insanları meydana getiriyorlar. Ya da bazen öylesine cani ruhlu oluyorlar ki çocukları büyüyemiyor bile.

Daha geçen gün haberlerde vardı, 3 aylık bebeğini döverek komaya sokan (ve sonrasında da bebek ölür) bu bebek katili adam ise hapiste diğer mahkumlar tarafından öldürüldü. Vahşetin vahşeti getirdiği bir düzen. Bu adamın diğer iki çocuğundan biri ise yediği dayaklar nedeniyle konuşma güçlüğü çekiyor. Böylesine insanların çocuk sahibi olma hakları olmamalı. Herkes çocuk sahibi olacak diye bir şey yok aslında. Toplum baskısının en hasta ruhlu insanların bile çocuk sahibi olmasına imkan vermesi çok üzücü. Bir de diğer taraftan kaliteli insanlar yetiştirmek yerine, büyüklerimizin (!) “yapabildiğiniz kadar çocuk yapın” diyerek tuhaf bir teşvik içine girmeleri ise aslında toplumu hiç de umursamadıklarının en büyük kanıtı. Ama gözler her zaman göremeyebiliyor söylenenlerin ardında asıl yatan isteğin ne olduğunu.
Sorumluluklarımız çoğu zaman özgürlüklerimizin nereye kadar olduğunu bilmekle başlıyor. Fakat sınırsızca her şeyin özgürlük olduğunu düşünmek ise galiba en büyük mahkumiyet.

10 Yorum:

NzN on 15 Mart 2010 10:14 dedi ki...

İsim konusu ile ilgili olarak:
Bence belirli bir yaşa kadar geçici olarak anne-babaların verdiği isimler ile devam etmek ve sonra kişilerin kendi beğendikleri isimleri de bu isimlerin yanına eklemek gerek. Bunun da mahkemesiz vs'siz olması en mantıklısı. Liseden beri böyle düşünürüm... Adı Pakize soyadı da Kelek olan bir sınıf arkadaşım vardı. Kızcağız o kadar bunalmıştı ki kendisine takılan isimlerden ve yaklaşım şekillerinden gitti dava açtı ve adını değiştirmekle kalmadı yanına bir de yeni soyadı aldı! :)
Çocuk konusunda ise zaman zaman bunun da araba kullanabilmek gibi bir belge yolu ile edinilebilmesi gerektiğine inanırım. Diğer bir yandan da kendimle çelişerek herkesin yaşaması, dokunması, deneyimlemesi gereken şeyler farklı burada. Dolayısı ile yaşanan şeyler bizlere ne kadar acı, olumsuz hatta katliam gibi gelse de onların da bundan alması gereken bu diyerek, kenara çekilmesini bilmek lazım. Herkesin evrimi kendi yolundan gitmek durumunda bir yerde...

Imge on 15 Mart 2010 15:08 dedi ki...

Hep söylediğim bir şey vardır: Anne-baba olmak için de ayrı bir ehliyet olmalı!

Kişilerin ruh durumları, maddi-manevi olanakları, çocuk konusuna bakışları, zihniyetleri ("büyüyünce bana bakar" ya da "yaşlanınca yalnız kalmak istemiyorum" diye çocuk yapmak da bence yanlış bir düşüncedir çünkü) değerlendirilmelidir.

Uygun olmayanlara birtakım eğitimler verilebilir, gelişim programları yaratılabilir. Çocuk yapmayı doğurup, parklarda gezdirmekten ibaret sananlara önlerinde "insan yetiştirmek" gibi kocaman bir sorumluluk olduğu hatırlatılabilir... Parkta gezdirmek için şirin bir köpek yavrusu almanın insanlık adına daha yararlı bir durum olduğu söylenebilir.. Falan filan...

Kısacası Gündüz Vassaf'a kesinlikle katılıyorum!

Sevgiler..

Biraz on 16 Mart 2010 06:01 dedi ki...

>NzN
Cocuk konusundaki ornegin hemn hemen benzerini gecen gun isyerimden bir arkadasim da vermisti...hos bir tesaduf oldu.

Isim konusu ise hakikaten anne ve babanin kontrolunde olan bir durum ve cocuklarini dusunerek verilmesi gerek. Sadece duygusal ve isyan ve kisisel amacli olmamali.

Biraz on 16 Mart 2010 06:06 dedi ki...

>Imge
Cocuk yetistirmek ozen ve sabir isteyen bir sey, ve Bilincli olmak da gerekiyor. Dolayisi ile kesinlikle yapabildigin kadar cocuk yapin demek ne akla ne de vicdana uyan bir sey.

Kim oyle bir egitimi alacagina kendini ikna ederki ben pek bir kimsenin bu egitimleri almayi isteyecegine inanmiyorum. Isteyenler ise zaten bilincli olduklari icin kendilerinin farkinda olacaktir.Bu yuzden isteyebilirler belki de

Fakat kendisinin farkinda olmayan insanlar eksikliklerinin de farkinda olmuyorlar.

Bugun yine bir haber vardi. Adam hamile karisinin kulagini ve burnunu kesmis... Egitim de bir yere kadar galiba.

Sevgi ve selamlarimla

guguk kuşu on 17 Mart 2010 13:28 dedi ki...

Özgürlük! iki ucu keskin bıçak,
Özgür irade! yine aynı şekilde.
Bilemiyorum sınırı çizmek ne kadar da zor. Ama sana katılmadan edemiyorum. Yapılanlara, yaşananlara şahit olmak bile çok ürkütücü.

guguk kuşu on 17 Mart 2010 13:35 dedi ki...

ayrıca, bahsettiğin problemlerin, anne baba olma yaşına gelmiş insanların eğitimi ile mümkün olmayacağına inanıyorum. eğitim belki çok erken yaşlarda, ailede, okulda verilmiş olsa, olabilir ama zaten bazı insanlar hastadır, ahlaksızdır... onlara eğitim zaten sökmez.

Biraz on 19 Mart 2010 03:45 dedi ki...

>gugukkusu

Kosturmacadan ancak simdi zaman bulabildim yazmaya:)

Egitim elbette gerekiyor da bazen insanin kafasi da karisiyor nasil olacak diye...adam karisinin burnunu , kulaklarini kesiyor, baska bir adam daha 3-5 aylik bebegini dovup komaya sokuyor. Bu sadece egitim de degil...normal yani kafa sagligi yerinde olan insan bunlari yapamaz...diye dusunuyorum.

öykü on 23 Mart 2010 20:23 dedi ki...

Iyı mısınız?
Bır suredır yazmıyrosunuz sızı merak ettım..
Her sey yolunda mı?

Biraz on 24 Mart 2010 05:25 dedi ki...

Selam Oyku,
bu ara hastane isleri epey yogun ve kosturmacali geciyor...biraz onun etkisi olsa gerek...fakat cizimlerim ve yazilarim gelecek...(yazilari da takip etmeye calisiyorum bir yandan)ilgine ayrica cok tesekkur ederim.

öykü on 24 Mart 2010 10:01 dedi ki...

sevındım ıyı olmanıza yenı yazılarınızı beklıyor olacagım
sevgıler.

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template