29 Mar 2010

Kısa kısa hafta başı notları

- Özellikle moleküler biyoloji ve genetik alanındaki hızlı gelişmeler bilim kurgu filmlerini hiç de aratmamaya başladı;
İşte bir kaç tanesi.
Bundan bir süre öncesine kadar kök hücreler kemik iliğindeki hücrelerden ya da doğum sırasında umbilikal kord’tan sağlanıyordu. Son iki yıldan beri artık bildiğimiz deri hücresinden de geriye dönüşüm olacak şekilde kök hücre elde ediliyor.

2001 yılında insan genom haritası bitirildi. Bittiğinde ise milyarlarca dolar harcanmıştı. Şimdilerde mantar gibi çoğalan firmalar kişisel genomunuzu çözüyorlar. Elbette belli bir ücret karşılığında yaklaşık 40-45 günde sonuçlarınız elinizde. Oysa 2001 yılında insan genom projesi bittiğinde 10larca yılın bir çalışmasıydı. Şimdi artık neredeyse 1 aydan birazcık fazla bir zaman dilimi içinde olması çok harika. Sebebi ise moleküler biyoloji tekniklerinin ve bilgisayar teknolojisinin hızlı gelişimi. Otomasyona dönüşüm ise bunlara paralel bir başka sebep. Kişisel genomunuzun ücreti ise şimdilik çok tuzlu. Kimi firmalar 48bin dolara sonuçlarınızı teslim ediyor. Diğer taraftan teknolojinin hızlı gelişimi bu miktarı 1000 dolar civarına kadar indirecek önümüzdeki yıllarda (tahminen 5 yıl içerisinde)


*************************************************************************

- Dünyada insanlar oradan oraya çeşitli amaçlar için sürekli seyahat ediyorlar. Bu seyahatler sonucunda bir süreliğine ülkelerinden uzakta kalıyorlar. Bu kimi zaman eğitim için oluyor, kimi zaman ise iş için. Özellikle yüksek eğitim için giden insanların durumuna beyin göçü adı takılmış durumda. Eğer kaliteli eğitim alıp bunu da uygulayabilecek imkan bulabileceklerse neden beyin göçü olsun ki. Aksine tüm insanlığa kazandırılmış bir beyin söz konusu. Ama çoğu zaman bu böyle algılanamıyor ne yazık ki.

******************************************************************************

- Giderek her şeyin dijital ortama aktarılması büyük bir kolaylık ve zamandan tasarruf da saglıyor. Aradığınız eğer bir film ise anahtar kelimeleri veri bankasına girmenizle birlikte ilgili filmin bilgilerini hatta filmin kendisini hemen önünüze getiriyor. Elbette her şeyin internette kendine bir yer bulması bunda en büyük itici güç. Hasta raporlarından tutun da banka hesaplarına kadar her şeyin sanal ama aslında pek de sanal olmayan bu dijital ortama salınması büyük tehlikeleri de beraberinde getiriyor. En basitinden bilgisayarınızda sakladığınız yazılarınız, çalışmalarınız, notlarınız, fotoğraflarınız...hard diskinizin bir bozulması ile tamamen ortadan kalkma riskiyle karşı karşıya.
Yedeklemediyseniz yandınız!
Bu aralar kimi büyük şirketler mesela IBM gibilerinin araştırma laboratuvarları harıl harıl çalışmakta, güneşte veya uzayın çok daha derinliklerinde meydana gelecek büyük patlamalar sonucunda dünyaya ulaşacak ışımaların tüm dijital kayıtları silmesi ihtimaline karşılık stratejiler geliştirip yeni teknolojik uygulamaları planlıyorlar.

Bugün tüm bilgilerin, kayıtların, filmlerin silindiğini bir düşünün...
Sanki uygarlığımızın Alzheimer’ı gibi bir durum söz konusu.

7 Yorum:

LLuvia on 30 Mart 2010 01:08 dedi ki...

"Son iki yıldan beri artık bildiğimiz deri hücresinden de geriye dönüşüm olacak şekilde kök hücre elde ediliyor." bu bilgi kesin abartılmıştır ben söyliyim. Hevesinizi kursağınızda bırakmak gibi olmasın ama gazetelerdeki çoğu bilimsel araştırmalarla ilgili bilgiler abartılarak yazılıyor.

Bu arada en korktuğum şeydir bilgisayarımda tuttuğum şeylerin silinmesi. Bu nedenle en az 3 yere yedekliyorum :)
Bir an düşündüm tüm bilgilerin silindiğini gerçekten içim gitti. Düşünün, artık eski kitaplar bile internete aktarıldı ve saklandı. Arşivleme olayına yeni bir boyut kazandırıldı. Gerçekten koca bir uygarlığın sonu olur :(

Biraz on 30 Mart 2010 08:21 dedi ki...

Yok yok abartilmiyor, mesela UCLA univeristesinden bilimadamlari bu yonde iyi calismalari baslattilar ve farede basardilar. Ilgili calisma 2007 yilinda Cell'de yayinlandi.

Bu dijitallesme cagi hakikaten cok korkutucu. Ama her zaman oldugu gibi hic bir sey olmaz bize ozguveni ile yasadigimizdan pek onemsemiyoruz.

LLuvia on 30 Mart 2010 10:59 dedi ki...

Konuyla alakalısınız yani. Kök hücre mi çalışıyorsunuz yoksa hobi olarak mı takip etmiştiniz merak ettim.

Biraz on 30 Mart 2010 21:53 dedi ki...

Profesyonel olarak bu konuyla ilgili direk calismiyorum, ama dolayli olarak bilmem gerekiyor gelismeleri. Bir de bunlarin yanisira merak da ediyorum ne olup bittigini.

LLuvia on 30 Mart 2010 21:58 dedi ki...

Ben bu konularda çalışıyorum da meslektaş mıyız diye merak etmiştim :) Deriden kök hücre üretimine denk gelmemişim demek ki.

Biraz on 30 Mart 2010 22:11 dedi ki...

harika! speesifik olarak ne uzerine calisiyorsunuz?
bu arada
bu yayin eger yanlisim yoksa su olmali asagiya kopyaliyorum;

Cell Stem Cell. 2007 Jun 7;1(1):55-70.
Directly reprogrammed fibroblasts show global epigenetic remodeling and widespread tissue contribution.
Maherali N, Sridharan R, Xie W, Utikal J, Eminli S, Arnold K, Stadtfeld M, Yachechko R, Tchieu J, Jaenisch R, Plath K, Hochedlinger K.

LLuvia on 30 Mart 2010 22:25 dedi ki...

Aslında ilaç salım sistemleri üzerineydi tezim bunun yanında bir çok çalışmaya heves ettiğimden doku mühendisliğiyle de ilgili çalışmalara katılmıştım daha çok yardımcı oldum denilebilir.

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template