28 Kas 2010

Mim şeysi: 20 soru yirmi cevap


Bilimadamları her gün ama her gün bir sürü soru soruyor…diğer yandan da bir sürü soruya cevap arıyorlar. Ben de onlardan biri olarak her gün bu şekilde yaşıyorum…Sorular çokca ama cevapları az…Uzun zaman alıyor cevapları bulmak…
Bazen ömür de yetmiyor. Şanslı olanlar sorularına cevaplarını bulabilenler…sadece bilimadamları değil herkes.
Mim yazmak kısıtlayıcı ve sınırları (kuralları) olan bir iş…bu bakımdan yazı söz konusu olunca sınırlar zorlayıcı olabiliyor benim için.
Sevgili Aydan Atlayan Kedi…bir mim yollamış…bir sürü soru var. Cevaplamaya çalıştım…kısa sürede…Bu arada bu mimi, yazmak isteyen herkese yolluyorum.

En sevdiğiniz kelime: Bir sürü en sevdiğim kelime var ama hiç birini de bu listede tek yazacak kadar en sevdiğim var mı bilemiyorum ki.

Nefret ettiğiniz kelime: Kelimelerin en nefret edileni bile yanına bir şeyler yazınca değişip çok sevimli de olur. Ya da tam tersi. Haksızlık yapmayayım şimdi buraya yazıp da.

Ne sizi heyecanlandırır: Konusuna bağlı. Eğer bu heyecanlanma durumu mesela mesleğim ile ilgiliyse yaptıklarımızın artık insan hayatlarına yarar sağlamaya başlamasını görmek çok heyecanlandırıcı bir şeydir. Kısacası insan olarak işe yaramaya başlamak güzel ve heyecanlandırıcı bir şey.

Heyecanınızı ne öldürür: Herhalde heyecanınızı öldüren umutsuz ve cesaret kırıcı insanlardır diyeceğim. En iyisi böylelelerinden uzak durmak ve hatta kaçmak çok iyidir.

En sevdiğiniz ses: Piyano sesi desem çok mu klişe olur. Evet evet çok klişe olur. Onun yerine başka bir şey yazayım. Hani filmlerde olur ya, bilgisayarda yazarlarken tuşlarından klik klik klak diye sesler çıkar yumuşak bir sestir. Hiç gerçek hayatta çıkmayan o sesi severim mesela. Bu sefer de çok mu absürd oldu cevabım? Ama hakkaten severim o sesi.

Nefret ettiğiniz ses: Tırnağınızı kara tahtaya fılan sürtün bi...hani tebeşir kırılıp da parmaklarınız yanlışlıkla sürününce...hah işte o ses.

Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: Rutinse istemem. 

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz: Hayal sınırlarını da zorlayarak mı cevap vermeli bu soruya? Yoksa dünya hayatının sınırladıkları ile kalan doğal yeteneklerden birini seçerek mi cevaplamalı…bilemedim şimdi!

Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Demek ki kendim olmuşum ki başka biri olmamamışım. Ya da herkes zaten başka biri olarak dünyaya gelmemiş midir ki?

Nerede yaşamak isterdiniz: Ilıman iklimler güzeldir. Ama diğer yandan da 4 mevsimin yaşanması da güzeldir. Belki de neresi olursa olsun ama yüzüne bakılacak güzel, temiz denizi olan her yer mi desem, daha iyi olacak?

En önemli kusurunuz: Aceleci olmak güzel bir şey değil. Ama hem aceleci hem de sabırlı olmak ise tuhaf bir kombinasyon. Tecrübe ile sabit.

Size en fazla keyif veren kötü huyunuz: Kötü huy derken, sağlığa zarar verirken ama “boş ver yaaa!” diyerek devam edilenler mi kast ediliyor? Mesela sigara içmek filan mı? Ama ben sigara içmem ki?! Ne kadar sığ bir cevap oldu di mi? Bu da böylelikle kötü bir huy olmuş olduuuu, konuyu saptırıp lafı uzatmak olduuuu…J

Kahramanınız kim: Hayata ve yaşama dair umutlarını hep diri tutan insanlar. Zaten bu zor mu zor hayatta böyleleri kahramandırlar….sanırım bu tür insanlar.

En çok kullandığınız kötü kelime: “Hay bin kunduz!”...”Karamba!”...Yok yok hiç biri diil bunların…Kötü kelimeleri yazıp da keyfimizi kaçırmayalım…nasıl olsa yollarda, gazetelerde, tvlerde kullanılıyor bolca.

Şu anki ruh haliniz: Normal ki.

Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: Böyle bir pankarta yazabilecek bir sloganım yok ama görüş olarak bir şeyler diyebilirim. Mesela; sanırım hayata hep umutlu ve iyi niyetli bakmaya çaba göstermek.

Mutluluk rüyanız: Çok param olsun…ne bileyim ama epey çok falan olsun. Yok yok, şaka şaka…mutluluk rüyası mıdır bilemem ama sevdiklerimin iyi olması, sıkıntılı olmaması bu rüyanın hep devam etmesini sağlar.

Sizce mutsuzluğun tanımı: En büyük mutsuzluklardan birisi yapacağınız şeyler varken yapmamış dikkat edin yapamamış değil, YAPMAMIŞ olmak galiba. Mesela elinize imkanlar geçtiği halde bir mesleği yapmamış olmak ve artık yaşlı bir insana dönüştüğünüzde “ahh be keşke doktor olsaydım” ya da ne bileyim “ahh be keşke itfaiyeci olsaydım” dememektir.

Nasıl ölmek isterdiniz: Bu sorunun cevabına ne yazarsam yazayım super uyduruktan bir cevap olacak. Belki de biz daha doğmadan çok önce ruhlarımız bir beden bulurken bu sorunun cevabını da verdik ama hatırlamıyoruz…Ben de hatırlayamıyorum…bilmem ki.

Öldüğün zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz:  Bu sorunun cevabını ise cennetblogsorularacevap.com’dan yazarken versem daha iyi olacakJ


4 Yorum:

özii on 29 Kasım 2010 23:35 dedi ki...

Mim görünce ne yalan söyleyeyim bir an geriliyorum. Normal bir zamanda anlatacak bile olsam , mim olunca zorlamayı bende hissediyorum ve rahat olamıyorum.

O yüzden ben almayayım Birazcım :))

Biraz on 30 Kasım 2010 07:06 dedi ki...

:))
zaten o yuzden isteyen yazsin dedim...isim vermek yerine:)

Ali İkizkaya on 3 Aralık 2010 05:41 dedi ki...

Sevgili Biraz !
Çok güzel bir metin olmuş. Mim den ziyade sohbet veya röportaj kıvamında.
Akıcı ve keyifle okudum.
Sevgiler..

Biraz on 3 Aralık 2010 06:49 dedi ki...

Sevgili Ali,
Kisa kisa cevap vermek yerine biraz sohbet gibi oldu haklisin ama galiba biraz uzattim da lafi:))

 

Blog Listem

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template