30 Nis 2011

Daldan dala atlayan yazı

[agac-adam.jpg]

Okumayı yazmayı yeni öğrenmişim ama en çok da resimli kitapları okumayı seviyorum.
Hani sırf yazılarla dolu olan kitaplar daha sonraları ilgimi çekecek. Bu ilk okumayı öğrendiğim zamanlarda elime geçen kitapları hemen heyecanla filan okuyorum. Bu okuma işini en çok da benden küçük olan kuzenlere göstermek istiyorum. “Bakın buradan buraya kadar olan cümleyi içimden okuyacağım” diyorum, gösteriyorum paragrafı, sonra da okuyorum. Kısa paragraflar seçiyorum ki beklemekten canları sıkılmasın. Bitince de...”bitirdim, okudum” diyorum, bir de sesli olarak orada ne yazdığını onlara tekrar ediyorum. Onlar ise inanmıyorlar. “Yaaaaa kandırıyon” diyorlar. Nasıl olur da okurmuşum ki öyle sessiz sessiz? Hem nereden bileceklermiş orada öyle yazıp yazmadığını?
Ben küçük, onlar benden küçük.
Bit kadar adamlarız işte.
İddialaşıyoruz sürekli okudum okumadın diyerek.
------------
Geçen gün yolda yürürken, gençten bir adam ve üstü başı dökük. Kat kat giyinmiş hani öyle bir kat kat giyinmek ki sanki çöllerdeki bedevilerin giysileri gibi duruyor üzerindekiler. Yanından geçerken “Quarters for the bus” diye seslendi. Otobüs için çeyreklik istiyor. 25 cent istiyor. Otobüs 1.75 dolar. Yüzümü ekşiterek yok valla, olsa dükkan senin yüz ifadesine büründürüyorum. Ama hakikaten de cebimde hiç bozukluk yok. Cebimde bozukluk biriktikçe akşama evde bırakıyorum, ya da arabaya koyuyorum (parkmetre için) ama cebimde bozuk yok  çoğu zaman. Evet parkmetreye vermek için biriktirirken, genç dilenciye verecek bozukluğum yok.
Büyük ihtimal hani o “valla bende de yok abi”diyen yüz ifademe inanmıyor.
Hakikaten yok.
Tıpkı kuzenlerin içimden okuduğuma inanmayışları gibi o da inanmıyor.
Eskiden öğrenciyken böyle yine yanıma yanaşıp da bozukluk isteyenlere “Sorry mannn!” derken, ardından da  Türkçe olarak “sen de varsa, sen versene be adam, öğrenciyiz biz” derdim...
Tabii adam, bu bilmediği dilde söylenenleri anlamaz ve büyük ihtimal duymazdı bile.
Mıymıy söylenen ben.

------------
Facebook gibi zaman öldüren aletlere çok meraklıyız, bir iki dakika bakıp çıkacağım derken neredeyse 1saatten fazla onun fotosuna bak, bunun partisine kim gitmiş diye bak, bu ne demiş şu ne almış...zaman geçiyor.
Hem de `süper` boşuna.
Anlamsız bir şekilde.
Dedikodu ve hava atma merkezi olmuş çıkmış.
Bazen öylesine fazla ve gereksiz bilgiler girenler var ki...neredeyse “bugün de ishal olmuşum, yediklerimden olmalı dün akşam” diye yazacaklar ve onlara cevap olarak da bir sürü meraklı “oooo geçmiş olsun nerlerdeydiniz dün akşam bakalım?” tarzında gevrek gevrek yorumlar yapacak.
Hani neredeyse “İshallerin senin olsun yediklerini içtiklerini anlat” demedikleri kalacak.
Saçma sapan bir durum.
‘Tabii’ ki ben de Facebook’dayım, hani bu kadar eleştiriyorum ama orada mıyım?
Evet oradayım ama aylar önce emekli oldum Facebook’dan. Haftada bir belki bakıyorum o da mesaj kutusu için. O bakmadığım sırada bir nehir misali akıp giden söyleşilerden, yorumlardan tabii ki haberim olmuyor. İyi ki de olmuyor. Zaman kaybı. Saçma sapan bir video heyecan ile duyurulurken, bizzat arkadaşların yaptığı bir takım aktiviteler ya da orijinal  işler duyurulmuyor bile.
Dedim ya kim ne yapmış, etmiş o öğrenilsin.  Facebook’da bir sürü sevmediğim şey var ama “en güzel” sevmediğim(!) şey işe şu “like” düğmesi. Kötü bir olaydan bile bahsedilirken başka bir alternatif düğme olmadığı için ille de destek olmak amacıyla “like” düğmesine basılması filan. Neyse Facebook’dan emeklilik çok güzel tavsiye ederim.
Ha ne maaş mı?
Yok yok maaş bağlamıyorlar. Sadece zamanınız sizin oluyor ve fazladan olanı da artık oraya harcamıyorsunuz.

8 Yorum:

Tuba Anıl on 3 Mayıs 2011 01:35 dedi ki...

Aşk olsun biraz:)yapılır mı şimdi bana bu! daha şimdi eşime face'de hayran sayfası açtım.eşim LUTHİER gitar yapımcısı:)http://rifattturen.blogspot.com bu arada reklamını da yapayım:))) maalesef burada işler böyle yürüyormuş:( (muş) diyorum çünkü çok direndim.eşime böyle bir sayfa açmakla açmamak arasında gidip geldim.eşimin daha sitesi bile yok! düşün yani ama türkiyenin en iyi gitar ustalarından birisi.yani üretiyoruz tüketmek yerine!!! en sonunda bir blog ve arkasından facede kişisel sayfa ve hayran sayfası...çünkü burdaki insanlarla ortak bir dil oluşturabilmen için böyle şeyler yapmak zorunda kalıyorsun maalesef işler böyle yürüyor.neyse ben lafı uzatmayayım yani birazcığım bende isterim medeniyet ve medeni insanlarla yaşamak...paylaşmak!!! olsa dükkan senin ama olmuyor....:))))

Biraz on 3 Mayıs 2011 05:00 dedi ki...

Ben bu bakimdan da Facebook'un pek yararli olacagini sanmiyorum. Tanitim icin insanlarin ve arkadaslarin ilgisi bir yere kadar devam ediyor, ama diger taraftan zaten cok bilinen ve meshur olmus biri sayfa actiginda ise binlerce kisi katiliyor sanirim bunun sebebi de bir cesit yaranmak...unlu ve meshur olmaya calisirken ise pek kimse destek vermiyor gibi geliyor...belki de yaniliyorumdur ama gozlemim boyle:)

GEZİ/YORUM... on 3 Mayıs 2011 15:37 dedi ki...

Biraz; yorumuna aynen katılıyorum..

Tuba Anıl on 3 Mayıs 2011 21:36 dedi ki...

.unlu ve meshur olmaya calisirken ise pek kimse destek vermiyor gibi geliyor...belki de yaniliyorumdur ama gozlemim boyle:)


valla meşhur olmak gibi bir çaba yok! zaten müzisyenler arasında öyleyiz:) önemli olan onların değeri!!! sıradan bir iş yapan bizi tanımasada olur .bırak insanlar facede boş vakit geçirsinler.bazıları içinde blog da da vakit geçirmek aynı facede ki gibi diyor.facedekiler cahil yada başıboş blogdakiler entellektüel mi oluyor o zaman bence insanlar boş vakitlerinde ne yapmak istiyorlarsa onu yapsın...

Biraz on 4 Mayıs 2011 04:42 dedi ki...

Sevgili Tuba,
Oncelikle yanlis anlasilmak istemem,
"...unlu ve meshur olmaya calisirken..." seklinde kurdugum cumlede tum samimiyetimle soyluyorum ki unlu ve/veya meshur olmayi yermedim.
Aksine iyi bir seyler yapan insanlar genis kitleler tarafindan bilinmeliler bence.
Ve hatta caba olup olmamasi degil, unlu olmak guzel bir sey! Iyi yapilan islerin bir suru insan tarafindan bilinmesi harika bir sey.
Benim demek istedigim Facebook ortaminda ben ne yazik ki bu arkadas desteklerini pek etkili gormuyorum. Keske duyurulmasina yardimci olsalar. Cok da guzel olur.

Diger taraftan Facebook ta, twitter da, bloglar da hepsi bir arac. Cahilleri de var okumuslari da var..her turlu insan mevcut o sekilde ayirmak da dogru degil.

Ama Facebook ortaminin hep "bakin ben ne yaptim, nerelere gittim, vs" reklamina donusmesi benim hoslanmadigim kismi ve evet bu da benim problemim:) ya da hosnutsuzlugum.

Biraz on 4 Mayıs 2011 04:42 dedi ki...

Sevgili Tuba,
Oncelikle yanlis anlasilmak istemem,
"...unlu ve meshur olmaya calisirken..." seklinde kurdugum cumlede tum samimiyetimle soyluyorum ki unlu ve/veya meshur olmayi yermedim.
Aksine iyi bir seyler yapan insanlar genis kitleler tarafindan bilinmeliler bence.
Ve hatta caba olup olmamasi degil, unlu olmak guzel bir sey! Iyi yapilan islerin bir suru insan tarafindan bilinmesi harika bir sey.
Benim demek istedigim Facebook ortaminda ben ne yazik ki bu arkadas desteklerini pek etkili gormuyorum. Keske duyurulmasina yardimci olsalar. Cok da guzel olur.

Diger taraftan Facebook ta, twitter da, bloglar da hepsi bir arac. Cahilleri de var okumuslari da var..her turlu insan mevcut o sekilde ayirmak da dogru degil.

Ama Facebook ortaminin hep "bakin ben ne yaptim, nerelere gittim, vs" reklamina donusmesi benim hoslanmadigim kismi ve evet bu da benim problemim:) ya da hosnutsuzlugum.

LLuvia on 4 Mayıs 2011 16:44 dedi ki...

Facebookta başkalarının neler yaptığına dalıp aa bu da evlenmiş resim değiştirmiş hallerim benim de geçeli aylar ve belki yıllar oldu. İnsanların bir yere gittiğinde anında facebookta resim paylaşması ve harika bi gündü diye not girmelerine belki de kıskandığımdan :p dayanamıyorum. Arkadaşım insan hayatını kendi için yaşamalı başkaları hayatımı görsün bak nasıl da süperim diye değil ya da bazı insanlar da tam tersi sürekli berbat bi durumdayım yardım edin acıyın şeklinde takılıyorlar. Hayret ettiğim bir mekan haline dönüştü. Bunun yanında kitlelere ulaşmak için de gerekli ama ne kadar anlamlı ve etkili emin değilim.

Biraz on 5 Mayıs 2011 08:23 dedi ki...

>LLuvia
ben kendi adima soyliyeyim, sogudum facebooktan, bir de olur olmadik guvenlik ayarlarinin haber verilmeden degistirilmesi ise ayri bir rahatsiz edici durum...Ama elbette herkes istedigin yapmakta, secmekte ozgur.

 

Blog Listem

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template