24 Ağu 2011

Kıymetini bilin bence.



Hemen her gün çocuklarına işkence eden, döven insanların(insan mı dedim pardon yahu!...insan değil elbet)  haberlerini okuyoruz. Çocukların masumiyeti ve temizliği ve berraklığı bu yetişkinlerin elinde harcanıyor, yok oluyor.

Öylesine kara cahiller ki bu kişiler, yaptıklarının ne korkunç bir iş olduğunun farkında değiller. Öte taraftan anne baba olabilmenin aslında hiç de kolay bir şey olmadığının da farkında değiller.

Sağlıklı bir çocuğa sahip olan insanlar bunun mutlaka ve mutlaka farkında olmalılar.

Öylesine dengeler var ki ve o dengeler öylesine hassas ki...birazcık ama birazcık şaştığı anda çocuklarınızda binbir çeşit ve henüz çaresi dahi olmayan hastalıklar meydana gelebilir. Bazıları doğar doğmaz, bazıları ise gelişirken ortaya çikabilir. Sağlıklı çocuklara sahipseniz, yatın kalkın şükredin. Hem de her gün!  
Bunun farkında olmayıp da hala çocuklarını döven, işkence eden kişiler hakikaten insanlıktan nasibini alamamış bireyler.

Çalıştığım hastane özellikle erken doğum ve komplikasyonları üzerine yoğunlaşmış bir yer. Erken doğan o bebelerin hayata nasıl sımsıkı tutunduklarını ve nasıl çok iyi bir bakıma muhtaç olduklarını gördükçe, insanın daha da çalışası ve yardım edesi geliyor. Daha hızlı çalışsam daha hızlı sonuca ulaşabilsem de bir an önce işe yarayacak şeyleri bulsam diye  düşündürtüyor ortam. Bazen hastanede ve araştırma laboratuvarlarında oradan oraya hiç acelem yokken dahi koşarak gittiğim bile oluyor...içim içime sığmıyor.

Sonra öbür taraftan haberlerde bu sefil yetişkinlerin bizzat kendi çocuklarına, yani özlerine bile neler yaptıklarını gördükçe iyice çileden çıkıyorum.

Bunlar hakikaten normal bireyler değiller. Yanlış hatırlamıyorsam mayıs haziran zamanı bir haber vardı gazetelerde; İstanbul’da bir hastane sırf daha fazla kazanabilmek ve devletten de daha fazla para alabilmek için normal zamanında doğması beklenilen bebeleri, erken doğum yaptırarak dünyaya getiriyorlarmış. Böylelikle daha fazla kar (!) ediyorlarmış. Hakikaten çok yazık. Kimsenin karşısına ne böyle doktorlar çıksın, ne de öyle şeytan ruhlu ebeveynlere çocuklar muhtaç kalsın.

Şimdi bir kaç çarpıcı örnek vereyim. Geçen hafta hastanede ne yazık ki iki bebeği kaybettik. Problemli oldukları prenatal ultrasonda zaten belirlenmişti. Ama aile devam kararı almış ve hatta doğum sonrasında da “ne gerekiyorsa yapın” demişlerdi, elbette doğal olarak ne gerekiyorsa zaten yapılacaktı ve herkes elinden ne geliyorsa yapıyordu da. Bazen en iyi şartlarda, en iyi tıbbi müdahalenin olduğu yerde de olsanız. Hayat yine de sınırlı. Gelişememiş ciğerlerle dışarı çıktığınızda ya da fonksiyonel olmayan böbreklerle yaşama tutunmaya çalıştığınızda tüm müdahaleler bir yere kadar. Çok ender de görülse bir takım hastalıkların ve problemlerin gerçekleşmesi mümkün. Tıpkı bir dostumun dediği gibi genetik loto bu. Dua edin de o hastalıklı genler çocuğunuzda denk gelmesin.

Başka tatsız bir olay ise erken doğan bir bebeğin annesi geçen gün yolda giderken araba çarpması sonucu hayatını kaybetti. Bu bebek başka bir odaya alınmıştı ve alındığı odadaki bebeğin ailesi de bir trafik kazası geçirdi yine o gün. Öbür bebeğin de babası hayatını  o başka trafik kazasında kaybetti.
Elbette dünyada daha bir sürü çarpıcı, üzücü olaylar gerçekleşiyor. Hatta insanların da iyice yozlaşması, umursuzlaşması ve bencilleşmesi ile daha da artıyor tüm bu negatiflikler.
Hakikaten çocuklarınızın kıymetini bilin.

Eğer sağlıklılar ise binlerce kez şükredin. Öylesine hassas ve kırılgan denklemlerin sonucunda dünyaya sağlıklı gelmişler ki, sakın o denklemi yıkacak davranışlarda bulunmayın. Zaten hayatta hiç bir şeyin garantisi yok. Şu an sağlıklı görünseler de nereden biliyorsunuz ki belki de bir takım hastalıkların oluşması için sadece zamanının gelmesi ve ortamın oluşması bekleniyor.

O yüzden şu an iyi ve mutlu ve sağlıklıysanız...sağlıklıysalar bunun kıymetini bilerek yaşayın. Hatta hiç üşenmeyin hemen gidin şimdi kucaklayın onları. O minnacık halleri ve muhtaçlıkları ile hayata nasıl da sıkı sıkıya tutunduklarını hiç unutmayın.

Hayat kısa, hızlı ve son derece de geçici. 

8 Yorum:

guguk kuşu on 24 Ağustos 2011 22:34 dedi ki...

azz önce koklayarak öptüm küçük mantarmı. 1 kaç saat önce ortanca ile büyüğe yürekten teşekkür ettim kardeşlerine seve seve baktıkları için. başbakana katıldığım tek konu çok çocuk ama herkese endike değil. şimdiki aklım olsa 2 yıl önce 3. şimdi 4. yü yapardım. şuan 3. kitabını okuyor: dila duk dili daaaa. (kitabından alıntı)

Biraz on 25 Ağustos 2011 00:38 dedi ki...

>guguk kusu
Harika :)
...
Bu arada cok cocuk konusu ise bence bakabilecek ve sorumlulugunu alabilecek kadar cocuk yapmak en iyisi.

Yoksa obur turlusu cocuklar icin cefaya donusuyor.

öykü on 25 Ağustos 2011 07:16 dedi ki...

Bıraz yazılarını
daha dogrusu dusuncelerını hayatın ıcındekı durusunu cok sevıyorum
gorev olarak degıl de
gercekten severek sorumlulugunu bılerek
ıcınde oldugun durumu sahıplenmek ne guzel ne degerlı bır vasıf
keske tum doktorlar bu dusunce yapısında olsalar
anlattıgın olaylar ıc burkucu
bı yanda hayat
bı yanda ölum

bı yanda sans
bır yanda sanssızlık
hep dusunurum
hayat cok tuhaf !

Biraz on 25 Ağustos 2011 08:02 dedi ki...

>oyku
Evet oyle gercekten hem de cok tuhaf. Pek cogumuzda da sanki sonsuza dek yasayacakmisiz ya da her zaman her sey ayni kalacakmiscasina bir ukalalik icinde yasama icgudusu var. Pek cok seyin gecici oldugunu anlasak belki de daha duyarli olacagiz...Senin de en son yazinda koydugun resimler ise cok cok carpici!...

guguk kuşu on 25 Ağustos 2011 09:28 dedi ki...

herkese endike değil derken ben de onu kastediyordum. ama gelir seviyesi yeterli, fiziksel ve psikolojik problemi olmayan ve çocukları seven, bir yük gibi görmeyen insanların bunu bir düşünmesi lazım. bizim ülkede işler tersine işliyor ne yazıkki. ve alçakgönüllülük etmeyeceğim bu konuda, "onlar"ın arasında azınlık kalarak onların yükünü sırtımızda taşıyarark, onların verdiği rahatsızlıklarla boğuşarak yaşamak zorunda kalıyoruz...lütfen "bizler" daha çok çocuk sahiibi olalım. ben de bunalrıyorum, dünyanın halini görünce ama değiştirmenin yolu ellerimizde.

Biraz on 25 Ağustos 2011 09:32 dedi ki...

>guguk kusu
Aynen katiliyorum yorumuna.

guguk kuşu on 25 Ağustos 2011 09:35 dedi ki...

uyumadın mı sen daga? :D burdan günaydınlar

mislina dedi ki...

seni tanimiom ama cok dogru cok dogru yazi

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template