23 Kas 2008

Bana sonsuz sabır gösterin ve hep sevin.


Daha çok istiyorum...onu da bunu da.
Sadece eşyalar değil istediğim, her şeyi, herkesi istiyorum.
Hemen sahip olayım. Sonra da bir güzel tüketeyim.

Bana sonsuz sabır gösterin ve hep sevin. Hep en üst çekmeceniz olayım hayatta.
Bozulan eşyalarımı tamir ettirmek ne kadar da boş.
Hemen gidip yenisini alayım.
Hatta bozulmasını beklememe gerek bile yok.
Hani cep telefonumu 6 ay önce almıştım ya ama modeli eskidi ki, hemen yenisini alayım.

Televizyonum ne kadar da küçükmüş. Daha büyüğünü alayım.

Sevgilim pek bir güzel kız...çok güzel, hakikaten öyle böyle değil. Fakat yine de şu her sabah durakta karşılaştığım kız sanki daha mı güzel ne?
Belki de...belki de asıl o benim sevgilim olmalı.

Arabada giderken dinlediğim radyo kanalında çalan müzik harika ama ya daha iyisi şu anda diğer kanallarda çalıyorsa...hepsini dolaşayım kararımı ona göre veririm.

Ben dünyanın merkeziyim ya.
Her şey ama her şey yani tüm güzellikler ve iyi şeyler demek istiyorum, hep bana doğru olmalı.

Bu kadar ben merkezli ve tüketen bir yazıyı nasıl yazdın diye soracak olursanız.

Sebebi şu resimdeki televizyonlardır.

O televizyonlar  sıra sıra dizilmişti kaldırım kenarına.
Eminim bozuk oldukları için değil de eski oldukları için bırakılmışlardı öyle kaldırıma.

Tıpkı dostluklarımızı işimize gelmediğinde bıraktığımız gibi bırakmışlardı onları da kenara.

Sonra yağmur yağdı.
Öncesinde çalışıyor olsalar da artık çalışamayacaklardı.
Kimseye yar olamadılar, bizden başka.
Önce kullandık ve tükettik. 
Sonra sıkıldık. 

En sonra da attık.

Tüketim toplumunun ve ben merkezli hayatların esiri mi olduk ne?




7 Yorum:

sufi on 23 Kasım 2008 10:53 dedi ki...

Ne kadar mahzun gözündüler gözüme.Yok yok arkadaş orası Amerika.Türkiye'de pat diye atamıyoruz kapıya koyamıyoruz öyle herşeyleri.İyi çalışmayan buz dolabının bile yanında konuşturmuyorum kimseyi "duyar da küser diye" Sevgilerimle.

Mehtap Pasin Gualano on 23 Kasım 2008 11:55 dedi ki...

WALL.E filmine gittik Federico ile.. Tuketimin birgun nerelere varacagini (belki de vardik bile) anlatiyor.. Hersey ama hersey ona sahip oldugumuz anda eskiyor galiba..

Siminya on 23 Kasım 2008 14:31 dedi ki...

Bir resimden yola çıkıp son halimizi O kadar duru anlatmışsın ki.Bizim bir komşu yeni koltuk takımı aldı eskileri kapıcı isteyince "birisine vereceğim " dedi vermedi, bahceye çıkardı, bir kaç gün bekledi ve yağmur yağdı, koltuklar tonla su yedi, sonra çocuklar ve kedilerin oyuncağı oldu, en sonunda parçalandı çöpe atıldı.
Filmlerdeki piranalar gibiyiz ya

Merve(mj*) on 23 Kasım 2008 15:49 dedi ki...

Çok haklısın bu tüketici zihniyetle nereye?Özel okulda okuduğum için tüketiciliğin-manyamış tüketiciliğin ne demek olduğunu en iyi anlayanlardanım.Örnek;

*petek;aslı ya şuan kullandığım telefonunun yeni çıkmış.

*aslı;ne farkı var peki?

*petek;arkadaki desende üç çizgi fazladan var
:S

Aydan Atlayan Kedi on 23 Kasım 2008 18:21 dedi ki...

Böyle tüketerek aslında kendimizi tüketiyoruz... Ne zaman farkında olacağız bunun acaba? Ve ne zaman kurtulacağız "ben" demekten, onu hayatın merkezine koymaktan?

metanoia forever on 24 Kasım 2008 12:36 dedi ki...

bazen kendimden iğreniyorum. bir süre kendime hakim olabilsem de sonunda yine ipin ucu kaçıyor. almak için mutlaka bir bahane uydurabiliyorum. arkadaşlar şu sıralar en çok önemsediğim konu bu. kendimizi bu konuda nasıl eğitebiliriz? önerilerinizi bekliyorum

7.oda on 17 Nisan 2009 10:02 dedi ki...

doyumsuzuz ! tek sorun bu !

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template