26 Kas 2008

Koşmak bazen, sevmek daima.


Her yere koşarak giderdim küçük bir çocukken...böyle hemen ulaşmak isterdim gidilecek yere...bir de koşmak hoşuma da giderdi ki.
Mesela bakkala mı gidilecek, hemen hızlıca merdivenleri üçer beşer iner, sonra caddede deli gibi ama dikkatli bir şekilde hiç durmadan koşardım.
Annem de, babam da “aman koşmadan git” diye mutlaka tembihlerlerdi.

Ben yine de koşardım.

Koşmak güzeldir...koşmak bir bakıma özgürlüktür de.

Düşünsenize tıpkı bir çocuğun rahatlığında koşsa insanlar ama yetişkin insanlar. Herkes her yere koşarak gitse ve yürümek çoktan unutulmuş olsa...değişik olurdu. Merdivenleri hızlı hızlı inip çıkanlar...karşıdan karşıya koşarak geçenler. Yaşlılar, gençler hızlıya alınmış bir film gibi. Herkes nefes nefese...hatta bazılarımızın kalbi dayanmaz ve yığılıp kalırdı. Artık koşamadığı için evinden çıkamayanlar...mesela yani.

Tabii bu saçma sapan bir şey olurdu...komik de olurdu.
Önemli adamlar koşuyor...arkadan korumaları.
Profesör kampüste koşarak gidiyor dersine...böyle şeyler işte.

Şimdi biraz ciddi olalım...ama yine koşmaktan söz etmeye devam edelim.

Koşmak sağlıktır.
Koşamıyorsanız hızlı ama tempolu yürümeyi deneyin o da iyidir.

Koşmanın sadece fiziki yararı yoktur.
Başka amaçlar içinde kullanılabilir.
Mesela çok mu yoruldunuz?..Ruhen yorulmak demek istiyorum.
İnsanlar canınızı çok mu sıkmıştı bu sabah...ya da dün akşam?
Kafanız hala mı dolu tuhaf insanların tuhaf tavırları ile?

O zaman yorulana kadar koşun...unutana kadar koşun.

Koşmaktan başka bir şeyi düşünemeyecek duruma gelene kadar da durmayın.
Nefes nefese kaldığınızda farkedeceksiniz ki o nefesten daha önemlisi yok aslında.
O olmadan yaşanmıyor...hayat o sayede var...nefes aldıkça var.
Bir de sevdikçe. O yüzden işte, Koşmak bazen...sevmek daima.


Not: Bu yazının şarkısı Amy Macdonald'tan..."This is the life". Yazıya da çok uyduğunu düşündüm. Sevgili Haşim sayesinde haberim oldu bu güzel şarkıdan...ona da teşekkür etmek isterim.

6 Yorum:

Burcu SezeR on 26 Kasım 2008 09:28 dedi ki...

Yazının ilk cümlesi aklıma hemen Forest Gump'ı getirdi. Koşmaya başlayan ve bir daha hiç durmayan çocuğu :)

Sağlık konusunda ise doktorlar koşmanın aslında kalbe zarar verebileceğini bunun yerine tempolu yürüyüşün çok daha etkili olduğunu söylüyorlar. Benim için ise duygusal devinimlere en iyi gelen şey koşar adım yürümektir...

Basak on 26 Kasım 2008 11:32 dedi ki...

Ben bunu kendime "yürümek" olarak uyarlayıp okudum:) Her ne kadar sağlık için arada koşuyor olsam da... Yürümek de aynen böyle keyif verir bana, hem kendimi hem çevremi dinlerim. Hele ki doğa da yapılan yürüyüşler bambaşkadır, benim meditasyonumdur...

beenmaya on 26 Kasım 2008 13:03 dedi ki...

ben koşamadım ve koşamayacağım da sanırsam. her anlamda biraz ağırkanlıyım ya da tembellik de denebilir buna :))

Biraz on 26 Kasım 2008 14:47 dedi ki...

>Burcu Sezer, Basak, beenmaya
Kosmak olmasa da o zaman hizli ve tempolu yuruyus yapin o da iyidir. Ben artik kosmuyorum.
Ama hizli...pek bir hizli yuruyorum.

Basak on 26 Kasım 2008 17:56 dedi ki...

hah işte, bu iyi. ben o kadar hızlı yürürüm ki arkadaşlarım bazen "yine turboları açtın" diye dalga geçer:)

7.oda on 29 Nisan 2009 11:31 dedi ki...

bence bir de öfkeli insanlara koşma terapisi uygulanmalı :)

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template