20 Kas 2008

Sen de soyunmadan asla!


Önce sen çıkar üzerindekileri ben de çıkaracağım benimkileri.
Ama önce sen.

Ya da
Bak ben çırılçıplak kaldım sen hala giyiniksin. Oldu mu şimdi?

Ya da
Ben giyiniğim ama sen hızlı hem de çok hızlı soyunmuşsun.
Olmaz ki...

****

Yok...yok sandığınız gibi değil.
Ben duygusal anlamda soyunmaktan bahsediyorum.

Öbür türlüsü size ve hayal gücünüze kalmış... Hayat sizin.

Benim duygusal anlamdaki soyunmaktan kastım, ilişkilerimizde bir taraf bazen çok kendini açar, herşeyini paylaşır, anlatır.

Ama diğer taraf aynı şekilde paylaşım göstermez. Hani "çok sevmem ben kendimden bahsetmeyi" durumları.

Halbuki ilişkilerde de paylaşım bana kalırsa eşit olmalıdır. Siz ne kadar soyunmuşsanız, kendinizi ne kadar anlatmışsanız. Karşınızdakinden de bunu yapmasını beklemeniz hakkınızdır bence.

Öbür türlü insanın aklını hep bir huzursuz edici düşünce yumakları kaplar.

"Acaba karşımdaki insanın ikinci bir planı mı var?"
"Acaba samimi değil mi gerçekten?"
"Ya ben de paylaşmazsam nereye kadar gidecek bu ilişki?"

gibi sorularla dolabilir kafamız.

Hatta bu paylaşım eksikliği, karşınızdaki insanı daha iyi tanımanıza da engel olur...Bambaşka bir insandır belki de o. Sırf bu nedenle paylaşımlar da eşit olmalıdır diyorum ben...zaten fikir alışverişi de bu değil midir?

Cünkü bir zaman sonra evlilikte en çok aradığımız şey bu ortak paylaşım olacaktır.

Yine en çok ihtiyaç duyacağımız şey bizi anlayan birinin etrafında olmak ve bizim de anladığımız birini etrafımızda görebilmek olacak.

O yüzden evleneceğiniz insanı dikkatli seçin. Ha ben seçtim zaten diyorsanız. Umarım doğru seçimdir yapmış olduğunuz.

Efendim?
Ben mi?
Büyüyünce seçeceğim ki.


(Bu yazım ilk olarak MB'de yayımlanmıştır.)

13 Yorum:

beenmaya on 20 Kasım 2008 09:19 dedi ki...

kimin ne kadar soyunduğuna bakmadan keşke kendiliğinden gelişiverse herşey, beklemeden anlatsa karşıdaki, bu işin sırası olmasa...

Portakalmavisi on 20 Kasım 2008 09:40 dedi ki...

Bakın bu kavramlar bir kalıba konulup insanın önüne konulabilecek kavramlar değil...Çünkü farklıyız nasıl aynı saç rengimiz sahip veya aynı göz rengimize sahip birisni bulamıyorsak karakter olarakta ben içimi açarım amanda böyle birisi olsun hooppp ortak payda da buluşalım ahanda ne iyi etmişiz evlenmişiz olmuyor...ÖNEMLİ OLAN NE BİLİYOR MUSUNUZ? DÜRÜSTLÜK...ben ne yesem ne yaşasam okadar güzel ve edebi anlatırım ki ama eşim öyle değildir canı sıkkındır bilirim açılamaz ama üstüne gitmeden beklerim zamanla açılır o anlatırken güzel dinlerim...Önemli olan şifreleri güzel çözmek yoks ahemen açılmış pardon soyunmuş yok soyunmamış bu değil önemli olan bilirsiniz birşeyler var ve devamı dürüstçe gelir bunun devamını samimice getirmeyen insanla da zaten işiniz olmasın ...Konu derin bloğumda deyinirim bir gün...

metanoia forever on 20 Kasım 2008 09:52 dedi ki...

acaba bu bir türlü soyunamayanlar kendilerine karşı ne kadar dürüstler? İnanıyorumki onların ördükleri duvarlarının ardında kendilerine bile itiraf etmekten kaçındıkları korkuları var.ancak şundan eminim ki bu kafalarındaki a,b, c, d......z planları olanlar kendi hayatlarının yanı sıra etrafındakileri de fazlasıyla bunaltıyorlaR

sufi on 20 Kasım 2008 10:30 dedi ki...

İlişkilerde eksi uçların birbirini çekimi vardır genelde.Dikkat et bak şişmanlar zayıflardan uzun boylular kısalardan hoşlanır.Durgunlar hareketlilerden, az konuşan çok konuşandan hoşlanır.İnsan gönlü, kendinde olmayan vasıftaki kişilere kayar genelde .Onun için senin soyunduğun kadar karşındakinin soyunmasını da bekleme...Ya utanıyor ve ifade edemiyorsa kendini, ne olacak şimdi?

serzeniş meraklısı on 20 Kasım 2008 13:53 dedi ki...

herkes karşı taraftan beklemeden, bişeyleri görüp sonra yapayım demeden üstüne düşeni yapıyor olsa, hiçbir zaman böyle şeyleri irdelemek, doğamızda olması gereken şeylerin yapılmadığını bazen görüp, bazen yaşayıp hüzünlenmek zorunda kalmazdık...

Biraz on 20 Kasım 2008 15:32 dedi ki...

>beenmaya
bence bu cok nadir ve yine iki kisinin karsilikli samimiyetine dayanacak bir durum diye dusunuyorum.

>Portakalmavisi
Kaliba koymak kesinlikle olmaz bence de...Insan iliskileri son derece dinamik olusumlar. Ama hayatta her sey ne yazik ki karsilikli, samimiyet isin temeli ama bu bile karsilikli size samimi olmayan birine nereye kadar samimi olmaya devam edebilirsiniz ki? Dolayisi ile samimi olunca her iki taraf anlasilmak da daha kolay.

Biraz on 20 Kasım 2008 15:39 dedi ki...

>metanoia forever
O tur abcd..z planlari olanlar kendilerine bile durust olmadiklarindan ruhlari da kat kat giyinmistir...her tabaka sanki baska biridir diye dusunuyorum...bilmek ki oyle midir?

>sufi
Zit uclarin birbirini cekimine pek inanmiyorum...gecici bir guzellik yaratiyor. Iliskilerin devamliligini saglayan daha cok uyum bana kalirsa...tabii ki bu benim fikrim...Zitliklar bir zaman sonra taraflardan birini yormaya basliyor...cok sevdiginiz ve yapmaktan birlikte zevk alabileceginiz bir seyi birlikte yapamamak...benzer seyleri benzer coskuyla paylasamamak, zitliklarin cazibesini kaybettiriyor sanki. Ama bu demek degil ki kuru monoton bir iliski yani herseyi ayni sekilde yapip seven...sonucta her insan apayri mumkun diil birebir benzerlikler...dolayisi ile zitliklar degil ama ince farkliliklar lazim tabii.(cok uzun yazmisim...kusura bakmayin artik:) )

Biraz on 20 Kasım 2008 15:40 dedi ki...

>serzenis meraklisi
Bence yine bu beklemenin altinda...samimiyet ve guven eksikligi yatiyor...Samimiyet ve guven olunca her sey kendiliginden ve beklentisiz oluyor sanki.

sufi on 20 Kasım 2008 16:45 dedi ki...

Sevgili Biraz
İki tarafın da çok renkliliği taraflarca kabul edilip kendini çoğaltmaya, ilişkiyi büyütmeye yönelirse neden geçici güzelliğe neden olsun ki? Sen denizleri seviyorsundur o dağları. Sen dağları ve uçmayı öğrenirsin ondan o da senden dalmayı ve denizleri.Bak nasıl çoğaldınız birden bu bir örnekti tabi.Sen akılsan, o da his yani duygu olursa fena mı olur? Denge kurulur bence.Sevgilerimle.

Biraz on 21 Kasım 2008 01:35 dedi ki...

>sufi
Elbette kabul edilirse karsilikli harika olur.
Ama cogu zaman hep bir taraf obur tarafa baskin geldiginden zitliklar bir zaman sonra birinin cokca kendisini torpulemesi ile sonuclaniyor.
Ama dediginize katiliyorum...kesinlikle cok guzel olurdu boyle bir sey. Sevgi ve selamlarimla.

metanoia forever on 21 Kasım 2008 09:39 dedi ki...

sevgili sufi,

zıt uçların birbirini çekmesi bence de anlık. Birinin dağları, diğerinin denizleri sevmesi paylaşılabilir farklılıklar olsa da birinin konuşması diğerininin konuşamaması katlanılmaz oluyor ilişkililerde. Etrafımda böyle insanlar var kendimi nasıl hissediyorum anlatayım sana: sömürülmüş ve kandırılmış. Yoruluyorum, çok yoruluyorum. Çok çabaladım.....olmadı. Onlarla ilişkilerimi base seviyede bıraktım. Onlardan nefret etmiyorum ama onları evimin kapısından içeri değil bahçesinden içeri bile almıyorum mecazen. sanki elektrik süpürgesi gibi enerjimi emiyorlar. 1 cümle ile çözülecek birşey için günlerce aylarca didişiyorsunuz. Ben onlara DUR! dedim. Onları onların da istediği gibi kendileri ile başbaşa bıraktım. Belkide kendilerini içindeki benlerini tanımaları için bir fırsat olur onlara ve bu gerçekten işe yaradı. Sanırım senin kastettiğin başka bir şey. Ben birazın anlattığı şeyden dürüst olmamayı çıkarıyorum sen se farklı olmayı. Ama yine de başarabiliyorsan seni yürekten kutluyorum. Ben tercihimi farklı yönde yaptım böylesi insanlar için.

sufi on 21 Kasım 2008 19:03 dedi ki...

Sevgili metanoia forever
Blogunuza uğradık sizi evde bulamadık.Nasreddin Hoca ne demiş"sen de haklısın"Sevgilerimizle.

7.oda on 15 Nisan 2009 10:34 dedi ki...

sanırım ben hep çıplak geziyorum :) üşüsem de..

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template