5 Oca 2009

Tedirgin insanlar


("La bambola", Giusy Ferreri)

Bizi ne veya neler bu hale getirdi bilemiyorum.
Yok ya...aslında biliyorum.
Sevgili mahalle baskılı donanımlı toplumumuz ve harika eğitim sistemimiz.
Bir de sürekli korkular üzerine inşa ettiğimiz duygusal dünyamız.

Sonunda bizi tedirgin insanlara dönüştürmüştür.

Sizi dönüştürmediyse ve bu cendereden sağlam çıkmışsanız.
O zaman bizim gibi dönüştürülenlerin hallerini okuyun.
Hem gülersiniz biraz...
Hem eğlenirsiniz...
Hem de böyle tedirgin insan olmadığınıza dua edersiniz.

Tedirgin insanlar için toplu taşıma araçları büyük ızdıraptır. Bu tip abla ve abiler, inecekleri yere daha iki durak varken ayaklanırlar ve kapının önüne gelirler. Duracak lambası yanıyor olsa da ne olur ne olmaz diyerek tekrar basarlar o düğmeye.

Aksi gibi bu kadar temkinli davranmalarına rağmen arka kapı açılmaz...koştur koştur ön kapıya yetişmeye çalışırlar.
Sonrasında ders olur bu durum ve arka kapıda tek başlarına bekliyorlarsa, ya kapı yine açılmazsa diyerekten hep ön kapıdan ya da insanların indiği diğer kapılardan inmeye özen gösterirler.

Minibüslerde de benzer travma yaşanır. “İnecek vaaaaar” derken ya sesim iyi çıkmaz da duymazsa bu adam ve inemezsem diye sürekli boğaz temizlemesi yapılır...
“Hazır atmaca” pozisyonunda beklenir.
“Zöörtt” diye fırlatırsınız kendinizi o “Pssss...pssss” diye açılan kapılarından minibüsün.

Kredi kartıyla alışveriş yaparken...normalden biraz uzun sürse kartımızın onaylanması hemen sıkıntı terleri başlar “Amanın yoksa dolu muydu...elimde mi patlıyor kart?” şeklindeki sorular ardı ardına gelirken... “Zzzztttt” diye çıkan onaylanma sesi...o günün en mutlu anı olur sizin için. Keyifle evinize seke seke zıplaya zıplaya...gidersiniz. Tıpkı Heidi ya da arkadaşı Peter gibi sevgi dolu koşarsınız artık yollarda...(abarttım di mi?)

Etrafınızdaki insanlar hafif somurtsa...hatta sizinle böyle keyifsiz konuşsa direk olarak üzerimize alınır... “Ne yaptım acaba?...Bir şey mi oldu ki?” diye kıllanarak üzerimize çekeriz belayı hemen.
Halbuki alakası yoktur.
Ama tedirgin insan elbette o günü kendine nasıl zehir edeceğini çok iyi bilmektedir.

Yemeğe ya da bir kafeye gidersiniz arkadaşlarınız bağıra, çağıra ve kusarak konuşurken sadece bir seni ateş basar... “ulen kovacaklar bizi buradan biraz daha sakin bağırmadan konuşun” diye içinden geçirirsin ama içinden  sadece....o kadarcık işte.
 
Ya da gereğinden fazla işgal ettiğini düşündüğün kafedeki/restoranttaki o masanın derdi seni kovalar. Masadaki arkadaşlarının çoğunun umurunda bile değilken bu uzun işgal durumu...aksine köşede bozuk bozuk bakan garson ile en çok sen gözgöze gelirsin...hem de hiç istemediğin halde.

Zor zamanlar için para biriktireyim dersin...hani temkinli ama dolayısı ile de tedirgin insansındır ya.
Para birikir fakat aksi gibi de her biriktiği anda bir masraf kapısı açılır...
Sanki o para o masraf için birikmiştir.
Ya da biriktiği için gitmesi lazımdır artık.
Gelir var gider yok sıkıntı yaratmaktadır doğal olarak (!)

Bu örneklerin hepsi sakınan göze çöp batar örnekleri olarak görünebilir. Ama böyle düşünüyorsanız çok yanılırsınız. Sakınmazsanız gözünüze çöpün batmasını bırakın...odun batar...demir çubuk batar. Sonra pişman olursunuz...ve keşke çöp batsaydı diye geçirirsiniz içinizden.

Elbette insanlar ikiye ayrılır...tedirgin insanlar ve relaks olan insanlar.
Relaks olanları şaşarlar neden bu kadar kastığımıza...
Biz de şaşarız onlara neden hiç bir şeye kasmadıklarına.







13 Yorum:

öykü on 5 Ocak 2009 21:04 dedi ki...

Ben tedirgın ınsanlardanım.. Hep karsıdakını dusunurum:)
Ve kendımedır coklukla ezıyetım.

ıvır zıvır uzerine... on 5 Ocak 2009 21:04 dedi ki...

herkes tedir gerçekten... bi çoğuda aslında modern dünyanın modern tedirginlikleri...
minibüs... otobüs... kredi kartı...para...:S hepsi öle

düşünüyorumda köyde, kasabada olsak farklı mı olurdu diye...
yok yok mutlaka ordada doğacak ineğin nasıl olacağı... samanın ne zaman toplanacağı ...gibi konuları düşünen telaşlı insanlar oluyoruz...

tesbit çok doğru iki tip insan var tedirgin insanlar ve rahat insanlar...
saygılarımla

Biraz on 5 Ocak 2009 21:38 dedi ki...

>öykü
Ben de oyle karsimdakini cok dusunurum ve zorlugu da ceken yine ben olurum.
Tedirgin insanlar acaba hassas insanlar mi demektir?

>ıvır zıvır uzerine
Bence koy kasabada yasayan insan olsaydik yine tedirginliklerimiz olacakti...
belki sabah horoz niye otmedi bile bir dert olacak miydi acaba?:)

Yabani Kuzu on 5 Ocak 2009 23:06 dedi ki...

yazının başında başladım ahh ahhalara nsılda kendimi okudum içime ayna tutulmuş gibiydi sanki. Sanırım bende fazla tedirginim bu tür mevzularda ve bunlar haricindeki bir sürrü konuda.

Biraz on 6 Ocak 2009 07:20 dedi ki...

>Yabani Kuzu
Aslinda daha epey detay var yazacak ama okuyani da bogmamak lazim diye bu kadarini yazdim...:)

LÂL on 6 Ocak 2009 11:16 dedi ki...

Sevgili Biraz, tedirginlik çok yorucu bir ruh hali onu biliyorum.. Diken üstünde oturma halidir bu. En zevk alınası anları bile zehreder. Bu yaştan sonra becerebilir miyim bilmiyorum ama tedirginliklerimden kurtulmak isterdim..
Bu arada yazıda kıllandığın resim.. Bir dönem noname iken avatar olarak kullanmayı çok düşünmüştüm.. Hoş tesadüf ..

Portakalmavisi on 6 Ocak 2009 15:06 dedi ki...

O relaks olanlarada toplum içinde biz gamsız insanlar diyoruz...Hani normali tedirgin olmak diye ilan ettik ya :D...Büyük şehir yaşantısının elde var bilmem kaçıdır tedirginlik...Çok güzel bir yazıydı teşekkürler...

Yeşim Özdemir on 6 Ocak 2009 16:01 dedi ki...

Verdiğin örnekleri okuyunca aynı cephede olduğumuzu anlamak hiç de zor değil sanırım:))) Her zaman rahat insanlara hayran olmuşumdur. Kafayı bir şeye takmadan gevşek bir yaşam sürmek hoş bir şey olsa gerek... Ama kırkına geldikten sonra da değişmek zor valla:)))

Biraz on 6 Ocak 2009 16:11 dedi ki...

>LÂL
Fazla duyarli olmak tedirgin yapiyor diye dusunuyorum...ama iyi mi dersek bazen iyi...aslinda.

Resim Salvador Dali'den...arsivime koymus epeydir duruyordu, bu yaziya gidecegini dusundum ve kullanayim artik dedim :)

Biraz on 6 Ocak 2009 16:13 dedi ki...

>Portakalmavisi
Gamsizlik...galiba oyle.

Begeni ve destegin icin de ayrica tesekkurler

Biraz on 6 Ocak 2009 16:15 dedi ki...

>Yeşim Özdemir
Guzel bir sey olsa gerek oyle rahat olabilmek dedigun gibi...

Ama ben kendimi biliyorum...yine o garsonlarla goz goze gelecegim...ve yine bagira cagira kusaraktan konusamayacagim...ve yine iki durak oncesi kapida dikilecegim
Degismek zor artik.:)

YALNIZLIK OKULU on 6 Ocak 2009 16:59 dedi ki...

valla relax insan modunda yaşamaya başladım son günlerde hayatı...yoksa çekilmez oluyor...

Biraz on 6 Ocak 2009 23:25 dedi ki...

>YALNIZLIK OKULU
Bir sureligine olsun hadi bakalim:P dermisim...

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template