7 Oca 2009

Telefon insanları



("Elephant Gun", Beirut)

Eskiden telefonlar evimizde hapisken ve hatta evimizin bir köşesinde duruyorken...artık her yerdeler.

Ama öncesinde nasıldı?
Bir telefon görüşmesi yaparsınız evde... sizinle beraber herkes dinler... özel bir konuşma ise ve telefonun kordonu uzunsa yandaki odaya geçersiniz öyle konuşursunuz.

Ya da telefon çalar herkes o tarafa doğru koşar çünkü herkese gelmiş olabilir. Simdiki gibi bireysellik yok tabii. 

Numaralar ya aklınızda ya da not defterinizde olmalı...ve mutlaka yakınınızda bulunmalı.

Şimdi ise durum harika, hemen telefona kaydedin her numarayı...bin yediyüz elli beş kişinin numarası hatta ikibin kişinin numarası hemen parmaklarınızın ucunda olsun.

Hatta o kadar alışınki en sevdiğinizin... en yakınınızın telefon numarasını bile bir zaman sonra hatırlamaz hale gelin. Telefonunuzun pili bittiğinde tüm numaralar orada hapis kalsın...eliniz kolunuz bağlı bekleyin şarj olmasını.

Telefon insanları olarak bizlerin artık hafızası numara tutma bakımından tamamıyla körelmiş durumda.

Kemal Abiyi mi arayacaksınız?... Seç oradan Kemal Abi ismini hooop arasın telefon. Parmaklarını hiç yorma numaraları basmak için...onları mesaj yazmaya sakla...saniyede 240 kelime yazan adam var (abarttım mı acaba?).

Cep telefonsuz sokağa çıkınca çırılçıplak hisset hatta yarı yoldan dön, hemen eve gidip al.
Yoksa sıkıntı olur.
Toplantı da filan açık bırak...herkesi rahatsız et...sonra da gevrek gevrek gül.
Ya da toplantının önemine göre elin ayağına dolansın, gülmek yerine yüzün kızarsın.

Arabada giderken filan da kullan...hatta bisiklette bile (gördüm oradan biliyorum).

Bu telefon insanlarına şöyle küçük bir deney yapın...çok eğlenirsiniz.

Tam konuştukları sırada ellerine bir şeyler verin artık ne olursa sorgusuz sualsiz tutacaklardır. Şemsiye verin sonra alın...yerine kaşık verin...onu da alın, ayakkabı verin tutacaklardır.
Hatta bir tas su alın "bandır bak bi elini" filan deyiverin...sonucu görün.

Telefon aslında bizi fena halde esir etmiş durumda. Ben koridorda durmuş telefonda konuşurken, dalıp yangın alarmını çeken arkadaşımı biliyorum (evet yangın kolu öyle kırılması gereken bir camın ardında değildi...o da tutup çekmiş işte).

Bir de kulaklarında bluetooth kulaklık ile dolaşanlar var...anlıyorum adamlar acaip meşguller...ama bari aileniz ile birlikte bir pazar günü gittiğiniz piknikte çıkarın yahu...rahatlayın biraz.

Sonuç olarak elbette bu mobil olma imkanı harika fakat ipin ucu çoktan kaçmış...telefon insanı olup çıkmışız çoğumuz (evet evet bu yazıyı yazmama rağmen ben de aynen) ve bu hiç sağlıklı değil ne yazık ki. 

12 Yorum:

beenmaya on 7 Ocak 2009 09:51 dedi ki...

sadece telefonda değil elbet her konuda hayatımız kolaylaşıyor bu gerçek ama insani olarak baktığımızda biz de işin kolayına kaçıyoruz gibi....

LÂL on 7 Ocak 2009 09:56 dedi ki...

daha önce PC ile ilgili bir yazına da benzer şeyler yazmıştım :) Sorun alette değil üstad, o aletle kurduğu ilişkiyi düzenlemekten aciz biz insancıklarda..

metanoia forever on 7 Ocak 2009 10:43 dedi ki...

Ne garip dimi? minicik bir aletin hayatımızı böylesine değiştirmiş olması. Yaşam şeklimiz, alışkanlıklarımız, ilişkilerimizi bile değiştird. Ki bunlar zamanla yeni bir yaşam şekli olarak oturdu. Ama benim gibi bazı uyumsuz yaratıklar, cep telefonu kullanma ve taşıma özürlülüler bu duruma istemsizce direniyor. Yanıma almayı unutuyorum, eşim "ya bu cep telefonu adı üzerinde, evde bırakmıycan" diyor yanıma alsam odadan kliniğe giderken odada bırakıyorum. Sonunda anladım ki bunu bir gereklililik olarak görmemekteyim. ilk bluetooth çıktığında ben insanların yolda yürürlerken kendi kendilerine gülüp, konuştuklarını sanmıştım. Allahtan bundan kimseye bahsetmedim (kimseye söyllemezsiniz dimi:))yazılarımı, ders notlarımı hala güzel, özenle seçilmiş kalemlerle deftere yazmayı severim ama zorunluluktan bunları sonra bilgisayara aktarırım. Cep telefonu kesinlikle büyük bir teknoloji, yadsımıyorum amaaaa ne biliiim herkesin herzaman bana ulaşmasını istemiyorum, ya da onu yanımda taşımayı unutmama steri beni sıkıyor....dedim ya accık geri kafalıyım.

öykü on 7 Ocak 2009 13:20 dedi ki...

Süper bir konuya degınmıssınız:)
Su an dısardan geldım ve sokakta abartmıyorum gordugum her 10 kısıden 9 u telefon kulagında yruuyordu ..Bu nasıl bısey hepmızın aslında ne kadar onemlı ne kadar acıl ıslerı varmısta bu telefon ıyı kı ıcat olmus:) Yoksa ne olurduk ...

Bu boyle mı ? Bence degıl . Evet acıl anlar ıcın kurtarıcı cep telefonları ama oyle bı hale geldık kı .. Ben cok baska bı acıdan bakmak ıstıyorum bu konuya (yalnızlık ) gunumuz ınsanı cok cıddı anlamda yalnız ama bı o kadar da yalnızlıga dayanamıyor. Dayanamıyor neler yapıyor mesela msn ,chat,facebook tarzı kendısını bı kalabalıgın ıcınde hıssedecegı dusuncelerını dınletecegı ortamlara katılıyor .Bı anlamda sosyallesyor ! cep teleffonlarının da boyle bı yanı oldugunu dusunyuorum. Bı yerde beklıyor olan ınsan o bekleyıs anında dırekt cep telefonunu kurcalamaya baslar mesajlarına bakar olmadı hıc aklında yokken bırılerını arar oyalanır Ama oyle ya da boyle cep telefonları gercekten hayatın cok ıcıne gırdı oylesıne kı gece dahı yanından ayrılmıyor ınsanların artk yaydgı onca olumsuz enerjıye ragmen. Ben bu cep telefonları ıle ılgılı baska bı acıdan bı yazı yazmıstım onu da okumak ısteyenlerele paylasmak ısterım:) sevgıler. http://beyazkedi-silbastanbaslamakgerekbazen.blogspot.com/2008/12/cep-telefonu.html

özii on 7 Ocak 2009 13:33 dedi ki...

Gerçekten telefona yapışık yaşıyoruz hatta tek hat yetmiyor çifter çifter kullanıyoruz.
Eskiden hatırlıyorum da , o kadar çok numara bilirdim ki hafızama çok güvenirdim.Ama şimdi en yakınımınkini bile karıştırıyorum.
telefonlar ilk çıktığında bu bize lüks demiştim ama nasılda gerekliymiş...Rahatı seviyor ve nedense çabuk alışıyoruz.
Ne cepsiz ve pcsiz:)))olmuyor yaniii...

Basak on 7 Ocak 2009 17:15 dedi ki...

Tüm bu freni patlamış "rahatlığa dibine kadar teslim oluş" akımının sonu nereye varacak, merak etmekteyim...

Biraz on 7 Ocak 2009 21:04 dedi ki...

>beenmaya
zaten doga da oyledir...her zaman kisa yol secilir...kisa her zaman dogru olmasa da isi hizlandirir: )

> LÂL
Oyle biz aslinda aletlerimizin ve mallarimizin esiri oluyoruz. Biri var arabasina o kadar o kadar dikkat ediyorki bazi zamanlar gidecegi yerde park yeri olmaz diye arabasini cikartmiyor...kucucuk bir cizik adami hasta ediyor...bu durumda kim kime sahip cok belli galiba.
:)

>metanoia forever
Bizi tembellestiriyor ya..orasi isin kotu tarafi...mesela bir form dolduruyorsunuz acil durumda aranacak kisinin telefon numarasi...cep yaninizda degilse hatirlamak mumkun diil...(en azindan benim icin boyle)
:)

Biraz on 7 Ocak 2009 21:09 dedi ki...

>öykü
Siz de cok iyi bir yere deginmissiniz. Yalnizlik hakkinda soylediklerinizin hepsine katiliyorum. Mesela yemekte tek basina oturanlar yemek gelene kadar hemen kurcalamaya basliyorlar cep telefonlarini...hic yokken geregi surekli bir mesaj kontrolu...hep baglantida olma istegi...Yalnizliktan kacis.:)

>özii
Bazen kendi numaramizi bile durarak hatirlayabiliyoruz..kendi kendimizi aramadigimizdan olsa gerek:)

>Basak
Hizlanarak gidecek cok orjinal ve bizi iyice esir edecek sekilde devam edecek.

Yeşim Özdemir on 8 Ocak 2009 15:43 dedi ki...

Ben de ne yazık ki bir telefon insanıyım:) Nasıl ve ne zaman bu hale dönüştüm bilemiyorum. Ama o bahsettiğin bulguların hepsi de bende var:) Nasıl yapmalı da kurtulmalı bilemiyorum. Çok keyifle okudum yazını. bayıldım bayıldım:)))

blogcubur on 8 Ocak 2009 15:54 dedi ki...

bazen duyarım eskiden telefon yokmuş rahatlık varmış diyenleri,hem ne kadar doğru bir söz olduğunu düşünürüm hem de telefon olmasaydı ne olurdu diye.Yazı çok güzel olmuş,gereğince kullanmalı;ama telefonsuz da eksiklik hissediyorum itiraf etmeliyim:)ama şu da var ki iletişim araçlarının insanları daha da yalnızlızlaştırdığı ve iletişim içinde iletişimsizliklerin arttığı kesin

Biraz on 8 Ocak 2009 16:10 dedi ki...

>Yeşim Özdemir
Mesela simdilerde iphone, blackberry (yoksa blueberry miydi? :) ) onlardan alan arkadaslarimdan var etrafimda...ve ben almayi hic istemiyorum. Sebebi de bu sefer emaillerimi de dakika basi ve her yerde kontrol edecegim...biliyorum. Yeni bir esirlik istemiyorum. Nasil kurtulacagimiz icin ise soyle bir yontem gelistiriyorum...Yogun tempolu gunlerimde...kesmeli, kan revanli:)(duyanda kasap zannedecek) ya da ders vermeli olan gunlerde hep kapatiyorum telefonumu! dinlenme arasinda bile:)

Biraz on 8 Ocak 2009 16:13 dedi ki...

>blogcubur
Ben de aynen oyle eksiklik hissediyorum. Hatta mesela bir tatil gununde arabaya tam biniyorum telefonumu unutmusum...hic ihtiyacimda yok biliyorum ve eve gidip aliyorum. :)
Sebebi de mesela arabada acil bir durum olsa(kaz maza) lazim olur gidip aliim diyorum...
Peki eskiden ne oluyordu onlar hic yokken?! :)

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template