25 Şub 2009

Kanser...



(Symphony 7, Beethoven)

Zaman yaklaşıyor.

Amerikalı genetikçi Francis Collins’in de dediği gibi "Nasıl enfeksiyon hastalıklarını antibiyotikler ve bir takım aşılarla tedavi edebiliyorsak, kanseri de ortadan kaldırabileceğimiz sihirli mermilerimizin olacağı zaman yaklaşıyor."

Kanser, hakikaten biz insanlar için büyük dramlar yaratıyor.
Stress, çevresel etkiler, kişilerin genetik donanımları.
Tüm bunlar hayatımızı kanserin esir alıp almayacagını etkilemekte.

Her ne kadar büyük dramlar yaratsa da bizim için, kanseri calışmaya ya da öğrenmeye başladıgınızda çok yönlü bir yapısı olduğunu görüyorsunuz.

Sanki içinizde sizden başka ikinci bir bilinçli bünye yaşamaya başlıyor...Belki de hakikaten öyle.

Bu çok yönlü yapının bu yazıda çok özetle ve canınızı da sıkmadan, ilginç bir tarafını sizlere göstermeye calışacağım.

Vücudumuzun son derece düzenli ve muhteşem bir organizasyonu var. Buna karşılık da bilemediğimiz o kadar çok sır var ki.

Mesela.... elinizi şöyle karşınıza alıp bakın... beş parmağınızı birbirinden ayrılacak şekilde tutun... Hani beş sayısını gösterir gibi.

Hah...işte evet aynen öyle. Parmaklarımız aradaki boşluklar sayesinde birbirinden ayrılmakta... ve parmak dediğimiz uzuvlarımız ortaya çıkmakta oyle değil mi? Doğmadan bir süre öncesine kadar elimiz aslında bir bütün... arada kalan ve şimdi boşluk olan bölgeler genetik bir emir ile ölümü seçip yok oluyorlar ve böylece parmaklarımız ortaya çıkıyor.

Acaba nasıl bir sinyal mekanizması buna yol açıyor?
Ya da
Acaba bu sinyal mekanizmasını tamamıyla keşfetsek... aynı şeyi başka yerlerde de uygulayabilir miyiz?

Bu örneği biyolojık saatimizin ayarlanmasında bazı hücrelerin neden ve nasıl ölümü seçtiğini ve diğerlerinin hayatta kalmaya devam ederken... kimilerinin de nasıl ölümsüzlük kazandığını düşündürtmek için verdim.

Evet bazı hücrelerimiz ölümsüzlük kazanıyor... artık onlara ne kadar bizim hücrelerimiz diyebiliyorsanız.  Kanser bu ölümsüzlüğü taşıyan hücreler ile gelişiyor.

Kromozomlarımızda telomer denilen yapılar var.
Ayakkabı bağını kromozom.
Bağın ucundaki o plastik yapıyı da telomer diye düşünürsek belki kafamızda daha kolay canlanır.

Fonksiyon olarak da telomerler, tıpkı ayakkabı bağının ucundaki o plastik yapı gibi kromozomlarımızın aşınmasını salkım sacak olmasını önlüyorlar.

Eger bu telomer dediğimiz yapılar kaybolursa kromozomlar birbirine yapışmaya başlıyor ve hücrenin ölümü gerçekleşiyor.

Normal bir hücrede telomerler doğal olarak zaman içinde kısalıyor.

Bu aslında fitilli bir bomba gibi... kısaldıkça patlama yaklaşıyor... ölüm (hücre ölümü) yaklaşıyor...
Sonra sırasıyla, doku, organlar...ve hayatımız sonlanıyor.

Ama bazı hücrelerde bu telomer dediğimiz yapı sürekli var... sanki hiç bitmeyecek gibi...

Normal hücreler değil bunlar.
Evet aynen öyle kanser hücreleri.

Bu hücrelerde telomer bir türlü azalmadığından ölümsüzlük kazanmış gibiler.

Yapılan araştırmalarda TELOMERAZ enziminin varlığı ortaya çıkarıldı.

Bu enzim, o ayakkabı bağının ucunda duran plastik örneği olarak verdiğimiz telomerlerimizi sürekli yenilemekte eksildikçe oraya ekliyor...ve boylelikle hücre ölümsüzlüğü bir şekilde yakalıyor.

Ve saptanan bir durum var o da bu enzimin normal sağlıklı hücrelerde görülmemesi.

21.yüzyılda şimdi bu telomeraz enziminin kanserli hastalarda varlığının saptanması ile belki de yeni terapi yöntemleri geliştirilecek.
Kanserin de normal hücreler gibi yaşlanması ve zamanı geldiğinde de ölümü seçmesi için yol açılmış olacak.

Bu yazı kanserin ilginçliğine sadece kücüçük bir örnekti.
Kanseri yenerken ondan öğreneceğimiz çok şeyler var.

Kim bilir şimdi kötüymüş gibi görünen oluşumları çok ileride kendi menfaatimize uygun bir yöne çekeceğiz.

Mesela (simdi yine hayal dünyasına girelim) bir takım biyolojik saatler yaratacağız...kellik gibi...Kelliğin başlamasını geciktirebileceğiz... ya da kel olmak sadece isteğe bağlı bir seçim olacak...

(kim kel olmak ister ki demeyin... belki saç tarama dert oluyordur kişiye... o zaman da kessin kardeşim... diyorsanız... peki tamam sustum diyorum)


(Bu yazım ilk olarak MB'de yayımlanmıştır.)

12 Yorum:

beenmaya on 25 Şubat 2009 09:33 dedi ki...

gerçekten bilim kanser ve benzeri hastalıklar konusunda her geçen gün ciddi anlamda aşama kaydediyor. ama aynı zamanda kanser vb ölümcül hatalıklara yakalanma olasılığı da gitgide artıyor. bu açıdan bakıldığında herkesin ciddi anlamda sağlığına dikkat de etmesi gerek öyle değil mi...

yazın gerçekten çok aydınlatıcı ve verdiğin basit örneklerle çok yararlı olmuş sağolasın...

Aydan Atlayan Kedi on 25 Şubat 2009 09:34 dedi ki...

Kanser hakkında bilgiye sahip olmanın, kanseri yenmede ya da kansere yakalanmamakta çok önemli olduğuna inanıyorum ben. Ama kanser hakkında anlatılanlar her zaman net olmuyor. Eğer senin anlattığın biçimde örneklemelerle yani kafamızda canlandırabileceğimiz biçimde anlatılırsa bu konuyu daha iyi kavrayabileceğimizi düşünüyorum.
İyi ki varsın iyi ki yazıyorsun ve iyi ki bu kadar güzel anlatıyorsun. Çok çok sevgilerimle sana...

öykü on 25 Şubat 2009 12:53 dedi ki...

Çok yakın bı arkadsım kanser
2 senedır tedavı goruyor..basta tek bı yerde baslayan olay su an tum vucuduna yayılmıs durumda..
Oncelerı nerde bu konuya aıt bılgı varsa ona yardım amaclı okurken sımdı gordugumde ırkılıyorum..
Allah nerde varsa yardım etsın..

aysema on 25 Şubat 2009 13:14 dedi ki...

Konu önemli, tüm insanlığı ilgilendiriyor. Bilim insanlarımız sayesinde bir gün umarım tüm gizleri çözülür, kesin çaresi bulunur. Hastalara da şifa olur...

Konu kadar anlatı da önemli ve siz oldukça başarılısınız. Bu kadar karmaşık bir konuyu, bu kadar anlaşılır kılmak usta kalemlerin işidir. Somutlama harikaydı. Elin beş sayısına benzetilmesi de çok şaşırtıcıydı. Denedim ve gördüm.

Kaleminize, yüreğinize, beyninize sağlık...

LÂL on 25 Şubat 2009 14:08 dedi ki...

Sevgili Biraz,anlattığın meselenin bilimsel yönü hakkında "hımmm" dışında hiçbir şey söyleyemem ne yazık ki..
O yüzden nacizane yapabileceğim yorumu yapıp kaçayım ben.. Bu kadar teknik bir konu ancak bu kadar sıkıcılıktan uzak ve anlaşılabilir yazılabilirdi..
sevgiler...

Biraz on 25 Şubat 2009 14:40 dedi ki...

>beenmaya
haklisin ozellikle yedigimize, ictigimize...dikkat etmek lazim.
sabredip okudugun icin ben tesekkur ederim.

>Aydan Atlayan Kedi
:)
Acikcasi basit anlatabilme olayi galiba bu ders vermelerim yuzunden gelisti...ogrenciler bazen cok bayiyor zaten zor ve karmasik olan bir konuyu anlarken ben de hep daha nasil kolay anlatiliri dusunmeye basladim...detsegin ve begenin icin cok tesekkurler sevgili arkadasim:)

>öykü
Irkilmekte haklisin..hem de cok,...isin teknik kismi bir yana inani ve psikolojik kismi bir yana.

>aysema
Tesekkur ederim sevgili aysema, bu yukarida da yazdigim gibi ders anlatmalarimdan dolayi gelisti basite indirgeyerek anlatma seyi..ama galiba gunluk haytima da sicradi...simdi pek cok durumu hep ornek vererek anlatiyorum bazen arkadaslarimin komigune de gidiyor ama seviyorlar da:)

>LÂL
Sevindim boyle dusundugune sevgili LAL, cunku hakikaten bayik ve detaylariyla da iyice karmasik hale gelebilecek bir konuydu...aslinda bunun gibi bir suru orijinal konu var su anda calisilan.

guguk kuşu on 25 Şubat 2009 18:46 dedi ki...

Ben de ara ara düşünmüşümdür, nooluyoda bu kanserli hücreler alıp başını habire çoğalıp çoğalıp duruyo diye. Desene aslında sonuç olarak bizi ölüme götüren telomer dejenerasyonuna mağruz kalmadıklarındanmış. Nedense ölüm düşüncesi insanlar rahatsız eder. Sonsuzluğu arzulayanlarımızda eminim çoktur. Demek hücrelerinde böyle tercihleri var. Acaba duygusal hayatımızı kontrol altına alamadığımızda, bu hücrelerde kontrol dışına çıkıp, ayna dağa çıkan teröristler gibi oluyolar. Kanserin masalını da dinlemek hoş oluyomuş valla. Ellerine sağlık. Çok güzel şeyler öğrendim. Hava atarım valla ben şimdi millete. (Korkma, korkma referans belircem canım)

Biraz on 25 Şubat 2009 18:49 dedi ki...

>guguk kuşu
Buraya yazdigim aslinda alanin cok kucuk bir parcasi...ve tabii ki populer bilim dilinde anlatmaya calistim...cok bilimsel olmamasina dikkat ederek.:)

özii on 25 Şubat 2009 23:47 dedi ki...

Kanser asrımızın en korkulan hastalığı maalesef.

Çok yakınımda var . Ve bu
3. kez baş edişi olacak. Savaşı her zaman kazandı ama bu sefer biraz umutsuz. Elimizden gelen her şeyi yapıyoruz ,dilerim yine kazanan biz oluruz .

Bu nasıl bir hücreyse , zırt ordan , zırt burdan çıkıp sürekli güçlü kalmayı başarıyor. Dilerim en kısa sürede onları ölümlü hale getirebilecek bir şeyler geliştirilir.

Örneklemeleriniz çok hoştu , genetik ve DNA konusunu anlatırken yardımlarınızı isteyebilirim . Severek ve ilgiyle dinledikleri bir konu.

Biraz on 26 Şubat 2009 00:03 dedi ki...

>özii
Ogrenilecek cok sey var mesela gecenlerde akciger kanserinin gen haritasini cikardilar...hangi gen kimle ilskili seklinde...bir harita...hastaliklarin mekanizmasi da bu sekilde cozulurken kanser de buna dahil.
Elbette seve seve yardim ederim.

Mehtap P.G on 26 Şubat 2009 21:48 dedi ki...

bu kadar zor ve urkutucu bir konuya, anlasilir ve yine de keyifli bir ders olmus..

Biraz on 27 Şubat 2009 03:05 dedi ki...

>Mehtap P.G
Tesekkurler:) galiba derslerin de faydasini goruyorum anlatimmima yardimci oluyor.

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template