14 Mar 2009

Kök hücre kalpte çalışır mı?

Katıldığım bir seminer pek bir düşündürttü beni. Konu bir hayli ilginç ve günceldi. Diğer yandan hayatımızı da yakından ilgilendiriyordu. Önce konudan bahsedeyim sonra da düşündürttüklerinden.

Kök hücre çalışmalarına yeni bir pencere daha eklendi...daha da sayısı artacak bu pencerelerin ve içerisini ışıkla doldurmaya devam edecek. Araştıran, soran ve özellikle de “NE” yerine “NİYE” sorusunu soran insanlar ile bilimin hızı gittikçe artmakta. Bu seferki konu kalp hastalıkları.

Kalp krizleri ve damar tıkanıklığına bağlı kalp yetmezlikleri ile son bulan hayat sayısı inanılmaz büyük boyutlarda. İstatistiklerin itinayla tutulduğu ABD’den sayısal örnek verirsek, bir yıl içinde yaklaşık 5 milyon insan kalp ile ilgili hastalıklardan etkilenmekte. Her yıl 400.000 (dört yüz bin) yeni vaka eklenmekte. Bu arada kalp krizlerinden (MI) her yıl 1.1 milyon Amerikalı etkilenmekte. Dünyanın diğer ülkelerinde ve buna bizim ülkemizde dahil olmak üzere pek çok insan ızdırap çekmekte. Daha da acısı hayatlarını kaybetmekteler.

Kalp kası hücrelerinin yok olması pek çok sebebe bağlı. Mesela hiper tansiyon ya da koroner damar hastalıkları nedeniyle kalp kasına yeterli kan sağlanamaması ya da kalp krizleri...bütün bunlar kalp kası hücrelerimizin ölümüne sebep olmakta. Belli bir sayının üzerinde kaybedilmesi ise kalbin çalışmasını sonlandırmakta doğal olarak.

Her ne kadar cerrahi müdaheleler, konservatif tedaviler gelişmekte ve kullanılmakta olsa da ilk teşhisten itibaren tıkanıklığa bağlı kalp hastalıklarına maruz kalmış hastalar malesef 5 yıl içinde hayatlarını kaybetmekteler.

İşte katıldığım seminerde ki konuşmacı alternatif yeni bir tedavi üzerine konuşuyordu. Kök hücreleri ile yukarıda saydığım hastalıklar sebebiyle kalp kası hücrelerini kaybetmiş bölgelerde tekrar kalp kası oluşumunu sağlamak. Hatta bunu öyle hızlı yapmak ki kalp kas hücreleri yok olmuş bölgeye yapılacak kök hücre enjeksiyonu ile hastanın evden hastaneye ambulans ile taşınma süresinde bile yeni kalp kası hücrelerinin oluşumunu başlatmak ve hayatları kurtarabilmek.

Yaptıkları çalışma ile amaçları, kalp kası hücrelerinin potansiyel kök hücre aktivasyonunu ortaya çıkarmak ve bir yerde kök hücrelerin onarım yapması için uyarılmasını sağlayarak tedaviye başlamak. Kalbin kriz sonrası bile kendini toparlayıp eski gücüne dönmesini sağlamak. Şimdilik bu onarım mekanizmasını küçük küçük bölgelerde başlatmışlar...amaç elbette tüm hasar gören bölgeyi onarabilmek. Şu an fareler üzerinde denenmiş ve başarı sağlanmış durumda. Konuşmacı çok yakında klinik uygulamaya da geçmek istediklerini söyledi. Kendisi hem kardiyolog, hem de moleküler biyolog. Dolayısı ile haftanın belli günleri laboratuvarında ekibiyle çalışırken, aynı zamanda klinikte hasta da görmekte.

İşin bu kısmı herkesi heyecanlandırıyor.
Beni de çok heyecanlandırdı.
İlgiyle dinledim.
Buraya bu çalışmayı teknik terimlerden özellikle uzak kalarak herkesin anlayabileceği bir dil ile yazmaya çalıştım.
Umarım anlaşılır olmuştur.
İlgilenenlere bununla ilgili makalenin linkinide yazacağım aşağıya.

Tüm bunlar harika güzel ama...seminer sırasında ve sonrasında da...bizim ülkemizdeki bilim anlayışı ve çabası arasındaki mentaliteyi düşününce hüzünlendim. İster istemez aklıma geldi ne yapayım. Karşılaştırma yaptım tabii ki.

İnsan potansiyeli olarak hiç de geri olmadığımız halde, araştırma merkezleri olan üniversitelerimizin potansiyellerini olmadık şeylere harcadığını düşündüm. Ya da üniversitedeki pozisyonlara bilim adamı olarak değil de...hep birilerinin adamı olarak atanıldığını görmek üzdü/üzüyor. (Bu arada işini hakkıyla yapan bilim adamlarımızı tabii ki ayrı tutuyorum...herkesi kastetmiyorum. Ama çok büyük bir çoğunluk ne yazık ki bu heyecanda değil.)

Mesela bu anlattığım bilim adamını düşünün kadro ve sıfat hevesiyle yaşasaydı.
Bu adam şu an olduğu konumda olmayacaktı. 

http://www.nature.com/nm/journal/v13/n8/abs/nm1618.html

(Lee, R. Etal. Evidence from a genetic fate-mapping study that stem cells refresh adult mammalian cardiomyocytes after injury)

(Bu yazım ilk olarak MB'de yayımlanmıştır.)

3 Yorum:

Belgin on 14 Mart 2009 15:52 dedi ki...

Sevgili Biraz verdigin bilgiler icin tesekkürler. Eger bu calisma insan üzerinde de, farelerde oldugu kadar basarili olursa, binlerce insanin hayati kurtulacak.
Ama bu yöntem ülkemize gelse bile, bundan gene cepleri dolu olanlar, bir yerlerde adami olanlar, yararlanabilecekler. Halkin 85% gene caresiz ölüme gidecek, aynen simdi oldugu gibi.
Insallah sartlar bir gün degisir ve herkes karsisindaki insana, insan gibi davranir.
Sevgilerimle

özii on 15 Mart 2009 00:03 dedi ki...

İnanılmaz güzel bir haber ancak burada üzülerek Belgin' e katılıyorum . Ülkemizde sağlık o kadar kötü yerlerdeki insana verilen önem neredeyse cebindeki parayla doğru orantılı ...
Hatta bazen o bile yetmiyor, paranla rezil oluyorsun. Dilerim bu olay gerçekleşir ve en kısa sürede ve en doğru şekilde uygulamaya geçer.
Bilgiler için teşekkürler , bilimi çokk seviyorum ...

Biraz on 15 Mart 2009 13:52 dedi ki...

>Belgin
Bu calismayi yapan adamin en buyuk sanslarindan biri hem klinik hem de laboratuvarda calisiyor olmasi...Dolayisi ile bu bilim adaminin katkilari da buyuk olacaktir alandaki gelismeye.
Fakat ulkemiz acisindan soylediklerin konusunda haklisin ne yazik ki. Yasadikca goruyoruz zaten. Sevgi ve selamlarimla

>özii
Sevgili ozii, bilimin aydinlattigi berrak insanlar her tarafa yayildikca ulkemizdeki bu sikayet ettigimiz problemler de azalacak...ama biz elbette goremeyecegiz...Bizim goremeyecegimiz kadar bir uzun zamandir Belgin'in ve senin ve benim de gordugumuz bu mantelitenin degisme sureci...

umutsuz gibi oldu bu yorumum...ama aksini soyleyecek bir aydinlik var mi ki? :)
(bu arada evet ben de bilimi cok seviyorum...)

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template