14 Eyl 2009

Büyümek üzerine


Yaşadıkça aslında hiç büyümediğinin daha da farkına varıyor musun acaba?
Büyümekten maksadım, olgunlaşmak ve tecrübe kazanmak değildir.


Hiç büyümemek, yani...aslında...yaşının bedenine hiç uymadığını bilmek gibi bir şeydir.
İlkokuldayken, üniversiteye gidenlerin koca koca adamlar olduğunu sanıyorken, şimdi o koca adamların çocuk olduğunu ve hatta üniversite bittiğinde dahi büyümüş olmadıklarını keşfetmen çok mu şaşırtıcıdır?...yoksa pek bir acıtıcı mıdır?

Acıtıcı olmasının sebebi ise çokça hayatın ne kısa ve hızlı olduğunun farkına varış mıdır?


Bize özel olduğunu sandığımız her şeyin ama her şeyin pek bir sıradan olduğunu görmek hüzünlendirir mi bizleri? Yoksa hüzünden çok herkesin yaşadıklarını bizim de yaşamamız mutluluk mu verir?

Zaman gelip geçerken, parmak uçlarımızda hafifçe yükselip hayat denen sahneyi seyretmeye başlayışımız bize heyecan mı verir? Yoksa heyecan verirken bilmeden o sahne kenarının da aslında sahnenin bir parçası olduğunu anlamamız bizleri korkutur mu?

Yaşadıkça ve hatta yaşlandıkça, yaşlılığın ne zor ve gençliğin de ne toy olduğunu farketmemiz bizi hiç bir yerin ortasında mı bırakır?

Hayatımızın benzerlerini başka hayatlarda görmek ve gelip geçmiş, yaşanmış milyarlarca hayattan biri olmak sıradanlığımızın mı ispatıdır? Yoksa özel olduğumuzun mu bir göstergesidir?

Evrenin sonsuzluğuna bir sperm ve yumurtanın birleşmesi ile giriş yapmış. Ardından tek bir hücreden milyarlarca hücreye doğru büyümüş sonra da tek bir hücre dahi kalmayıncaya kadar yok olmuş bir varlığın içinde yaşamış olmak, hatta yaşıyor olmak...hiç büyümemişliğin farkına vardırır mı bizleri?


Zamanın sonsuzluğunda hayatlarımız, gün içindeki göz açıp kapama refleksinden bile daha kısa sürüyorken, kendimizi hep başkalarından üstün görmek nedir acaba? Başkalarının başına gelen şeylerin hep başkalarının başına geleceğini sanmak.

Hayat denen oyunu oynamak mıdır? Yoksa oyunun bir parçası olduğunu görememek midir?

8 Yorum:

guguk kuşu on 14 Eylül 2009 09:36 dedi ki...

bu 3. bebek beni büyütecek galiba birazcım:9 ne komik oysa ben onu büyüteceğimi sanırken:)
ilk çocuklarımda o kadar çocuktum ki beni ancak bu kadar büyütebildiler:)

Çınar on 14 Eylül 2009 11:39 dedi ki...

Kendimi hiç yaşımla aynı ruhta hissetmedim.Hiç yaşımın kadını olamadım.(Gerçi,teyzeme 80 yaşındayken,Teyze ruh yaşlanmaz derler.Sen kendini kaç yaşında hissediyorsun dediğimde,Yaşım kaç olursa olsun ruhum hala 18) demişti.


Otuz yaşıma bastığımda çok garip olmuştum.İki çocuğum vardı ve ben onlarla sokakta futbol oynuyordum...Şimdi nasıl davranmalıydım?Sokakata aynı yaşta olduğunu hissettiğim kadınların davranışlarını izlemeye başladım.I ıh! hiç beğenmedim.Ben öyle ağırbaşlı hanım hanımcık olamazdım. Uzun süre nasıl davranmalıyım ki? diye düşünüp sonra boşverdim.En güzeli olduğum gibi, nasıl hissediyorsam diye karar verdim...
Büyüdüğümüzü sanırken yok olmaya yaklaşmak ne biçim bir tezattır?

Olgunlaşıp herşeyin bilincine varmaya başlarken,Hayatın sonu sandığımız sorunların zaman içinde kendiliğinden çözüme ulaşacağını ve aslında bunun çok da önemsiz bir durum olduğunu anlamaya başlamıken,Tam anlamaya başlarken hayatı,Hayatın kıyısına itelenmeye başlamak nasıl bir tezattır...

Sevgiler

öykü on 14 Eylül 2009 13:21 dedi ki...

Insanlar yaslanmıyor bence
en buyuk ıspatı
yas aldıkca en taze kalan anıların cocukluk anısı olarak kalması.

FUNdy on 14 Eylül 2009 22:03 dedi ki...

Alzheimer falan yoksa gerçekten de yaş bedenene hiç uymaz...Çok feci birleydir...yani zihnin o kadar berrakken bedeninin eriyiveriyor olmasi insanı çileden çıkarır...Himmm bu kadar çalış, çabala, didin sen ve şu hayata tutun; kafa da tıkır tıkır çalışıyor ondan sonra günün birinde hadi bakalım toprağın altında erisin gitsin bedenin...ya da kül olsun...E n'oluyor benim guzel zihnime? O nereye gidiyor? durumu var..Çınarın yukarıda pek güzel anlattığı gibi...

Öte yandan herkesle aynı olduğumuzu kabul etmek egonun izin vermediği birşey. Das ego fena biseydir netekim. Bunu farkederek yaşamak ki farketme yeteneği de egoyu şişirme yeteneği de hardwired olarak bulunur biz homo sapiens'lerde, bir rahatlama hissi verir insana. O zaman senin deyişinle hayat denen sahneyi seyretmeye başlamak heyecan verici olabilir. Aslında hepimiz olağan mucizelerizdir de bunu unutuveririz...

Fakat heyhat, şimdi Türkiye Sırbistan maçı sorunsali ile ilgilenmek gerekiyor:)

Biraz on 15 Eylül 2009 05:21 dedi ki...

>gugukkusu
cocuklarin masumiyetinin bize ogretecegi cok sey var aslinda.
Bu arada tebrik ederim!
:)
Harika bir sey 3.bebek haberi:)

>Cinar
Cok guzel yazmissin, ben daha bir sey ekleyemem, cok tesekkurler.

>oyku
Bence anilardan ziyade, ruhumuzun hic de beden gibi hissetmemesi en buyuk kanit diye dusunuyorum.

>FUNdy
Alzheimer, hakikaten cok zor ve dusundurucu bir hastalik...onca seyi yasayip da yasamamis gibi olmak.
Dedigin gibi zihin sapasaglam ama vucud tasiyamiyor ne zor durum.

Bugun hastanede yine yenidoganlarin yanindaydim...hayatin masumiyeti en guzel onlarda:)

Kara Kalem on 16 Eylül 2009 14:11 dedi ki...

İnsanın bu acelesi niye anlamam. Keşke büyümeseydim sözleri sayısını hatırlamadığım kadar çok çıkmıştır herhalde dudak aralarımdan. İyi hatırlıyorum ve hatırladıkça gülümsüyorum. Zırzırzımba diye bi çocuk oynumuz vardı. Ebe seçilenin biraz adam tepeği yediği. Canım çok acırdı fakat büyüklerin acılarından daha pembeydi onlar. Hatırladıkça gülebildiğim acılar hep çocukluğumdu benim arkadaşım. Neden büyüdüm diye birinin yakasına yapışmak istiyorum şimdi. Ne dersin. Boyumdan büyük laflarmı ettim sence.

Sevgilerimle

Ahmet

Biraz on 16 Eylül 2009 16:31 dedi ki...

>Kara Kalem
Sevgili Ahmet,
buyusek de icimizde o cocuksulugu ve tasiyabilmek de guzel. Bir de isin en guzel tarafi o gulumseyerek hatirladigimiz zamanlar hep kalacak hic degismeyecek.

pınarpare on 14 Ekim 2009 14:53 dedi ki...

merhaba Biraz...
üzgünüm ama biraz daha büyüdün... :)ya da her nasıl istersen , büyümek ya da büyümemek kendi isteğin...benim için her daim dertleşecek ve danışacak kadar büyük , keyifle sohbet edip gülebilecek kadar küçüksün :)
sevgilerle...
nice yıllara...

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template