21 Eki 2009

Bilemedik ki- 2 (Öykü)


Bu sandık içi konuşmalarını bir kenara bırakıp şimdi de şu yan odada çalışan adamın iç sesini bir dinleyin...

Çok yorulmuşum arşivleri karıştırmaktan.
Lenslerimi çıkardım.
Biraz dinlenmek istedim.

Ekrana dokundukça akan bilgiler sadece gözlerimi değil zihnimi de yormuştu.

Zaten, bu sabah ne zor geldi uyanmak!
Eskiden yani biz çocukken saati ayarlardık ve zıngır zıngır çalan zil sesi ile uyanırdık. Önceleri büyüklerimiz uyanır sonra gelir bizleri kaldırırlardı. Ben daha zilin sesini yan odadan duyar duymaz uyanırdım ama abim top patlasa uyanmazdı. İttire kaktıra uyanırdı. Sonraları büyüdükçe kendimiz kalkar olduk çalan saatle. Sıcacık uykumuzdan, yumuşacık yatağımızdan kalktık hep.

Zil sesi kalmadı artık. O zilli saatlerde kalmadı.
Bir dönem sonra zilin ve o mekanik saatlerin yerini elektronik saatler aldı...sadece alarm değil hava durumunu bile gösterir oldular.
Ha evet zil lafı da kalmadı. “alarm” diyorduk o zamanlar.
Şimdi dünya bambaşka tıpkı bir zamanlar cep telefonlarının gelmesiyle iyice bireyselleşmemiz gibi artık pek çok şey bizzat bize özgü. Mesleğimin en keyifli tarafı sanırım teknolojiyi birebir hastalarıma adapte edebilme imkanım.
Hastalarım diyorum ama hasta değil ki bizim kliniğe gelenlerin hepsi.


...devam edecek.

1 Yorum:

öykü on 21 Ekim 2009 18:24 dedi ki...

Artık hersey bıreysellesme sonucu bıze ozgu bu dogru

ama artık hıcbısey
bence ozgun degıl
gıderek daha cok bırbırımızın kopyası olma yolundayız..

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template