20 Ara 2009

Blog yazarlığı: Özgürce yazabilme özgürlüğü.


İnternetin bu kadar yayılması ve artık neredeyse her evde Tv olması gibi bilgisayarların da her eve girmeye başlaması, blog yazarlığını daha da cazip hale getirdi. Eskiden “günlük” adı altında tutulan ve kimseye gösterilmeyen, okutulmayan yazıları artık “blog” adı altında internet ortamında yazar olduk. Hala daha deşifre (!) olmamak kaygısıyla rumuzlar kullanarak yazıyoruz yazılarımızı. En azından epey büyük bir kesim böyle, sanal dünyanın sanal isimlerinin ardında yazıyor.

Google gibi güçlü arama motorlarının sayesinde, yazılarımızın çalınıp çalınmadığını kontrol edebiliyor, kimin tarafından bu yüzsüzlüğün yapıldığını bulabiliyoruz. Kimlikler rumuzların ardına saklansa da IP numaraları pek bir yere saklanamıyor.

O yüzden ne yazdığımıza dikkat etmek gerekiyor.
Yazıları çalıp bir de üstüne gelen yorumları da sahiplenip işi iyice yüzsüzlüğe vurmamak gerekiyor.

Ama zaten sanal ortam dediğimiz bu bahçede bu şekilde çalarak yaşayanlar, günlük hayatlarında da başkalarının haklarını gasp etmekte ve buradaki yüzsüzlüklerini aynen devam ettirmekteler.

Blog yazarken elbette her konuda yazabilmek büyük bir lüks ama yine de burada bitmiyor iş. İmla kurallarına olabildiğince uymak ve dili güzel kullanmak ise okunabilirlilikte ilk şart diye düşünüyorum. Eksik yazılmış kelimeler, düşük kurulmuş cümleler, alel acele yazılmış ve özen gösterilmeden yazılan bloglar ise okuyanı hemen kaçırıyor. Bu aynı zamanda okuyana da saygısızlık.

Blog artık sadece yazıları paylaşmak olmamaya başladı. Çektiğiniz videoları, fotoğraflarınızı da ekleyebiliyorsunuz. Yorumlar alarak inter aktif bir ortama geçebiliyorsunuz. Tüm bunlar zaten bildiğimiz ve yapılan şeyler. Ama işin güzelliği anlatmak istediklerinizi anlatırken işin bir sınırı yok. Bu bakımdan geleceğin dünyasında belki de kişisel tv yayınları ve radyo yayınları olmaya başlayacak. Bu da özgürlüğü getirdiği gibi çok sesliliği ve kaosu da getirecek. Kısacası kalabalıklar içinden sıyrılıp bir yerlere ulaşmaya başlayan yolcular gibi olacağız.

13 Yorum:

Evren on 20 Aralık 2009 09:42 dedi ki...

"yüzlercesinin arasında bir yüz aradım kendime" yazmıştım hani şu blogtan bloğa deşifre olmadan yazma telaşında olanlar için ve bir şekilde gün geçince bir şekilde kendilerini ortaya koyma ihtiyacı duyanlara... ve bir keresinde de "IP dedektifleri ve bir kimliği olmalı insanın" diye bir başka yazı... yayına vermemiştim her ikisini de... şimdi yazını okuyunca düşündüm; hem dertleşme, paylaşma, kimlik edinme, çevre edinme, arkadaşlık kurma telaşındayız, hem deşifre olmama... çelişki her daim...

sanal denen ortamın da bir kimlik ve kendini ortaya koyuş olduğunu fark edince, pek bir farkı kalmıyor hayattan dediğin gibi...

hırsız her yerde hırsız olarak yer buluyor kendine

iyi pazarlar...

öykü on 20 Aralık 2009 15:23 dedi ki...

Kesinlikle cok dogru analizler teşhislerle dolu bı yazı olmus
Katılıyorum diyecegım.

Biraz on 20 Aralık 2009 19:45 dedi ki...

>Evren
Aslinda yazilardan, secilen konulardan, hatta kurulan cumlelerden, yorumlara verilen cevaplardan ya da hic verilmeyen cevaplardan bile kisi ne kadar saklansa da belki de gunluk hayatindan daha fazla kendinden bir seyler anlatmakta ve belki de biz gunluk hayattaki arkadaslarimizdan cok daha fazla tanima ihtimali icindeyiz.

Biraz on 20 Aralık 2009 19:45 dedi ki...

>Oyku
:) tesekkurler sevgili Oyku:)

FUNdy on 20 Aralık 2009 23:14 dedi ki...

Hırsızlık mı? gercekten mi? inanamadim yahu...Yani baya baya blog yazısını alıp kendi yazısı gibi mi yayınlamıslar....Himmmm...ilgincmis valla..

Ben blog yazmayı cok seviyorum. Bazen yazarken konusurken nasıl konusuyorsam oyle yazıyorum...o zaman da gramer falan olmuyor ama onun da oyle olması gerekiyor ama genelde bakildigindan gramer konusunda takintili oldugumu anliyordur okuyanlar diye dusunuyorum... Pek onem verdigim birkac sey: dahi anlaminda da-de lar bitisik yazilirsa amanin...bir de ki'ler bitisik olmasi gerektigi yerde ayriysa ya da tam tersi...bazı ornekler sadece:)))

Bloglu hayatı destekliyoruz....:)Haa ama bu arada Turkiyede mesela benim cevremde o kadar az insan var ki blog isi ile ugrasan...en azindan kendisini desifre eden...

guguk kuşu on 21 Aralık 2009 11:55 dedi ki...

ben yazılarımı yazarken konuşma dilini kullanmayı seviyorum ve öyle yazılan bloglar bana daha samimi geliyor. hakikaten yazmaktansa hakkaten yazmak daha çok hoşuma gidiyor. peki sence bu itici bir durummu?

Biraz on 21 Aralık 2009 23:18 dedi ki...

>FUNdy
Yazilar caliniyor elbette, ve hatta yayinladiklarinda gelen yorumlara da guzelce cevap veriliyor. Mesela benim bir siirimin basina boyle bir durum gelmisti...yorumlardaki ovguye ve takdir seylerine tesekkur ediliyordu.
Halbuki suradan alintiladigim ve kaynagi bu olan yazara tesekkur ederek yayinliyorum dense bu bile iyi hani izin alinmadan ama kaynak gosterilerek demek istiyorum...bu bile yapilmamisti.

Biraz on 21 Aralık 2009 23:20 dedi ki...

>guguk kusu
Konusma dilinde de olsa yine de su "de...da..." larin ayri yazilmasi gibi detaylara ozen gostermek gerekiyor bence.

Cunku obur turlu cumlenin tum anlami degisebiliyor ve okuyana anlatmak istediklerimizi tam anlatamadigimiz zaman bosa zaman kaybetmis oluyoruz diye dusunuyorum.

guguk kuşu on 22 Aralık 2009 12:04 dedi ki...

bilmem ki....
ben de bazen hiç gramere uymayan şeylerle anlıyorum karşımdakinin hislerini mesela bugün absalom yorumuma cevap olarak "guguk kuşuuuuu" diye başlamış,
beni özlediğini düşündüm, gördüğüne çok sevindiğini anladım,
amaaaan boşver,
bırakalım herkesler bildiği gibi takılsın

Biraz on 22 Aralık 2009 16:16 dedi ki...

>guguk kusu
benim daha cok soylemek istedigim sey sonu basi belli
olmayan noktalamalara onem verilmeden yazilmis calakalem yazilar
yoksa ornegini verdigin seslenme tarzi olabilecek seyler hem dogal hem de sevimli
oyle seylere bir sey dedigim yok zaten
:)

Abi on 22 Aralık 2009 21:32 dedi ki...

bir yandan söylediklerinin tamamına katılırken diğer tarafta en sonda guguk kuşunun söylediğni de destekliyorum. Boş ver. herkes bildiği gibi takılıyor işte. işin ucunda bir kazanç (maddi anlamda) olmadığı için o kadar da önemli değil. diyorum. sonra da acaba doğru mu düşünüyorum diye düşünüyorum. :)))

Biraz on 23 Aralık 2009 06:05 dedi ki...

>abi
samimi ve sicak yazilarin dogasinda olan tarza/stile bir sey demiyorum elbette...
Fakat anlatmak istedigimizin anlasilmasi bakimindan yine de birazcik da olsa gramere duzgun cumle kurmaya filan dikkat etmeliyiz diye dusunuyorum.
:)

Evren on 23 Aralık 2009 16:03 dedi ki...

2-3 gün önce gelişen bir olay sonucunda dayanamayıp yazımı verdim bloga, senin yazına da bir link verdim... haber vereyim istedim...

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template