27 Oca 2010

Kısa...kısa





Dün konuk bir konuşmacımız vardı. Sıtma üzerine çalışan bir doktor. Arada Afrika’ya, Tanzanya’ya da gidip çalışmalar yapıyor. Sıtmaya yakalanan hastalar üzerinde çalışmakta. Sıtma aslında çok can alan ve halen bugün dahi almaya devam eden bir hastalık. Mesela 1996 yılında HIV virüsüne yakalanan insan sayısı 26 milyon iken aynı yıl sıtmadan ölen insan sayısı 30 milyonmuş. Konuşmasında Tanzanya’ya da gidip çalıştığını söylediğinde dinleyicilerden bir hocamız peki hastalığa yakalanmadan nasıl çalışabildiniz diye sordu. “Çalışamadım” dedi. “Ben de yakalandım.” Bilim uğruna, hastaları ,tedavi edebilmek uğruna kendisi de sıtmadan muzdarip.


Bundan bir sene öncesiydi...trafikte ilerlerken bir belediye otobüsünün arkasından dura kalka gidiyordum. Tam önünüzde koca otobüs olunca üzerinde yazanları da okumak durumunda kalıyorsunuz. Arkasındaki reklam oldukça çarpıcıydı. Organ bağışı üzerineydi.


“Arkamda beklemekten sıkıldınız değil mi? Bir de organ bağışını bekleyen hastaları düşünün. “


Hakikaten de öyleydi çok sıkıcıydı beklemek!
Artık hekimler tam gün hastanelerinde çalışacaklar ve hatta başbakan kadar maaş(!) bile alacaklarmış. Başbakan kadar ya da daha fazla. Hekimlerin maaşları hep göze batmıştır. 10 dakika muayene etti şu kadar aldı bu kadar aldı denir. Hep bir göz kalma olayı söz konusu. Bırakın da alsınlar. Onca yıl çalışmanın ardından hayata dair bizzat hayat çizgisinin bir o yanında bir bu yanında hayatları kurtarmaya çalışmanın maddi ölçüsünde kimsenin gözü kalmamalı diye düşünüyorum.


9 Yorum:

Evrenin Dünyası on 27 Ocak 2010 08:50 dedi ki...

sınır tanımayan doktorları okuduğumda onlar kadar inançlı olmak istemiştim hayatta, olabilseydim meslek olarak kesin doktorluğu seçerdim, yarı tanrısal böbürlenmeleri olanlar hariç seviyorum ben doktorları ve bazılarını bildiğimden bazen hak ettiklerinden çok çok az kazandıklarını da görüyorum...

Evrenin Dünyası on 27 Ocak 2010 08:53 dedi ki...

seyrettiğim bir amerikan diziden bir sahne geldi aklıma; organ bağışı bekleyen bir kız çocuğuna sonunda aranan kalp bulunmuştu. stajyer doktor koşarak geldi: bugün mutlu günümüz kalp bulundu dedi... öyle mutluydu ki, deneyimli doktoru onu alıp acil servisi götürdü, yeni bir organı bulmak hiçbir zaman büyük bir mutluluk değildir deyip, trafik kazasında ölen genç kızın başındaki babayı gösterdi...
aklıma geldi...

guguk kuşu on 27 Ocak 2010 10:22 dedi ki...

otobüsün arkasındaki reklamı çok zekice bulduğumu belirtmek isterim.
asıl konu doktorların kazançları. Ne garip değil mi bira, hep aynı muhabbet verdır: 5 dakika baktı o kadar para aldı...sanki verilen hizmetin karşılığı, ne kadar zaman aldığına göre belirlenir diye bir kural var. Yaşam çizgisinin o tarafında ya da bu tarafında olmak arası zaman saliselerle ölçülürken ve bu geçiş bu kadar önemliyken, sizin bu konu üzerine verdiğiniz çabanın bu kadar küçümsenmesi çok garip.
O birkaç dakika içinde yaptıklarınızı kaç yıllık eğitim ve tecrübeyle edindiğiniz, bu eğitimler sırasındaki bedensel ve ruhsal yıpranmalarınız, kendinizden ve ailenizden çaldığınız geri gelmeyecek zamanlar. geçenlerde bir doktor arkadaşı trafik kazasında kaybettik. Eğitim hayatını düşündük, hep koşturmayla geçmişti hayatı, geriye kalansa sadece yardımcı olabildiği hastaları oldu.
Sayın başbakan nedense doktorlardan nefret ediyor. ben hep acaba tayyip bey zamanında doktor olmak istedi de olamadı mı diye düşünürüm.
Bu konu burada yazmakla bitmez birazcım. en çok saldırılan meslek grubudur hekimlik. kıymetleri en az bilinen. ama en yoğun çalışan.
bence tek başına bu konuyu günlerce yazmak lazım. ellerine sağlık diyorum.

Biraz on 28 Ocak 2010 05:12 dedi ki...

>Evrenin Dunyasi
Ozellikle organ bagisi galiba sentetik olarak (mesela kok hucre orijinli) yapilana kadar oldukca onemli olacak.

Biraz on 28 Ocak 2010 05:16 dedi ki...

>gugukkusu
Her meslekte tuhaf adamlar var, doktorlar arasinda da.

Gecesini gunduzune katarak ve karsiligindaki maddiyati hic dusunmeden calisani da var...Sirf para icin acimasiz bir piyasa hekimligini secen de.

Ama meslegin kutsalligi ve zorlugu hic bir zaman degismeyecek.

Evrenin Dünyası on 28 Ocak 2010 09:12 dedi ki...

kesinlikle organ nakli çok önemli sadece, bir can için bir candan olmasa da dediğin gibi sentetik olabilse... biz görür müyüz bilmem ama mutlaka olacak o da...

Abi on 28 Ocak 2010 13:05 dedi ki...

doktorlara ödenen para ile ilgili dün Yılmaz Özdil yazısının girişi, herşeyi anlatıyordu aslında.

Kız verirken,
Kocaya varırken,
Araba alırken,

doktor civanım...

muayene ücretine geldimi;
Hepsi şerrefsiz...

:))))

Biraz on 29 Ocak 2010 04:23 dedi ki...

>Evrenin Dunyasi
mesela artik deri hucresinden de kok hucreye donusum yapilabiliyor bu oldukca buyuk bir avantaj, bu tip calismalar organ yapimini da hizlandiracak.

Biraz on 29 Ocak 2010 04:24 dedi ki...

>Abi
okudum yaziyi cok guzel yazmis hakikaten...eline ve kalemine saglik Ozdil'in.

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template