14 Oca 2011

Stresin sizi yok etmesine izin verin - 1


Stres kaynaklı  enzimlerin, hormonların ya da kısacası bir takım moleküllerin salgılanması durumun hassasiyetine göre gereklidir. Mesela bir hayvan bir beş dakika içinde başka bir hayvan tarafından afiyetle yeneceğini farkederse. Bu süre zarfında salgılanan stres hormonları onun hayatını kurtaracaktır.
Stres ve korkunun tetiklediği hormonlar artık bedendeki pek çok yapılması gereken işi geri plana atacak ve hayvanın o durumdan kurtulmasına öncelik verecektir. Mesela kaçabilmesi için daha da hızlı koşması ya da koşabilmesi için kaslara uyarıcı, tetikleyici sinyallerin gonderilmesi gibi...


Kısacası öncelik hayatta kalmaya yönelik olacaktır. 
Bu şartlar altında stresin sonuçları gayet yararlı ve hayat kurtaran sınıfındandır.

Bizlerin streslerini düşünün. 
Bir süreliğine girdiğiniz stresler vücudu alarma geçirmesi bakımından çok gerekli ama diğer yandan bunun uzaması ve hatta kronikleşmesi ise vücuda korkunç zararlar vermekte. 
Mesela stres sırasında salgılanan hormonlar vücudta o anda rutin olarak yapılması gereken pek çok metabolik işi erteliyor. Öncelik sırası değişiyor. Mesela sperm yapımı bile stres ortamında azalıyor. Çünkü öncelik sperm yapımında değil. Öncelik hayatta kalmak ya da artık stresin çözümü neyse onu uygulamakta. 

Mesela işe geç kalmamak. Hemen hızlı hızlı yetişmeye çalışmak.
Taksitleri yatırmak. Taksitler için parayı bulacak yolları düşünmek...örnekler daha da arttırılabilir.

Tüm bunlar sırasında kalbiniz daha da hızlı çarpıyor. 
Kan basıncı daha da yükseliyor. 
Beyine daha da kan pompalanıyor. 
Kısacası fizyolojik olarak vücud pek çok önlem alıyor.

Aniden korktuğunuz bir anı düşünün. 
Elinizin ayağınızın titrediğini görecek, kalbinizin anında hızlı çarpmaya başladığını hissedeceksiniz. 
Vücudun alarma geçmesi durumuna belki de en kolay örnek bu.

Bir de bu durumun her yarım saatte bir olduğunu düşünün. 

Artık önlem olsun diye kurulan bu sistem vücudu fena halde hırpalamaya başlayacaktır. 

Stres ürünlerine (hormonlar) ya da önlemlerine böyle sürekli maruz kalmak mesela beyinde hipokampüs (hippocampus) denilen bölgeyi fena halde yıpratmakta. Hipokampüs, ana olarak hafızadan ve biraz da öğrenmeden sorumlu bir beyin bölgesi. 
Hafızanın yapılanmasından sorumlu. 
Uzun dönemli hafıza, 
geçici hafıza,
hafızanın yer etmesi...gibi fonksiyonları var. 

Uzun dönemli hafıza, anlık hafıza hep buranın işleri. Kronik stres bu bölgeye zaman içinde zarar veriyor. Kronik stresin bu bölgede %20 lik bir azalmaya sebep olduğu bulunmuş. Alzheimer hastalarında da bu bölge en çok etkilenen bir bölge doğal olarak.


Bu yazının gelecek bölümünde bir diğer beyin bölgesi olan frontal korteksten bahsedeceğim. Frontal korteksin öneminden. Hayatımızı nasıl etkilediğinden. Stresin etkilerinden. Frontal korteks son derece ilginç (bence tabii)

15 Yorum:

Belgin on 14 Ocak 2011 09:40 dedi ki...

Günaydin Birazcim,
sayfana ne zaman ugrasam yeni bir seyler ögrenerek gidiyorum, tesekkürler.

Yazinin devamini sabirsizlikla bekliyorum.

Sevgilerimle

guguk kuşu on 14 Ocak 2011 09:49 dedi ki...

anlaşıldı. dont worry be happ

guguk kuşu on 14 Ocak 2011 09:55 dedi ki...

başlık çok anlamı. sen başlığı stresin sizi yok etmesine izin vermeyin şeklinde yazsaydın ben de bu kadar etkili olmayacaktı sanki yazı. bunu kendi kendimize yaptığımızı çok iyi vurgulamışsın. hayatı daha güzel kılmak ellerimizde. ellerine sağlık.

novella / विश्व on 14 Ocak 2011 10:12 dedi ki...

bilim adamının kendi dili vardır ya, kimsecikler tarafından anlaşılmayan, terminolojisi bol, kavramları dinleyen/okuyan tarafından havada asılı kalan. sen o dili indirgiyorsun 5 yaşında bir çocuk da anlasın/algılasın diye. ben en çok bunu seviyorum sende. mütevazi bir dilin stresi ortadan nasıl kaldıracağının kanıtı gibisin. kendi iç sesimizi de daha dingin, mütevazi ve fısıltı halinde çıkacak bir şekle dönüştürebilmeyi başarabilse(k)m keşke...

beenmaya on 14 Ocak 2011 12:17 dedi ki...

hani hep denir ya her şey kararında iyidir, yararlıdır. o sınırı aşarsan asıl zararlıdır diye...denir ama uygulanır mı elbette ki hayır...

öykü on 14 Ocak 2011 12:24 dedi ki...

Çok guzel bı yazıydı


stres hakkında hıc bılmedıklerıımı ogrendım sayende


ve aslında stresın korktugumuz gıbı bısey olmadıgını ogrenmek te guzeldı

sevgıler

Biraz on 14 Ocak 2011 17:47 dedi ki...

>Belgin
Tesekkurler sevgili Belgin, uzun zaman sonra yorumlarini gormek de guzel. Yazinin ikinci bolumunu cumartesi yayinlayacagim.

Biraz on 14 Ocak 2011 17:47 dedi ki...

>gugukkusu
Hakikaten de oyle "dont worry be happy".
Yeterince bir stress var hayatta zaten ama onu uzatip kisaltmayi ogrenirsek en guzeli.

Biraz on 14 Ocak 2011 17:52 dedi ki...

>novella / विश्व
Gun icinde o kadar cok teknik terim ve isle ugrasiyorum ki...ve bunlari ozet olarak anlatmaya kalksam hakikaten cok zor. Ozellikle bu yazilarda bundan kacinmaya calisiyorum. Bilim dunyasinda su son 10 yilda oylesine orijinal seyler gerceklesti ve gerceklesiyor ki...bunlari en anlasilabilir bir dille bilim ile ugrasmayanlara da anlatmak gerektigini uzunca zamandir dusunuyordum.

Simdi bu blog sayfalarinda da onu yapmaya calisiyorum. Farkettigin icin ve begenin icin de ayrica cok tesekkur ederim.

Biraz on 14 Ocak 2011 17:53 dedi ki...

>beenmaya
aynen oyle, stresin dozunun artmasi hakikaten son derece zararli, bu hipokampusten bahsettim yazida, uzunca zaman stres ve bu kosullara maruz kalan insanlarda hipokampus kuculmekte...dolayisi ile neler ardindan gelecegini tahmin etmek zor degil.

Biraz on 14 Ocak 2011 17:55 dedi ki...

>oyku
Stres cok zararli eger uzunca sure devam ediyorsa...sartlar hep stres verici ve kisi de bunun icinde iyice kosede kalmissa...o zaman vucuda cok buyuk zararlari...var.

Stresin yarari belki motive edecek kadar olmasinda ama daha fazla degil:)
Destek ve begenin icin de ayrica tesekkurler, sevgili oyku.

Aydan Atlayan Kedi on 14 Ocak 2011 21:18 dedi ki...

Bizim stres kaynağımız iş yaşamı. Hafızamın berbat olmasının sebebini şimdi daha iyi anlıyorum. Birşeyler yapmalı ama ne?

Biraz on 15 Ocak 2011 07:01 dedi ki...

>Aydan Atlayan Kedi
Bir takim oneriler de yazdim, onlari da bu yazi dizisinin icinde belirtecegim...

Ali İkizkaya on 16 Ocak 2011 11:32 dedi ki...

Sevgili Biraz!
Gerçekten hem ilginç hem de güzel bir konu başlığı.
Hayatta olduğu gibi vucutta da her şey dengede olmalı.
Ellerine sağlık yeni şeyler öğretiyorsun.
Sevgiyle...

Biraz on 16 Ocak 2011 16:33 dedi ki...

> Ali İkizkaya
Sevgili Ali, cok fazla umursamiyoruz, ne yedigimizi, neden sinirlendigimizi, neden bos yere kendimizi yiprattigimizi...ama diger yandan yeni satin aldigimiz arabamizin benzinini, yagini hic ihmal etmiyoruz, en saglam yere parkederken onu, kendimizi ise atiyoruz en tehlikeli bosluklara...

 

Blog Listem

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template