22 Nis 2010

Kötü Kahve


Hatırlamıyorum en son ne zaman böylesine kötü bir kahve içmiştim. Bu onca zaman sonra ilk kez oluyordu.
Kahveyi ısmarlarken, “
Creme and Sugar*” diye soran kadına “Black...just black**” demiştim gülümseyerek.
Zaten ben hep gülümseyerek söylerim ki bir şeyi isterken.
Küçüklüğümden beri öyle alışmışım ve hep teşekkür de etmişimdir.
Küçükken de ve şimdi büyüdüğümde de teşekkür etmişimdir her bir şey için.
Evet pek bir kibarım galiba!
Yoksa belki de “kibarlık olsun” diye değil zaten öyle olması gerektiği için, karşındakine minnettarlığını gösterebilmenin sevecen bir yolu diye değil midir küçük bir teşekkür, hafif bir tebessüm?

Kahvem kopkoyu, simsiyah geldi tam da istediğim gibi.
Bazen böyle kapkara içerim.
Bazen ise içine sütü kendim koymak isterim.
İstediğim kadar olsun. Ne fazla ne az. Tam da benim istediğim kadar. Başkasının değil.
Bireysel hayatlarımızın özellikleri bu istekler, hep bizim istediğimiz ayarlar olsun, başkalarının değil.
Bu sefer %1’lik sütten aldım, önce ağzına kadar kahve dolu bardağı boşalttım, o çöp kutusuna.
İçi naylon poşet ile çevrilmiş çöp kutusuna.
Kahvenin birazını boşaltırken insanın içi rahatlıyor. En azından ben öyle hissediyorum. Tuhaf bir his. Bir taraftan da düşünüyorum, bu sıcak ama çok sıcak kahve o naylon torbayı deler mi?
Sütü karıştırıyorum kahveme. Artık kopkoyu değil. Kafein özellikle migreni olanlar için hiç tavsiye edilmez. Başınız ağrıyorsa ve bu bir de migren ağrısıysa, o zaman hiç kahvenin yanına yaklaşmayın o sıra. Gidin karanlık bir yere uyumaya bakın. En keskin ilacı bu migrenin, çoğu zaman.
Neyse ki benim başım ağrımıyordu.
O yüzden gönül rahatlığı ile içebilecektim. Güzel bir yer buldum kendime. İki caddenin tam kesiştiği bir manzaraya sahip ve önüm olduğu gibi cam, gelip geçeni seyretmek için ideal. Keşke yanımda bilgisayarımda olsaydı diye düşündüm. Biraz etrafa bakar, biraz blog okurdum...kahvemi yudumlarken.
Ya da şu yan taraftaki kitapçıdan NewYorker dergisini alsaydım...onu okurdum hiç olmazsa. Boş duramayan adamın halleridir bunlar. Neyse ben de hayallere dalayım o zaman diye düşündüm. Hatta yeni bir blog konusu düşüneyim.
Artık sıra kahveye gelmişti. Bir yudum aldım. Onca hazırlık, onca plan yaparken kahvenin bu kadar kötü olacağını hiç düşünememiştim bile.
Kahveden sadece bir yudum içtim.
Bıraktım.
Etrafı seyrettim.
Sonra kulaklıklarımı taktım DeVotchKa’dan “
Curse your little heart” dinledim. Şarkı bitti.
Dükkandan çıktım.
O kitapçıya girip NewYorker’ı aldım. Kahve olmadan da okurum ki diye düşündüm.
Bilmem bir daha oranın kahvesine bakacak cesaretim olur mu?
* krem ve şeker
** siyah, sadece siyah (sade)

4 Yorum:

guguk kuşu on 23 Nisan 2010 09:36 dedi ki...

amaaan be biraz. bazen kahvenin tadı, havanın sıcaklığı, ayakkabının rengine bu kadar takılırken anı kaçırıyormuyuz acaba? ben de çok yaparım bunu. O anda kahve kötüyse, bilmemki, belki onu çöpe atıp sadece etrafı mı seyre dalmak lazım, çünkü bitmiyor işte: kahve tamamsa, ha bi de bilgisayar olsaydı, gazete olsaydı, se, sa, se, sa......ne garip varlıklarız biz insanlar.

Biraz on 24 Nisan 2010 06:53 dedi ki...

haklisin hep bir su da olsun bu da olsun sendromu:)

öykü on 25 Nisan 2010 07:47 dedi ki...

İstanbul da bu kadar cok sayıda cafe yoktu eskıden
sımdı yerlısı yabancısı ıle bı dolu cafe acıldı
ıyısı var kotusu var

ama guzel olan yanı şu;
kucuk bı mola vermek ıstıyorsun

bı mınık teneffus

yolunun ustunde bırbırınden şık bı suru mekan
secıp bırıne gırıyrosun
E bı de kahvesı guzelse
o kısa mola sana yenıden can verıyor:)
o yuzden sevıyorum cafelerı

yuzdekı tebessum meselesıne gelınce:)
aynıyız desem
ben de ınsanlara hep gulumsıyerek yaklasırım bısey ısteyeceksem
lutfen le baslar yuzumdekı tebessumle tamamlarım

ve cevrede emredıcı ıfadeler tasıyarak
ıstek te bulunan ınsanlara da sasırım
sonucta orda calısan ınsana da kucuk bı tebessumle
guzel bı motıvasyon kazandırılsa
ne olur kı..

sevgılerımle.

Biraz on 25 Nisan 2010 19:07 dedi ki...

>oyku
hakikaten de soze tebessumle baslamak en bastan buzlari kirmak icin guzel bir cozum ama bazi insanlar o kadar kendileri ile mesguller ki ya da o kadar agresifler ki gormuyorlar bile.

Burada bir takim orijinal cafeler var ama yine de her kose basinda starbucks ve turevleri var, Peets Cafe ise ayrica seviyorum.:)

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template