21 Nis 2010

Yanardağ patlayınca


Bir yazı yazmıştım yeşil bir ada hakkında. Yemyeşil güzel mi güzel bir adaydı bu. Elbette karanlık yerleri de vardı. Ama her şeyi barındırması onu cazip kılıyordu. Adanın etrafı ise koskoca karanlık bir deniz ile çevriliydi. O yazının devamını isterseniz buradan okuyabilirsiniz. İşte bu son günlerde yaşananlar bu ada düşüncesini iyice büyüteç altına alıyor sanki.

Biz insanoğulları hem kişisel dünyamızda hem de genel olarak çağlar boyunca pek bir ukalaca yaşadık ve yaşıyoruz. Bu dünyanın kararlı ve değişmez olduğunu zannediyoruz. Hatta daha da ötesi teknolojik olarak gitgide gelişiyor olmamız bizi son derece şımarıklaştırmış durumda. 6 ayda bir değiştirilen cep telefonlarından tutun da daha bir sürü gereksiz tüketim çılgınlıklarını siz sıralayın...

Bir adada bir yanardağ küllerini savuruyor Avrupa’da ki tüm uçuşlar felce uğruyor. Geçenlerde burada 2-3 gün yağmur yağdı. Ulusal afet bölgesi ilan edildi. İnsanlar evsiz kaldı. Yollar kırıldı, patladı. Daha evvelsi gün üzerinde arabayı kullandığım yol, bir anda debisi yüksek akan ve hatta rahatça botlarla gidilecek bir ırmağa dönüştü. Şaka yapmıyorum. Suların nasıl aktığını gözlerimle gördüm. Daha da ötesi bizim E-5’den de geniş otobanın 5-6 kilometrelik bölümü iki gün kapalı kaldı. İnsanlar işlerine gidemedi. Gidenler ise 10 dakikalık yol için 2 saatlerini harcadı.


Bu Avrupa’da ki volkanik olay en son bundan 200 sene önce olmuş. O zaman ne uçak var, ne de dünya bu kadar birbiri ile bağlantılı. Bugünkü etkisi çok daha çarpıcı. O bizim buradaki yağmurlar 2-3 gün yerine 1 ay sürse aynı şiddette, dünyanın en ileri ülkesinde de hayat durmaya başlayacak. Ya da volkanlar patlamaya ardı ardına başlasa hayat felç olacak.

Ama öylesine umursamaz bir şekilde yaşıyoruz ki, biliyoruz (!) böyle sürmeyecek. Yağan yağmurların, patlayan volkanların ve artık şiddeti 8’leri bulan depremlerin ardından hayat yeniden devam edecek. İnsanoğlu yeniden yaşamaya, savaşmaya, birbirini zevkle öldürmeye devam edecek. Hatta gerekirse doğanın yapmadığını yaparak dünyayı toptan yok edecek. Ama dünya bizim ya,  burası hep bizim oyun alanımız ya...geçici duraksamalar bizi hiç yormaz, etkilemez de.

Bazen düşünürüm hani şu bilim kurgu filmlerinde olduğu gibi bir sabah uyansak ve gökyüzünde binlerce uzay gemisi görsek ne yaparız acaba? Binlerce derken o kadar çok ki artık mavi gök yüzünü göremeyecek kadar. Sanırım yine aramızdan bazıları bizleri satarak onlarla işbirliği yapacaktır. Gelenler iyi niyetlilerse o zaman ne ala ama böyle bir olasılık sanki azmış gibi geliyor bana.


Gerçeklere tekrar dönecek olursak, hayatlarımızın kırılganlığını ve dünyanın bu muhteşem ılıman iklimini/şartlarını sürekli görmezden gelmemiz nedendir acaba?

Sanırım sebebi yine bireysel dünyamızda yatıyor. Birey olarak bizim başımıza gelmez diye düşünüyoruz. Hep başkalarının başına gelir ve biz seyrederiz. Tıpkı televizyon seyreder gibi hayatları seyrederiz. Hatta ölümün bile bizi bulamayacağını aslında yanı başımızda olduğunu çoğu zaman unuturuz.

Bu durum bana hep o Titanik faciasını anlatan filmleri hatırlatır. Botlarda kurtulanlar heyecanla birbirlerine sarılmakta ve sevinmektedirler canlarını kurtardıklarına. Gemidekiler ise çığlık çığlığa hayatlarının son saniyelerini yaşıyorlardır. Kurtulanların o inanılmaz sevincine biraz daha uzaktan bakınca mesela 2010 yılından bakınca. O kurtulup sevindirik olanlar da artık çoktan ölmüşlerdir. Tıpkı girdiğiniz bir kuyrukta, sırada birazcık daha gerilere gitmeye benziyor bu durum. Sadece birazcık daha ertelediniz esas yolculuğunuzu.

Böylesine geçici ve ne yazık ki pek rutin olan bu hayatı olabildiğince mutlu ve huzurlu geçirebilmek belki de tek avantajımız. Onun dışındaki her şey pek bir yüzeysel.

3 Yorum:

öykü on 21 Nisan 2010 22:07 dedi ki...

O kadar guzel yazmıssınız kı
eklenecek hıc bısey kalmamıs.
bı tarafta hayatlar soner bı tarafta hayat devam eder tarıhın ılk caglarından berı boyle bı duzenın parcası olarak yasar ınsanoglu

beenmaya on 22 Nisan 2010 13:45 dedi ki...

teknoloji diyoruz ama işte doğa karşısında teknolojinin de gücü bir yere kadar...

Biraz on 22 Nisan 2010 18:28 dedi ki...

>oyku
bir de hayatlarimizin kisaligini anlayabilsek ve birbirimizi anlasak ,o zaman anlamli olacak.

>beenmaya
sadece teknoloji diil ki, dunyanin bu iliman ikliminin degerini bilemiyoruz bile, ya kislar -180C ve yazlari da 320C olmaya baslarsa zaten olmadan biraz onca biz insanlar ve diger canlilar yasayamaz hale gelecek.

 

Hayattan ve Masallardan Biraz Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template